Trup'lu yeni dünya

Amerikan seçim sonuçlarını değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Mithat Baydur, Trump’la birlikte dünyanın yeni bir döneme gireceğini söylüyor.

Trup'lu yeni dünya


Dünyada küreselleşme yerine yerelleşmeye doğru bir gidişatın görüldüğünü kaydeden Baydur, son ABD seçimlerini, İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söylüyor:
Dünyada yerelleşmeye yönelik trend görülüyor!

Trump’ın NAFTA’yı dağıtacağını, NATO’ya eskisi kadar sıcak bakmadığını söylemesini bir kenara koyarsak, ABD özelinde sadece bir tahlil yapmamız ABD’yi tek bir vaka olarak ele alıp analiz etmeye kalkışmamız büyük bir resmi eksik bırakabilir. İngiltere’nin AB’den çıkmasını da eş zamanlı ele almamız lazım. İngiltere AB’den çıkıyor, Trump’lı ABD NAFTA’yı dağıtmak istiyor, Trump’lı ABD Trans Atlantik Ticaret Anlaşması’na karşı, Trumplı ABD NATO’ya eskisi kadar sıcak bakmıyor. Kısaca 1980’lerden sonra globalizasyon yerine glocalizasyon dönemine girilecek. Dünyada küreselleşme yerine yerelleşmeye doğru bir trend görülüyor. Bu trend çok önemli. Çünkü bölgesel entegrasyonların, bölgesel ya da küresel bir takım ticari anlaşmaların eskisi kadar geçerli olmadığı, herkesin biraz daha kendi kabuğuna çekildiği, izole edildiği bir dünya resmi ortaya çıkacak. Hatta bu izolasyon, bizatihi ABD’nin içerisinde bile olabilir. Yerelleşme, kopma eğilimleri, California, Teksas gibi eyaletler bir süre sonra ortaya çıkıp, kendi bağımsızlıklarını isteyebilirler. ABD’yi tehdit edecek bir trend gözüküyor. Şimdi bu trend böyle cereyan ederse şöyle bir vahim durum var: 1. Dünya Savaşı ile 2. Dünya Savaşı arasındaki 20 yıllık dönemin içerisine giriyoruz. Bu da hegomonik gücün belli olmadığı, farklı aktör ve dinamiklerin ortaya çıktığı kaotik bir dünyadır. Bu kaotik; dengesini kaybetmiş düzensizliklerin içindeki bu dünya çok güzel bir resim değil. Buna da hazırlıklı olmalıyız.”

Türkiye, Suriye politikasını yeniden gözden geçirmeli
İki dönem üst üste devam eden Obama dönemi politikasının devlet dışı aktörlerle de işbirliğine dayalı bir stratejiyi uygun gördüğünü belirten Baydur, Trump’la beraber Türkiye’nin Suriye politikasını da yeniden gözden geçirmesi gerektiğini dile getirerek, şunları söylüyor:
 “ABD, Obama Doktirini çerçevesinde Suriye’de PYD, YPG, PKK gibi birtakım örgüt ve gruplarıyla işbirliği yapmakta herhangi bir beis görmedi. Ancak Trump, Esad’ın kalmasından yana. Bu çerçevede Türkiye’nin de yeniden Esad’lı bir Suriye ve Esad’lı bir bölge üzerine mevcut plan ve stratejilerini yeniden gözden geçirmesi lazım. Trump, daha önce ‘Irak’ta bizim işimiz ne Amerika’yı bir dünya jandarmalığından ya da dünya polisliğinden çekeceğim. NATO da dahil herkesin güvenliğini sağlamaktan sorumlu muyum? NATO’nun bütün bütçesinin yüzde 73’ünü ben ödüyorum. Bu kadar masrafın altından kalkmak yerine eğer herkes onların güvenliğini benim sağlamamı istiyorsa, ABD’yi hami olarak görüyorsa, bunu bir bedel ya da para olarak ödemek zorunda’ demişti. Dolayısıyla Irak’taki harekâtı uygunsuz ve lüzumsuz gördüğünü söylemişti. Ancak yardımcısı Mike Pence, ‘ABD Irak’ta kalmalı ve Ortadoğu’da aynen Dick Chaney gibi eski Neocon takımı gibi gerekirse de daha proaktif yöntemler izlemeli’ diyerek, daha sert açıklamalar yapıyor. İkisinin birbiriyle çelişen ifade ve yaklaşımları var. Bu konuda nasıl bir yaklaşım sergileneceğini bekleyip görmek lazım. Görevi devralmaları için 3 aylık bir süre var. Bu süre içinde hem piyasaların Trump’ın politikalarına özellikle küreselleşmeden vazgeçici biraz daha izolasyonist bir politika izleyeceği yönelik kaygılarının azalacağına ve ateşinin biraz düşeceğine hem de Trump’ın bazı söylediklerini yeniden gözden geçireceğine inanıyorum.”
Trump’lı, Putin’li, Erdoğan’lı dönem mi başlıyor? 

