Abbas Ağa Camii

Beşiktaş’ta Sinanpaşa Mahallesinde, Selâmlık Caddesi ile Abbasağa Câmii Sokağı kavşağında bulunmaktadır.

Abbas Ağa Camii
Bânîsi, Sultan IV. Mehmet (1648–1687) dönemi Osmanlı Sarayı’nın ünlü Darüs-saade ağalarından, ABBASAĞA adı ile şöhret bulmuş, Abbas bin Abdürrezzak’tır.Abbasağa Câmii 1665–1666’da Abbasağa’nın Darüssaade Ağalığından önce yapılmıştır. Mimarı bilinmemektedir.

Abbasağa 16 Temmuz 1672’de Darüssaade Ağalığından azledilerek Mısır’a sürgün edildi ve orada vefat etti. Kabri Kahire’de defnedildiği İmam Şafii Hazretleri haziresindedir.

Abbasağa, Darüssaade Ağalığı’ndan önce ve sonra birçok hayır eseri yaptırmıştır.

Abbasağa’nın İstanbul’da yaptırdığı eserlerden günümüze ancak birkaçı ulaşabilmiştir.

Abbasağa Câmii yapıldıktan sonra bulunduğu semt Abbasağa Mahallesi olarak anılmaya başlanmıştır. Abbasağa Mahallesinde, Caminin kuzeyine doğru uzanan yamaçta da Abbasağa mezarlığı bulunmakta idi. Abbasağa mezarlığında kurulduğu 17. yüzyıldan bu yana mahalle sakinleri ve büyük zatların da mezarları vardı. Bu mezarlık 1939–40 yıllarında İstanbul Şehir Plânı’ndaki yeni çalışmalar sonucu mezarlığın bütün (mezar) taşları sökülmüş, tüm servi ağaçları kesilmiştir. Sahibi bulunan iki yüz kadar kabir, yakınları tarafından bir başka yere nakledilmiş, geri kalanlar tamamen bozulmuş, sökülen mezarlardan çıkan kemikler toplanarak kabristanın aşağı köşesinde kazılan dört büyük kuyuya doldurulmuştur. Mezar taşları da kuyulara doldurulan kemiklere gösterilen manevi saygı(!) ölçülerince, tarihi değerlerine gösterilen aynı saygınlıkla(!), kireçhaneye gönderilmiştir. Ortaya çıkan araziye 1941–1942’de Abbasağa Parkı yapılmıştır.

Abbasağa Câmii, T. Öz’ün İstanbul Camileri ve Hadikat-ül Cevami’ye göre 1665-1666’da inşa edilmiştir.(5) Sultan II. Mahmut zamanı (1808–1839) H–1250/M-1834’de bu günkü şeklinde yeniden inşa edilircesine tamir ve ihya edilmiştir.

Bugünkü cami, ilk yapıldığı dönemden kalma değil, Sultan II. Mahmut’un yenileyerek yaptırdığı camidir.(6) Daha sonra görmüş olduğu tamirlere rağmen cami II. Mahmut devrinin özelliklerini yansıtmaktadır.

Cami daha sonra Sultan II. Abdülhamid zamanında (1876–1909)  tamir edilmiş ve minare tarafında cami görevlilerine ahşap bir meşruta yapılmıştır. 1944 tarihinde cami Toprak Ofis emrine bırakılmış ve un deposu olarak kullanılmıştır.

Cami, yakın tarihlerde de onarım görmüştür.

Caminin yanında 1682 tarihli bir çeşme bulunmaktadır.

Abbasağa Câmii, kesme taştan dört duvar üzerine ahşap çatılı, kiremit döşeli, hünkâr mahfili bulunan, minareli bir yapıdır. Cami çeşme ve Sıbyan Mektebi ile birlikte küçük bir külliye şeklinde inşa edilmiştir. Mektep günümüze ulaşamamış ise de 1080–1669 tarihli, çeşmesi bugün mevcuttur. Vaktiyle caminin altında bir sarnıç ta bulunmakta idi.(8)

Abbasağa Câmii’nin dıştan görünüşü bir konağı andırır gibi yüksek duvarlarla kuşatılmıştır. Dar, yüksek duvarlarla çevrili cami avlusuna, kuzeyden iki kapı ile girilir.  Bu kapılardan biri, önceleri hünkâr mahfili iken şimdi cami imamının meşrutasına geçişi sağlar, diğeri ise doğrudan camiye girmek içindir.

Abbasağa Câmii 1119 m2 toplam alan içinde, iç alanı 370 m2’dir.

Kuzeyde Abbasağa Câmii Sokağı’ndan avluya açılan iki kanatlı ahşap kapıdan girildiğinde bir taşlık ve hemen önünde caminin son cemaat yerine geçişi sağlayan yine iki kanatlı ahşap bir kapıdan son cemaat yerine girilir.

