Mehmet Hameş ile birkaç saat

Gönlümün yaşayan Yaşar Kemal’i Efsane şair Mehmet Hameş’le…

Mehmet Hameş ile birkaç saat

Mehmet Hameş - Yakamoz Yakut Karşıyaka'da
İlgili Galeriye Git

Yaşayan Efsane: Mehmet Hameş ile...

Güneş son demlerinde.

Yeryüzünde bir telaş bir telaş ki sonbahara göz kırpıyor sanki. Sahi yağmurlar mı yağacak, kışlık giysiler mi örtecek bizi. Karşıyaka pek belli etmezken sonbaharı, arada bir hüzünlü hazan yaprakları dökülüyor üstümüze.

Sahilde yürüyoruz: "Yaşayan Efsane " dediğim usta kalem – yazar Mehmet HAMEŞ’in ıpılık sesi, tınısı yanıbaşımda: Boyalı saçları, boyalı yüzleri sevemedim hocam. Sevemedim ojeli elleri, sahtelikleri sevemedim. Ben, insan gibi insan olanı severim; kendi gibi kendi olanı…  Sen de kendin gibi kendin olmasaydın eğer, seni de sevmezdim hocam. Kocaman kocaman sözcükler dökülüyor ağzımdan, ama bir dilsiz gibi dinliyor beni, derin ve anlamlı şiirleri yazan gönlümün şairi: MEHMET HAMEŞ. 


Ceyhan Gür Sokağındaki nezih bir Cafe’nin bahçesinde çay eşliğinde demleniyor muhabbetimiz. Her yudumlamada; Toroslardayız, Adana’da Mersin’deyiz. Kilis’te sınırdayız ve şiirin sınırsızlığında:

“karşı kasabaya döküp giderdik özlemlerimizi
sesimizi vererek gecenin eskimiş dokusuna
leçe’de soğuturduk sevdalarımızı

askerin bitmeyen askerliği olur
dolardı çocuk çığlığının çanağı tel örgüde
sevda sinemizi ateşlerken sınırda
şam’ın şayak şalvarını şalsız salardı kucağımıza

çatallanırken ufukta tel örgüler 
avuçlarımızda kalırdı sınır boyunca
bir şal bir şalvar bir tutam tozlu saç 
sınırı geçemeyenlerin kuluncunda

Şairin karşısında, onun şiirini okumak ne zormuş meğer. Satır aralarında unuttuğumuz virgüller gibi şimdi anımsadığımız yaşanmışlıklar izin almaksızın bende buradayım diyerek başköşeye oturuverdi ve “ sizin şiirinizi farklı yorumlayabildim mi? Dedim sevgili Hameş’e. “Şiir yorumlama yeteneğinizi de öğrenmiş oldum böylece. Dilinize, yüreğinize, emeğinize saglık”dedi ve bu sözleri beni mutlu etti.

Dost Hameş Torosları özler gibi mi desem?

Sesindeki tiremeler özlemlerini ele veriyor sanki. Gençliğinden günümüze, İzmir’e savrulmuş bir çığ yumağı, bir şiir sağnağı gibi şair yüreği. Öyle güzel renkler, tınılar yansıyor ki tümcelerine: “Yaktığın Coğrafya, Suskunluğu Su Rengi, Tay ve Ter, Yaşlı Kelebek, Kayıp Alfabe, Melekgirmez ve şimdilerde Uçarak Uyur Ebabil“ adlı yapıtları arasında git gel Med – Cezir.

“Suskunluğu Su Rengi” kitabı,  " Eskiyen şehir " geliyor hafızalara: 

bulutlarla sokaklar buğulanır kışın
yüzlerin aynası kararır şu gölde
gözleri hüzünle bağlanır evlerin
bir şehir eskir kendi kimsesizliğinde

çehresini tararken kırılgan pencere
gölgelenir gözlerinde yıldızların rengi
akşamın buğusunda çoğalır yalnızlık
karanlık basar bir çocuğun düşlerini

sis yumakları harmanlanır çatıda
yağmurla yıkanır meyve armonili bahçe
ağılda arpaya nefesini yedirir keçi
bir kedi eşini çağırır sevişme translarına

artık kıtlık zamanıdır ışığın sevişmesi
düşler düşerken aklının merdivenlerinden
bulutların peçesine saklanır ay
kapanır göğün göğsünde

yüzünde ışığı yıldızlanır şimşeğin
bir aşk daha devrilir eskiyen şehirde

Bu şiirini paylaştıktan sonra, telaşlı yürüyüşlere ortak olarak ilerliyoruz kaldırımda.

Girne Caddesi ile Ordu Bulvarı’nın kesiştiği nokta; Bize bakınan bir çift göz ve kucak açan bir yürek: NAZIM HİKMET.