ABD’nin Trump döneminde Rusya ile olan ilişkilerinin de çok iyi olacağını, Rusya ile koordinasyon içerisinde bölgede birlikte hareket edeceklerini belirten Baydur, bu çerçevede Türkiye’nin bölgedeki konumuyla ilgili de şu öngörüde bulunuyor:
“Türkiye’nin de Rusya ile son zamanlardaki ilişkilerinin biraz daha geliştirildiğini, ilerleme kabiliyeti gösterdiğini düşünürsek Trump’lı Amerika, Putin’li Rusya ve Erdoğan’lı Türkiye’nin bu bölgede esas yürütücü temel aktörler olarak uyumlu bir biçimde çalışacaklarını ve bölgeyle ilgili birtakım stratejileri ortak bir strateji çerçevesinde hayata geçireceklerini düşünüyorum.”


Yabancı düşmanlığı da hortlayacak
Prof. Dr. Mithat Baydur, Trump ile birlikte ABD’de sadece islamofobi değil, xenophobia(yabancı düşmanlığının) da hortlayacağını söylüyor. Baydur, bu konuda şöyle konuşuyor: 
“Sadece Müslümanlar değil, Hristiyan olan Meksikalı’ya, Hristiyan olan İspanikler’e (bazı Latin Amerika halklarına ABD’de verilen ad) düşman, göçe karşı bir anlayış ortaya çıkıyor. Bu da ABD’nin birlikte yaşama modelini sarsılıyor.  ABD Rüyası denilen farklı dinden, ırktan, renkten insanların bir arada yaşadığı ve örnek gösterilen modelin İslamofobi ve yabancı düşmanlığı ile beraber çökeceği yönündeki kanaatler yaygın” 

Gülen, 3-5 ay içinde ABD’den gidecek
Trump’ın başkanlık görevine 3 ay sonra başlayacağını hatırlatan Baydur, Fetullah Gülen ile ilgili ABD’nin bundan sonra alacağı tutumu ise şu sözlerle açıklıyor:
“Bu gelişmeden sonra Gülen de yavaş yavaş bavulunu toplayacaktır ve ABD’den gönderilecektir. Yeni adresi Güney Afrika mı, Kanada mı, Avusturalya mı olur bilmiyorum. ABD’nin partner ararken “bunun yumuşağı var biraz serti var” ayrımı yapmadan bütün İslami örgütlere karşı bir tutum sergileyeceğini düşünüyorum. FETÖ terör örgütü başının 3 ya da 5 ay içerisinde ABD’den ayrılacağını düşünüyorum.”


Amerikan seçim sonuçlarını değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Mithat Baydur, Trump’la birlikte dünyanın yeni bir döneme gireceğini söylüyor. Dünyada küreselleşme yerine yerelleşmeye doğru bir gidişatın görüldüğünü kaydeden Baydur, son ABD seçimlerini, İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söylüyor:
Dünyada yerelleşmeye yönelik trend görülüyor!

“Trump’ın NAFTA’yı dağıtacağını, NATO’ya eskisi kadar sıcak bakmadığını söylemesini bir kenara koyarsak, ABD özelinde sadece bir tahlil yapmamız ABD’yi tek bir vaka olarak ele alıp analiz etmeye kalkışmamız büyük bir resmi eksik bırakabilir. İngiltere’nin AB’den çıkmasını da eş zamanlı ele almamız lazım. İngiltere AB’den çıkıyor, Trump’lı ABD NAFTA’yı dağıtmak istiyor, Trump’lı ABD Trans Atlantik Ticaret Anlaşması’na karşı, Trumplı ABD NATO’ya eskisi kadar sıcak bakmıyor. Kısaca 1980’lerden sonra globalizasyon yerine glocalizasyon dönemine girilecek. Dünyada küreselleşme yerine yerelleşmeye doğru bir trend görülüyor. Bu trend çok önemli. Çünkü bölgesel entegrasyonların, bölgesel ya da küresel bir takım ticari anlaşmaların eskisi kadar geçerli olmadığı, herkesin biraz daha kendi kabuğuna çekildiği, izole edildiği bir dünya resmi ortaya çıkacak. Hatta bu izolasyon, bizatihi ABD’nin içerisinde bile olabilir. Yerelleşme, kopma eğilimleri, California, Teksas gibi eyaletler bir süre sonra ortaya çıkıp, kendi bağımsızlıklarını isteyebilirler. ABD’yi tehdit edecek bir trend gözüküyor. Şimdi bu trend böyle cereyan ederse şöyle bir vahim durum var: 1. Dünya Savaşı ile 2. Dünya Savaşı arasındaki 20 yıllık dönemin içerisine giriyoruz. Bu da hegomonik gücün belli olmadığı, farklı aktör ve dinamiklerin ortaya çıktığı kaotik bir dünyadır. Bu kaotik; dengesini kaybetmiş düzensizliklerin içindeki bu dünya çok güzel bir resim değil. Buna da hazırlıklı olmalıyız.”