Caminin iki giriş kapısı vardır. İkinci kapı da caminin batısında, minarenin yanından hünkâr mahfiline girilen kapıdır.

Cümle kapısı ile cami arasındaki alan ahşap bir sakıfın altına alınmıştır. Cami, kapalı son cemaat yeri, enine dikdörtgen harim, harime batı yönünden bitişen hünkâr mahfili ve minareden oluşur. Duvarlar moloz ve tuğla ile örülerek ahşap bir çatı ile örtülmüştür

Son cemaat yeri enlemesine dikdörtgen plânlı, tavanı ahşap, duvarları bej renkli yağlıboya, zemini

yeşil renkli seccade tipi Manisa halılarıyla (2006’da) döşelidir.

Son cemaat yerinin kuzey cephesinde iki, doğu duvarında iki, harim kapısının sağında bir ve solunda iki adet dikdörtgen plânlı ahşap, demir parmaklıklı pencereler bulunmakta olup, küçük bir mihrabı olan bu bölüm ile ana mekân ahşap bir duvar ile ayrılmıştır.


Son cemaat yerinden harime iki kanatlı ahşap bir kapıdan girilir. Harim enine dikdörtgen plânlı olup üzeri ahşap bir tavanla örtülüdür.

Ahşap işçiliğinin nâdide örneklerinden biri olan ahşap tavanı çıtalarla meydana getirilmiş geometrik formlarda olan altın yaldızlı oval tavan göbeği, yelpaze şeklinde ajurlu konsollar ve dalgalı perde kompozisyonu ile bezenmiştir.

Tavan yüzeyi kalın çıtalarla oluşturulmuş sekiz köşeli yıldızlar, kenarları yumuşatılmış dikdörtgenler ve çeşitli geometrik şekillerle düzenlenmiştir.

Harim duvarları açık yeşil yağlı boya ile boyalıdır. Harim duvarlarında iki sıra pencere dizisi ile caminin içi bol aydınlık almaktadır.

Caminin alt sırada bulunan bütün pencereleri dikdörtgen plânlı, ahşap, demir parmaklıklıdır. Harimde alt sırada 16 pencere vardır.

Üst sırada da 16 adet dikdörtgen plânlı demir doğrama pencere bulunmaktadır.

II. Mahmut devrinin özelliği olan söz konusu mekânda tavana kadar devam eden mihrabı ince uzun bir niş halinde tasarlanmıştır.

Minberi ile vaaz kürsüsü ahşaptan ve sade görünümlüdür.

Fevkânî ahşap mahfil, kare kesitli ahşap sütunlarla oluşturulmuş mihrap ekseninde “U” şeklinde sütun açıklığı eğri çizgilerden oluşan bir alınlıkla taçlandırılmıştır. Harimde bulunan fevkânî mahfil, 6 adet ahşap direk üzerinde ve son cemaat yerinin üstünü kaplar.

Kadınlar mahfiline çıkış, harimin girişinin kuzeydoğu köşesindeki ahşap merdivenlerledir.

Hünkâr mahfili caminin batı kesiminde ve ahşap olarak tasarlanmıştır.

Hünkâr mahfiline son cemaat yeri ile batı kesiminde avludan bağımsız bir özel kapıdan girilir.

Hünkâr mahfili renkli ahşap süsleme öğeleri ile kapatılarak üzeri bağdâdî bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin içi boyama kenger yapraklarıyla süslenmiştir. Bu bölme harime ahşap kolonlarla desteklenen loca şeklinde bir çıkma yapar.

Caminin minaresi, son cemaat yeri ile hünkâr mahfilinin birleştiği köşede kare bir kaide üzerinde yükselmektedir. Petek kısmı prizmatik üçgenlerden oluşan silindir gövdeli taş minare tek şerefeli olup mermer şerefe korkuluklarında aylama askı (girland) kabartmaları görülür. 

Evliya Çelebi Seyahatname’sinde Abbasağa Câmii için: “yeni yapı, dört köşe ve havadar bir cami” der. Bugün de öyledir.(9)

Mülkiyeti Vakıflar İdaresine ait olan Abbasağa Câmii’nin bir imam-hatip kadrosu vardır.

Cami görevlisine ait lojmanı; kıble istikametinde caminin bahçesinde, abdest alma yerleri ve tuvaletler, cami avlusundadır.

Bir imam-hatibin görev yaptığı camide, vakit namazlarında 25–30, Cuma ve bayram namazlarında 250–300 cemaat olmaktadır. Camide hanımların namaz kılabileceği bölüm mevcuttur. Yaz Kur’an Kurslarında 25–30 öğrenci bulunmaktadır.

Güncelleme Tarihi: 15 Şubat 2018, 17:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner571

banner141

banner557

banner560

banner568