Aşk öğreticidir


Bilge Öztoplu

Bilge Öztoplu

Okunma 11 Şubat 2018, 19:05

Yıllar geçiyor anılarını sevgiyle getiren sevdamı anımsıyordum.

Ne anlatılabilir, ne yazılabilirdi.

Yaşanası, herkesi kıskandıracak bir uyumun beraberliği idi.

Eşit şartların bölüşümü, paylaşmanın sonsuzluğuydu. Acılarımızı daha yaşamadan hisseder olmuştuk. Birbirimizi büyüttüğümüz, eksiğimizi diğerimizin tamamladığı bir gönül yolculuğu idi. Dilimizin dönmediği yerde günlükler devreye girer, bir iki şiir ile boşuna dert ettiklerimize derman sözcükleri yazardık. Bitmez sandığımız bu sevdanın büyüsünü bu sefer insanlar değil zaman bozmuştu. Direniyorduk ormanda karşılıklı. Sevgi köprüsünün üstünden el salladığımızda kuşlar, ağaçları bırakıp beyaz bayrağımıza konuyorlardı.

‘Etmeyin, bozmayın’ diye bağırıyorlardı. Yemyeşil doğadan ve onlardan utanıyor, Yevtuşenko’nun şiirinin içine gömülüyorduk. 

Daha en başta tazeyken korunmalıdır aşklar 
Atmalı o aşk dolu “Daima!” ve o çocuksu “Asla!”ları, 
“Söz vermeyin!” diye bağırıyordu trenler, 
“Söz vermeyin!” diye mırıldanıyordu telefon telleri. 
Yarı çatlak ağaç dalları ve duman karası gökyüzü 
Uyarıyordu bizi, ama haberleri yoktu onların, 
İyimserliği yalnızca öğretilmemiş yalınlık gördüğümüzü, 
Ve büyük olmadığı zaman daha güvenli olduğunu umutların. 
Ayık kalmak gerekir ve tartmalıdır ayık kafayla 
İlişkinin değerini, benimsemeden önce-zincirin öğretisidir, 
Söz vermemektir göklere ama hiç değilse vermektir toprağa, 
Söz vermemektir ölüm ayırana kadar, ama hiç değilse bir 
yaşam vermektir. 

Dillerimiz söz tutamazdı, bilemiyorduk. Aşkın sarhoş¬luğuna dalmıştık. Ayık kalamamıştık. Beraber olamamış ama birbirimize ayakta kalmayı, kendimize yaşamlarımızı bağışlamıştık. 

Yeryüzündeki ender aşklardan biri saymıştım kendiminkini. Bittiğinde çok ağlamış ama bu güzelliği hep kutsamıştım. Bedenine varamamış, Aşk’ın içinde içi içe bir ol¬duğumuzu hep hissetmiştim. Yazdıklarımızı geriye dönüp okumak yerine, yıllar önce tükenmez kalemin içinden akan mutluluğa bir damla mürekkep damlatabilmiştim. Hiç nefreti, kızgınlığı olmayan saygılı bitişi bir tören gibi uğurlayabilmiştim. Onu her saniye yaşayarak başka bedenlerde var olmak yerine, kendimin olduğu bir dünyaya insanları kabul etmeyi başarmıştım.  

Bir aşk insana esas öğretiyi verirmiş. 

“Yaşama sanatını veren aşkı görmekmiş benim sevdamın öğretisi…”. 

Yüzüm yine aydınlandı. Güneşten mi, gururdan mı? Aşk’a sormak lazım.” 

Yüzleştikçe insan kendisine ne kadar da iyi davranıyor. Doğayı seyrederken gözleriyle kopardığı her çiçekten; kızdık¬larına bile çiçek uzatmaya başlıyor. İşte geldik gidiyoruz; nedir bu kavga, hırs? Cümlelerinin beyin kazanında kaynadığında köpürüp sütün limanına sığındığı beyaz özürler içeren… 

Düşünüp hayal kurarak potansiyelime ya teğet geçe¬ceğim ya da temas edeceğim. İkisinin arası ince ipek iplik. İnsan olarak merhamet hissedip karıncayı bile ezemiyoruz, ama birisini severken onu duygularımızla eziyoruz? Mükemmel uyum ve bir geometri nizamındaki doğayı acı-masızlıkla suçluyor, insanların kendi acılarını başkasından çıkarmasını barış harekâtından sayabiliyoruz. Barış gibi görünen savaşın hâkimiyeti. 

Canı yananlar başkalarını ısırınca mı iyileşiyorlar?

Kendi acılarını böyle mi dindiriyorlar? 

Gerçek hayat ne diyor? 

Hepsini artık AŞK’a sorup, cevabını yaşamdan almak, aşkın öğrettikleriye sarmaş dolaş olabilmek ve AŞKI AŞMAK’tır hayat…

Anlamlı deneyimler de budur.

Aşk ile kalın!

banner363
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sevtap Gökçe - 1 hafta önce
Yüreğinize kaleminize sağlık hocam