Foto Öcal

Sektör : Fotoğraf Stüdyosu Tarih : 2 yıl önce
Telefon : 0348 813 16 24 Faks :
Web Sitesi :
Adres: Ziraat Bankası Karşısı Foto Öcal Merkez / Kilis



1967' den beri aynı adreste babadan oğula  " ÖCAL FOTOĞRAF STÜDYOSU"  olara hizmet vermekteyiz.


Fotoğrafçılık, kamerayla ışığı hassas bir yüzey üzerine kaydederek görüntü oluşturma işidir. İşlevsel uygulamaları nedeniyle bir zanaat olduğu gibi, estetik yönüyle bir sanat olarak kabul edilir. Teknik olarak lensler, bir pozlamada ışığa duyarlı yüzeye (sensör) yansıyan veya yayılan ışığa odaklanmak için kullanılırlar. Bir elektronik görüntü sensöründe fotoğraf, her bir piksele elektrik yüklenmesi ve elektronik olarak bu fotoğrafın işlenmesi sonucu oluşur.

Fotoğrafçılık birkaç teknik buluşun bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. İlk fotoğraflar yapılmadan uzun zaman önce Çinli filozof Mo Di ve Yunan matematikçiler Aristoteles ve Öklid M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda bir iğne deliği kamerasından bahsetmişlerdir. MS 2. yüzyılda Bizanslı matematikçi Anthemius deneylerinde bir tür karanlık oda kullanmıştır. Ünlü optik bilimcisi İbn-i Heysem'in (965-1040) karanlık odalar ve iğne deliği kamerası hakkında araştırmaları vardır. Albertus Magnus (1193-1280) gümüş nitratı (AgNO3) keşfetti ve Georges Fabricius (1516-1571) gümüş klorürü (AgCl) keşfetti. Wilhelm Homberg 1694 yılında bazı kimyasalları ışığın nasıl kararttığını (fotokimyasal etki) açıklamıştır. Fransız yazar Tiphaigne de la Roche'nin 1760 senesinde yayınlanan Giphantie adlı romanında fotoğrafçılığın ne anlama geldiği hakkında önemli yorumlar yapmıştır.

19. yüzyılın ilk on senesinde icat edilen fotoğrafın (kamera yolu ile) resim ve heykel gibi geleneksel sanatlardan daha fazla bilgi ve ayrıntı yakaladığı görülmüştür. 1820 senesinde kimyasal fotoğrafçılığın keşfedilmesi modern fotoğrafçılığın önemli dönüm noktalarında biri olmuştur. İlk kalıcı iz bırakan fotoğraf (photoetching) Fransız mucit Nicéphore Niépce tarafından 1822 senesinde üretilmiştir. Ancak Niepce fotoğrafı çoğaltmak isterken maalesef tahrip etmiştir. 1825 senesinde ise Niepce yeniden başarılı olmuştur. İlk kalıcı doğa fotoğrafını (View from the Window at Le Gras) karanlık oda ile 1826 senesinde yapmıştır. Ancak fotoğraları çok uzun sürede çekim yapabildiği için (8 saat) yeni sistemler üzerinde çalışmıştır. Louis Daguerre ile birlikte, 1816'da Johann Heinrich Schultz tarafından keşfedilen gümüş ve kireç karışımlarının ışığa maruz kaldığında kararmasının sonucu olarak gümüş bileşimlerle çalışmışlardır. Niépce 1833 yılında öldü, fakat Daguerre çalışmalarına devam etti.


Daguerre 1838'de, Paris sokaklarının dagerreyotipisini çekerken bir yaya ayakkabısını boyatıyordu (pozlamada görülebilecek kadar uzun bir süre-birkaç dakika) ve bu fotoğraf dünyanın ilk insan fotoğrafı olarak kabul edilmiştir.En sonunda Fransa 1839 yılında Daguerre'nin buluşunu tüm dünyaya Fransa'nın hediyesi olarak tanıtma sözü karşılığında (ki bunu gerçekleştirmiştir) Daguerre 'ye emekli aylığı ödemeyi kabul etmiştir.
Bu arada, Hercules Floransa ve İngiliz mucit William Fox Talbot zaten 1832 yılında Brazilya'da Photographie olarak adlandırdığı çok benzer bir işlemle daha önceden gümüş işleme resmi düzeltebilmişlerdir ancak bunu gizli tutmuşlardır. Talbot, Louis Daguerre'nin icadını duyduktan sonra insanların kolayca portre fotoğraflar çektirebilmeleri için kendi işlemini saflaştırmıştır.

1840'ta Talbot negatif görüntüler oluşturan kalotip işlemini icat etmiştir. Talbot'un 1835 basımlı "Oriel window in Lacock Abbey" adlı fotoğrafı bilinen en eski negatiftir. John Herschel'in birçok yeni yönteme önemli katkıları olmuştur. Herschel cyanotype işlemini icat etmiştir, bugünkü ozalit (mavi baskı). Herschel fotoğrafçılık,pozitif,negatif gibi terimleri kullanan ilk kişidir.

