Biz bizden ne istiyoruz?


Sevinç Çakır

Sevinç Çakır

Okunma 26 Mart 2016, 14:46

Sevgi istiyoruz, seviliyoruz ancak kıymet bilmiyoruz. 
Sevilmek istiyoruz, seviliyoruz fakat kendi bencilliklerimiz yüzünden sevenlerimize hep nankörlük ediyoruz. 
Sahi biz bu sevgiden ne istiyoruz? 
Sıcak bir aile ortamı istiyoruz, kendimiz o sıcaklığı veremiyoruz. 
Çoğu zaman ailemizin yanında bile olamıyoruz. Hayat öyle türlü türlü meşgaleler sunuyor ki önümüze, nefes alamıyoruz. Düşünemiyor, sorgulayamıyoruz. Sadece bize verilen talimatları yerine getiriyoruz. Yıllar geçiyor elimizde hiç bir şey yok! 
Haksızlık değil mi bu? 
Biz; bizi sevenlerin, sevdiklerimizin yanında olmak isterken, sanki hayat bunun tam tersi için uğraşıyor öyle değil mi? 
Aşk diyoruz, şansımız yaver gidiyor onu da buluyoruz ancak sahip çıkamıyor çoğu zamanda bulduğumuz o aşkı bizsizliğe mahkum edip öylece bırakıyoruz. 
‘Yanımda annem olsun bana hiç bir şey olmaz’ diyoruz, bize bir şey olmuyor ama ona ne olduğundan hep bir haber yaşıyoruz. 
Sevmek zayıflık diyerek onlara hiç hak ettikleri şekilde sarılamıyoruz. 
Sevdiklerimizle aramızda yalnızca mesafeler olmuyor çoğu zaman, bazen de koca koca duvarlar örüyoruz. İstemsizce! 
Peki ya bunu neden yapıyoruz? 
Cevap yok! 
Çünkü artık eskisi gibi insanlara güvenemiyoruz! 
Eskisi gibi kimseyi içten sevemiyoruz! 
Sevgimizi gösteremiyor dahası da göstermek istemiyoruz. 
Aslında biz kendi bildiğimizce seviyoruz onları ve onlarında bizim bu sevgi dilimizden anlamlarını bekliyoruz. Haksızca! 
Belki de bizim sevme şeklimizdedir sorun, belki de onların sevilme anlayışlarında... bilemiyoruz. 
Biz belki de sevmeyi bilmiyoruz. Belki de bildikleri gibi sevemiyoruz onları ya da bildiklerimiz yetersiz kalıyor hep onlara! 
Bazen sevdiğimiz dereceyi gösteremiyoruz,  bazen de gösteriyor ama hep kıyıda köşede  kalıyoruz gözlerinde, yüreklerinde... 
En son hatırlanan kişi hep biz oluyoruz mesela... 
Onca sevmemize, onca değer vermemize rağmen... 
Onca düşünceye onca ilgiye ve sevgiye rağmen. .. 
İlk vaz geçilen ilk göz ardı edilen kişi yine biz oluyoruz. 
Sahi biz bu sevgiden ya da bizi sevenlerden tam olarak ne istiyoruz? ! 
Sevmek sevilmek yaramıyor bizlere. Öğreniyoruz. 
Biliyoruz ki kimi sevdiysek sırtımız da kalbimiz de hep onların bize bıraktığı bu izleri, yaraları taşıyoruz. Dahası asla unutamıyor, insanlara da hep aynı olacak hissiyle yaklaşıyoruz. Hatta ve hatta insanlara yeniden yaklaşmaktan hep korkuyoruz! 
Oysa tek ihtiyacımız olan şeydi sevmek ve sevilmek hissi... 
İçimizdeki o boşluğu dolduracak, bize kendi dışımızda bir hayat sunacak insanı bekledik hepimiz yıllarca öyle değil mi? 
Peki ya şimdi? 
Sorun ne ? 
Sorunumuz ne? 
Ne değişti? 
Bilmiyorum. 
Nasıl ne şekilde açıklayacağımı bu nankörlüğü ve bu boş vermişliği... İnanın hiç bilmiyorum 
Asıl sorunumuz; 
Biz sevilmeye alışkın değiliz. İşte bunu çok iyi biliyorum artık! 
Sevilmeden geçen koca bir ömrün ardından sevilince ne yapacağımızı bilemiyor sapıtıyoruz hepimiz. Gözüne far tutulan tavşan misali öylece kala kalıyoruz. Sevgi bizde böyle bir kilit hali yaratıyor sanırım. Aslında hiç olmadığımız biri gibi davranabiliyoruz. Ya da davranmaya çabalıyoruz. Oyunlar,  yalanlar, sahte mutluluklar hiç bitmiyor ve yetmiyor bize aşk! İsteklerimiz beklentilerimiz hiç bitmiyor. Biz hayatta olduğu gibi ondan da hep daha fazlasını istiyoruz. Sonuç olarakta Aşk bizden tasını tarağını toplayıp gidiyor arkasına bakmadan. Evet buna sebep  yine bizler oluyoruz. 