Elbette duruyoruz, bakınıyoruz.


Yüreklerimiz, Okyanus’taTitanic deviren dalgalar.

Heybetli ve muhteşem heykelin alt kaidesinde şu dizeleri yer almış:
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

BİZİM DOSTLAR BİZİM.

Yedi bölge bizim tabi ki bizim.

Dalgalar depremleri yaşatırken yüreğimde sendeliyorum ve makinemin kadrajında iki şair: Birisi, ölümsüzlüğe uğurladığımız, Türk şiirinin temel taşı, NAZIM HİKMET. Öteki günümüz şiirinin “Asi şairi”, benim de gönlümün yaşayan Yaşar Kemal’i MEHMET HAMEŞ. 

Peş peşe kareler geliyor ve zamanı donduruyorum ve fotoğraf arşivime ekliyorum.

Sahilin iyiot kokusu çekiyor yine bizi. 

Yürüyoruz. 


“Kesmece bunlar kesmeceeeeee.” Kaldırım kenarındaki karpuzcu tezgâhını görünce sevgili HAMEŞ, dayanamadı ve hemen bir karpuz seçmeye koyuldu. “Adana karpuzu gibi bunlar” diyerek, tıklatarak seçti bir tanesini. 

Çaylarımızı yudumladığımız cafeye giderek karpuzu bir güzel dişledik. 

Karpuzun şekerli tadı gülüşlerimize ortak oluyor ve elbette şiirler yine bizden önde. 

Az ilerleyince Mehmet Hameş’in yaşam mekânındayız. 

Güzel bir semt seçmiş şair ve evini de imgeler gibi yerleştirmiş. En güzel yerini de kanaryalarına tahsis etmiş.

Kuşlar,  çiçekler ve şiirler sevişiyor sanki:

“hayalin oturuyor b’aşköşeme. sarı, kırmızı güller öpüşüyor bahçede. mızıka çalıyor iki serçe, denizi gören yerinde balkonun. sokak süklüm püklüm. güneşe yenilen yağmur gösterişli bir ölüm peşinde. 

hayalin oturuyor b’aşköşeme. cadde debdebesine, vapur sirenlerine, korna seslerine, denetimsiz gürültülerin aksine; bir ıssızlaşma, her şeyden uzaklaşma… ah nasıl anlatmalıyım bunu? beni kuşku denizinde boğan tuhaf duygu. bir duygu ki; martı aldatan balıklar gibi ikircikli anlar üretiyor. 

Yukarıdaki dizeler işte bu mekânda doğmuş. Yaşam alanını bana açtığı, sıcaklığıyla beni kucakladığı için bir kez daha teşekkür ediyorum yaşayan efsane şairime, güzel dostum Hameş’e.


Güneş nöbet değiştirmek için aceleci ve biz veda saatindeyiz. 

Yine buluşalım yaşayan efsane şairim, sevgili Hameş’im, diyerek omzuna dokunuyorum. Yüzü kızarıyor, bir çocuk gibi utanıyor övgülerimden ve devam ediyorum: Senin gibi bir yüreğe ne desek azdır dostum. Öldükten sonra söylenenlerden çok, ben yaşarken övmeyi yeğliyorum ve doğrusu da bu diye düşünüyorum, diyorum ona.

Annesinin kristal vazosunu kırmış bir çocuk gibi, biraz mahcup, biraz utangaç bir edayla: Torosların zirvesine göz kırpar gibi, Asi nehrine bakar gibi “ Çok güzeldi Yakamoz, yine gel dostum, yine buluşalım!

Kilis’in zeytininden, üzümünden, kimsesizliğinden, işsizliğinden söz edelim. Çukurova’nın pamuğundan, karpuzundan, emeğinden ve ırgatından söz edelim. Acılı Adana kebabı, Kilis lahmacunu, tavası eşliğinde yine söyleşelim“   deyişindeki özleme ortak oluyorum. Sohbetine doyamasam da tekrar buluşma dileğiyle vedalaşıyorum. 

Karşıyaka’nın Arnavut kaldırımlı sakin sokağında yürüyorum ve belleğimde yine Mehmet Hameş dizeleri:
yarasa çığlığına sığındığın
adını anımsadığın buluşma

uzun yolculuğun vedası 
kalbin yarası sevda

sevda: akrep deliğinde ateş
hameş: kendine akan acı

toprağı sınamazsa gayretkeş
eş olamaz tohumun cancağızı

doğar batar, doğar batar güneş 
su yalağı tutamaz kumun hasını 



****

Yürüyorum.

Yürüyorum  belleğimde dağınık harfler…


 

banner380

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.