Türkiye, Suriye politikasını yeniden gözden geçirmeli
İki dönem üst üste devam eden Obama dönemi politikasının devlet dışı aktörlerle de işbirliğine dayalı bir stratejiyi uygun gördüğünü belirten Baydur, Trump’la beraber Türkiye’nin Suriye politikasını da yeniden gözden geçirmesi gerektiğini dile getirerek, şunları söylüyor:
 “ABD, Obama Doktirini çerçevesinde Suriye’de PYD, YPG, PKK gibi birtakım örgüt ve gruplarıyla işbirliği yapmakta herhangi bir beis görmedi. Ancak Trump, Esad’ın kalmasından yana. Bu çerçevede Türkiye’nin de yeniden Esad’lı bir Suriye ve Esad’lı bir bölge üzerine mevcut plan ve stratejilerini yeniden gözden geçirmesi lazım. Trump, daha önce ‘Irak’ta bizim işimiz ne Amerika’yı bir dünya jandarmalığından ya da dünya polisliğinden çekeceğim. NATO da dahil herkesin güvenliğini sağlamaktan sorumlu muyum? NATO’nun bütün bütçesinin yüzde 73’ünü ben ödüyorum. Bu kadar masrafın altından kalkmak yerine eğer herkes onların güvenliğini benim sağlamamı istiyorsa, ABD’yi hami olarak görüyorsa, bunu bir bedel ya da para olarak ödemek zorunda’ demişti. Dolayısıyla Irak’taki harekâtı uygunsuz ve lüzumsuz gördüğünü söylemişti. Ancak yardımcısı Mike Pence, ‘ABD Irak’ta kalmalı ve Ortadoğu’da aynen Dick Chaney gibi eski Neocon takımı gibi gerekirse de daha proaktif yöntemler izlemeli’ diyerek, daha sert açıklamalar yapıyor. İkisinin birbiriyle çelişen ifade ve yaklaşımları var. Bu konuda nasıl bir yaklaşım sergileneceğini bekleyip görmek lazım. Görevi devralmaları için 3 aylık bir süre var. Bu süre içinde hem piyasaların Trump’ın politikalarına özellikle küreselleşmeden vazgeçici biraz daha izolasyonist bir politika izleyeceği yönelik kaygılarının azalacağına ve ateşinin biraz düşeceğine hem de Trump’ın bazı söylediklerini yeniden gözden geçireceğine inanıyorum.”


Trump’lı, Putin’li, Erdoğan’lı dönem mi başlıyor? 
ABD’nin Trump döneminde Rusya ile olan ilişkilerinin de çok iyi olacağını, Rusya ile koordinasyon içerisinde bölgede birlikte hareket edeceklerini belirten Baydur, bu çerçevede Türkiye’nin bölgedeki konumuyla ilgili de şu öngörüde bulunuyor:
“Türkiye’nin de Rusya ile son zamanlardaki ilişkilerinin biraz daha geliştirildiğini, ilerleme kabiliyeti gösterdiğini düşünürsek Trump’lı Amerika, Putin’li Rusya ve Erdoğan’lı Türkiye’nin bu bölgede esas yürütücü temel aktörler olarak uyumlu bir biçimde çalışacaklarını ve bölgeyle ilgili birtakım stratejileri ortak bir strateji çerçevesinde hayata geçireceklerini düşünüyorum.”
Yabancı düşmanlığı da hortlayacak 
Prof. Dr. Mithat Baydur, Trump ile birlikte ABD’de sadece islamofobi değil, xenophobia(yabancı düşmanlığının) da hortlayacağını söylüyor. Baydur, bu konuda şöyle konuşuyor: 
“Sadece Müslümanlar değil, Hristiyan olan Meksikalı’ya, Hristiyan olan İspanikler’e (bazı Latin Amerika halklarına ABD’de verilen ad) düşman, göçe karşı bir anlayış ortaya çıkıyor. Bu da ABD’nin birlikte yaşama modelini sarsılıyor.  ABD Rüyası denilen farklı dinden, ırktan, renkten insanların bir arada yaşadığı ve örnek gösterilen modelin İslamofobi ve yabancı düşmanlığı ile beraber çökeceği yönündeki kanaatler yaygın” 

Gülen, 3-5 ay içinde ABD’den gidecek
Trump’ın başkanlık görevine 3 ay sonra başlayacağını hatırlatan Baydur, Fetullah Gülen ile ilgili ABD’nin bundan sonra alacağı tutumu ise şu sözlerle açıklıyor:
“Bu gelişmeden sonra Gülen de yavaş yavaş bavulunu toplayacaktır ve ABD’den gönderilecektir. Yeni adresi Güney Afrika mı, Kanada mı, Avusturalya mı olur bilmiyorum. ABD’nin partner ararken “bunun yumuşağı var biraz serti var” ayrımı yapmadan bütün İslami örgütlere karşı bir tutum sergileyeceğini düşünüyorum. FETÖ terör örgütü başının 3 ya da 5 ay içerisinde ABD’den ayrılacağını düşünüyorum.”



 
banner380

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.