Günümüz de benim türettiğim bir tabirle ROBOTİK insanlar türedi. Tür tür ve çeşit çeşit. 
ROBOTİK insanda mı ne? Şöyle anlatayım sizlere. .. 
Duyguları olmayan, ruhsuz, sıradan, basit düşünce ve kalp yetisine sahip, hiç bir şeye tepki vermeyen, veremeyen... Hayatı, aşkı sorgulamayan... Etrafında ki insanlardan habersiz hatta kendinden kendi içinden bile bir haber yaşayan, 8-4 mesai saatleri içerisinde kendini otomatik kullanıma alan ve 4ten sonra da sistemini kapatan insan grubu onlar. 
Her topluluğa sorgusuz sualsiz destek veren, doğru yanlış ne düşünmeyen, tamamen duygusal yani parasal değerlere önem veren. Menfaatlerine düşkün. Tek eşliliğe karşı. Önüne gelen herkesi seven ve önüne gelen herkese kendini sevdiren, vicdanlarını kaybetmiş, kalpsiz, insani davranışlardan bir haber yaşayan ve olabildiğince uzak kalan insanlar onlar. 
Sanki onlar hiç çocuk olmamış,  çocukluklarını hiç yaşamamış, şuan ki yaşlarında dünyaya gelmişler gibi görünen, her şeyi bilen ama aslında hiç bir şey bilmeyen yine de burunlarından asla kıl aldırmayan şişik egolu insanlar. Gördüğünüz an tanıyorsunuz onları. 
Eğlenceden keyiften uzak. Hayatsal hiç bir belirtileri olmayan. Yaşayan ancak yaşamayan ve yaşama dair en ufak bir istekleri olmayan, yaşayanları da hep yargılayan, karalayan, yaralayan insanlar onlar. 
Daha çok para eşittir daha çok iş mantığı taşıyan, gecesini gündüzünü o taş duvarlarda sevdiklerinden mahrum ve sevdiklerini de kendilerinden hep mahrum bırakan, hakka hukuka asla takılmayan insanlar onlar . 
Diyeceksiniz ki şimdi biz bu konuya nereden geldik? 
Aslında konu hiç değişmedi. Konumuz hep aynıydı yalnız yelpazemiz birazcık genişledi. 
Konumuz sevgiydi. 
Ama her şeyde olduğu gibi; sevgide, sahip olduğumuz o sevme yetisi de, kalbimizde zamanla, zamana göre değişti. Bizim, hatta kalbimizin bile yan sanayi ürünleri türedi. 
İnsanız ama insani hislerimiz yok artık! 
İnsanız ama kendimiz insan sevmiyoruz! 
İnsanız ama insansız hava sahası, insansız bir yaşam istiyoruz ve hasretini çekiyoruz! 
Yaratılan varlıkların en üstüyken, kendi türümüzü yine kendimiz en aşağı çekiyoruz! Kendimizi yine kendimiz alçaltıyoruz. 
İnsanız ama içinde bulunduğumuz insanlıktan tiksiniyoruz! 
İnsanız ama insanca yaşamıyor ve yaşayamıyoruz! 
İnsanız ama insanlık hep lafta kalıyor şimdilerde nedense! 
İnsanız ama insanlıktan hep bir haber yaşıyoruz! 
Sahi biz bu insanlıktan, kendi insanlığımızdan daha ne istiyoruz! 
Şu koca dünyada onca yer ve bunca insan varken, neyi kimi nereye neden sığdıramıyoruz! 
Neden dünyada yalnızca kendimiz varmış gibi yaşıyoruz? 
Neden bunca insan varken insan göremiyoruz? 
Bu sorular sorgulamalar hiç bitmez. 
Zira biz değişmedikçe, biz ‘biz’ olamadığımız sürece bu devran hep böyle dönüp gidecek. İşte ben asıl bu döngüden korkuyorum! 
Bu yazım, değişmeyen bu düzenin, yine değişmeyen bu insanlıklarımızadır. 
İçimizde ki sevgi ışıgımızı asla kaybetmeyelim!
Her şeye inat hep insan ve insancıl hislerimizle kalabilmek ümidi ile..


 
banner363
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.