19. yüzyıl boyunca fotoğrafik cam levhalar ve baskı alanında birçok gelişmeler yaşanmıştır. 1884 senesinde George Eastman fotoğrafik levhaların yerini alacak olan film'i icat etmiştir. 1908 senesinde Gabriel Lippmann, Lippmann levhası olarak da bilinen girişim fenomenine dayalı ışığın fotoğrafik olarak yeniden çoğalması metoduyla fizik alanında Nobel Ödülü'nü kazanmıştır.


Stüdyo fotoğrçılığı


Yumuşak ışık, fazla ışık, saç ışığı, arkaplan. Herşey kontrolünüz altındadır. Eğer studyo araçlarını nasıl kullanacağınız iyi bilen çok yaratıcı bir insansanız harika sonuçlar elde edersiniz. Ama yaratıcı değilseniz, çok mat ve sıkıcı sonuçlar da elde edebilirsiniz. Eğer ışıklandırmayı yanlış yapmışsanız, pozlamayı ışıklandırma durumuna göre ayarlamamışsanız kendinizden başka kimseyi suçlayamazsınız.
Genellikle büyük şehirlerde içerisinde herşeyi bulabileceğiniz çok iyi studyolar vardır ve bunlar istediğiniz zaman size studyolarını kiralayabilirler. Ancak insanın kendi studyosuna sahip olmaktan daha iyisi yoktur. Özellikle evde küçük bir studyo sahibi olmanın daha iyi avantajı vardır, her an çok güzel fotografik bir olayla karşılaşabilir ve uygun ışık ortamında fotoğraflamak isteyebilirsiniz.
Zemine dayalı ışıklandırma sisteminde birtür ışıktutucularla arka planndestekleyicileri ile vs çalışırsınız. Ve bunlar aynı zamanda hafif ve taşınması da kolay araçlardır.
Tavan ışıklandırma sisteminde ise, tavana dönen arkaplan ışıklandırma sistemleri ve bir türde ray sistemi inşa edersiniz ve bu sayede içinde bulunan alan içerisinde ışığı istediğiniz yönde konumlandırabilirsiniz. Tavandan ışıklandırma sistemleri zeminden yapılan ışıklandırma sistemlerinden yaklaşık 1000 dolar daah fazla maliyetlidir. Ancak tavan ışıklandırma sisteminde çalışma ortamı daha iyidir. Ayrıca bu ışıklandırma sisteminde yine zemin ışıklandırma sisteminde kullandığınız bazı ışıklandırma araçları nıda yine kullanmanız gerekebilir.

Raylı sistemin en iyi yanı pantografik ışık desteğidir. Bunlar tavandan aşaiğı çekilirler ve o kadar iiy bir şekilde dengelendirilebilirler ki siz nerede istiyorsanız orada dururlar. Yani siz ışığı tutarsınız, onu istediğiniz yöne hareket ettirirsiniz aşağı ve yukarı farketmez ve neresi uygunsa orada bırakırsınız. Tam bir sihirli mekanik dizayn şekli.
Öncelikle hangi formatta makina kullanacağınıza karar verin. 35mm, 4x5 veya digital 35mm gibi. Büyük makinalar yeterli alan derinliği elde edebilmeniz için küçük diyafram ayarı isterler ve buda fazla ışık gereksinimi doğurur. Fotoğrafını çekeceğiniz konunun ne kadar büüyk şekilde görüntüleneceğine de karar verin. Örneğin baş-omuz bölgelerinden ibaret portre fotoğrafı çekiyorsanız, bu çekim bir otomobilin resmini çekmekten daha az ışık gerektirir. Eğer insan 35mm’lik bir makina ile insan fotoğrafları çekiyorsanız 500 wattlık bir flaş sistemi ile ışıklandırma yeterli olabilir. Ama profesyonel fotoğrafçılar daha büyük bir ciism çekme ihtimalini de göz önünde bulundurarak genellikle 2000 wattlık bir ışıklandırma sistemi ile çalışırlar.
Eğer studyonuzda herhangi bir pencere var ise buradan içeri giren güneş ışığını kullanabilirsiniz. Güneş ışığının renk sıcaklık derecesi güneş doğarken 2000 K, güneş batarken 4300K ve yaz aylarında öğle vaktinde de 5800 K arasında değişir.


(Pencerenizden içeri yansıyan güneş ışığı ile açık havada çalışırken elde edilen güneş ışığının da farklı olduğuna dikkat ediniz.) Günışığı ise (daylight) güneşışığı ile (5500 K civarı) gökyüzü ışığının (yaklaşık 9500K) kombinasyonundan oluşmaktadır ve yaz ortasında ortalama 6500 K civarında dır. Bulutlar ve gölgeler renk sıcaklığını maviye doğru (9000K’ya doğru) iterler. Ancak normal kapalı bir havada renk sıcaklığı yaklaşık 6000K civarındadır.




GELİN & DAMAT
SOKAK FOTOĞRAF ÇEKİMLERİNDE
TERCİHİNİZ