Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, 17. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi oldu

Nuray Koç/İSTANBUL-Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak 49 yıl önce kurulan Vehbi Koç Vakfı’nın her yıl sırasıyla kültür, eğitim ve sağlık alanında verdiği Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi, Koç Ailesi üyelerinin ve konukların katıldığı törende açıklandı.

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, 17. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi oldu


Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu; Prof. Dr. İpek Gürkaynak’ın başkanlığını yaptığı Seçici Kurul’un önerdiği 3 aday arasından, 17. Vehbi Koç Ödülü’ne, eğitim alanındaki çalışmaları ile Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’i lâyık gördü. 

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, üniversite eğitimin yaygınlaşmasını hedefleyen Açık Öğretim sisteminin oluşturulması ve uygulamaya geçirilmesinin yanı sıra iki dönem rektörlük görevini de yürüterek, Anadolu Üniversitesi’nin gelişmesine önemli katkılar sağladı. Prof. Dr. Büyükerşen ayrıca, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın kuruluşu ve ilk projelerin geliştirilmesi sürecinde aktif görev üstlendi. Faaliyet gösterdiği her alanda eğitimin yalnızca eğitim kurumlarına ait olmadığı ilkesiyle hareket eden Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Prof. Dr. Büyükerşen; müzeler, sanat kurumları ve belediye merkezleri tarafından da desteklenmesi gerektiğini savundu. Bu anlayışla tüm kenti yaşayan bir eğitim kurumuna dönüştüren uygulamalar geliştiren Büyükerşen, bu alandaki öncü isimler arasında yer alıyor.  

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, 17. Vehbi Koç Ödülü’nü, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’un elinden aldı.

Ömer M. Koç: “Eğitimciler, bu ülkede hiçbir zaman cumhuriyetin ilk yıllarındaki kadar el üstünde tutulmadı; öğrenmek ve öğretmek hiç o zamanki kadar kıymetli olmadı.”

İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ödül törenindeki konuşmasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder” ve ”En büyük savaş cahilliğe karşı yapılan savaştır” sözlerini hatırlatan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç şöyle devam etti: “Cumhuriyetin kurucuları eğitime fevkalâde bir önem atfettiler. Batı ve doğu arasındaki karanlık uçurumun en önemli sebebinin ‘cehâlet’ olduğunu bizzat müşahade eden ve o uçuruma düşmemizi engelleyen Atatürk ve arkadaşları yokluk içinde dahi eğitim yatırımlarına öncelik verdi. Eğitimciler bu ülkede hiçbir zaman cumhuriyetin ilk yıllarindaki kadar el üstünde tutulmadı; öğrenmek ve öğretmek hiç o zamanki kadar kıymetli olmadı”  

Ömer M. Koç: “Hür nesiller yetiştirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz”

Eğitimin, Vehbi Koç Vakfı için her zaman ‘eşitler arasında birinci’ faaliyet alanı olduğunu vurgulayan Ömer M. Koç sözlerini şöyle sürdürdü: “Büyük Önder Atatürk Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği nesilleri ‘ben inkılap ruhunu ondan aldım’ dediği Tevfik Fikret’in ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ sözleri ile tarif etmişti! Aradan neredeyse yüz yıl geçti; gençlerimizin fikri, vicdanı, irfanı hür mü? Bırakın gençlerimizi, bizlerin, yetişkin ve ‘yetişmişlerin’ fikri, vicdani, irfanı hür mü? Bugün sizlerin karşısında şunu samimiyetle ifade edebilirim ki Vehbi Koç Vakfı olarak hem Koç Üniversitesi ve Koç Lisesi’nde, hem de ‘On Yedi Okul’, ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi’, ‘Öğretmen Ağı’, ‘Eğitim Reformu Girişimi” gibi diğer paydaşlarla birlikte yürüttüğümüz eğitim projelerinde ‘hür nesiller’ yetiştirmek için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Yetenekli ancak imkânları mahdut öğrencilere burs vererek ellerinden tutuyoruz.” 

Ömer M. Koç: ”Başak, İpek ve Kerem hayatlarına dokunduğumuz on binlerce gençten sadece üçü. Keşke on binlerle yetinmesek, yüz binlere, milyonlara ulaşabilsek...”

Vehbi Koç Vakfı’nın bir yıllık faaliyetlerinin derlendiği kitapçıkta yer alan burslu öğrenciler Başak, Kerem ve İpek’in hikâyelerine de dikkat çeken Ömer M. Koç, “Bu yılki yayınımızda pırıl pırıl üç gencin hikâyesi de var. Bu röportajları okumanızı özellikle tavsiye ederim. Koç Lisesi’nin ardından Koç Üniversitesi’nde de burslu okuyan ve kendini yetiştiren öğretmenlerine duyduğu saygı ve hayranlık neticesinde öğretmenlik mesleğini seçen Başak’ın hikâyesi şahsen beni fevkalâde etkiledi ve duygulandırdı! Tıp Fakültemizin ilk mezunlarından İpek’in Amerika’da devam eden eğitim serüvenini ve kendisini daha da geliştirip ülkesine dönme yönündeki kararlılığını; tarih bölümü mezunumuz Kerem’in henüz Oxford’da doktorasına devam ederken bile hepimizi gururlandıran akademik başarılarını da lütfen okuyun. Başak, İpek ve Kerem hayatlarına dokunduğumuz on binlerce gençten sadece üçü. Keşke daha fazlasını yapabilsek. Keşke on binlerle yetinmesek, yüz binlere, milyonlara ulaşabilsek” dedi. 

Ömer M. Koç, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e ödülünü takdim ederken konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Bugün Vehbi Koç Ödülü’nü alacak değerli akademisyen de meslek yaşamı boyunca ülkemizi eğitim yoluyla ileriye taşımak için gayret sarf etmiş ve geliştirdiği modelle milyonlarca insanın hayatına dokunmayı başarmış bir eğitimci. Hepinizin yakından tanıdığı bu değerli bilim insanının ülkemiz için yaptıklarına yeterince teşekkür etmek hakikaten imkânsız.”

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen: “En büyük servetim öğrencilerim”
Törende, 17. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen hakkında kısa bir film de yayınlandı. Her gününü “yeni bir maceranın başlangıcı” olarak tanımlayan Prof. Dr. Büyükerşen, filmde yer alan röportajında, “Kendimi Atatürk’e, ilkelerine, cumhuriyete ve bu topluma borçlu hissediyorum. Hem de öyle bir borç ki ömür boyu bitmiyor… Tüm bu uğraşlara karşılık en büyük servetim, en büyük kazancım yetiştirdiğim öğrencilerim. Kendimi çok mutlu ve bahtiyar hissediyorum. Vehbi Koç Ödülü’ne beni layık gören çok değerli jüri üyelerine şükranlarımı sunuyorum” dedi. 

Ödül Gerekçesi ve Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Hakkında:

Prof. Dr. İpek Gürkaynak başkanlığındaki, Prof. Dr. Sami Gülgöz, Prof. Dr. Murat Günel, Prof. Dr. Mine Göğüş Tan, Batuhan Aydagül’den oluşan Seçici Kurul tarafından hazırlanan ödül gerekçesi özetle şöyle:
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in eğitim alanında yaptığı katkılar temel eksende ele alınabilir: Açıköğretim ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Türkiye Eğitim Gönülleri Vakfı ve Eskişehir Belediye Başkanı olarak toplumun eğitimine yaptığı katkılar. 
Prof Dr. Yılmaz Büyükerşen 1971 yılında, ülkemizde o yıllarda çok sınırlı olan üniversite kontenjanlarından dolayı büyük bir kesimin üniversite eğitiminden yararlanamamasına bir çözüm olarak, uzaktan eğitim modelini geliştirme çalışmalarını başlattı. Çok sayıda öğrenci için eğitimde fırsat eşitliğini hedefleyen proje, 1982 yılında “Türkiye İçin Açıköğretim Modeli” projesi YÖK Kanunu ve 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile Açıköğretim Fakültesi olarak ülke çapında ve Batı Avrupa'nın 6 ülkesi ile Kuzey Kıbrıs'taki Türkler için uygulamaya konuldu. Bugün 17 lisans, 34 önlisans programıyla yaklaşık 1 milyon 400 bin öğrencisi ve 2 milyon 200 bin mezunu bulunmaktadır. 
Büyükerşen, 1995 yılında ilköğretim çağındaki çocuklara okula destek olacak biçimde eğitim ve gelişim olanakları sunmayı hedefleyerek kurulan TEGV’in kurucuları arasında yer almış ve ilk yönetim kurulu başkanı olarak 4 yıl görev yapmıştır. TEGV, yıllar içinde Türkiye’nin eğitim alanında faaliyet gösteren en yaygın sivil toplum kuruluşu oldu. 
Büyükerşen’in 1999 yılında ilk kez seçilmiş olduğu ve halen yürütmekte olduğu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı çerçevesinde, gerek çocukların gerekse halkın eğitimine yönelik çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bunların arasında en başta Senfoni Orkestrası, Şehir Tiyatroları gibi sanat kurumlarının kurulması, yeni kültür sanat ve kongre merkezlerinin hizmete açılması, su altı dünyası, bilim deney merkezi, uzay evi, eğitim merkezleri gibi birçok merkezin açılması ve aralarında Türkiye’de tek olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nin de yer aldığı yeni müzelerin kurulması sayılabilir.  

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2018, 09:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568