Greenpeace; Öyle bir açıklama yaptı ki!

Greenpeace Akdeniz, 22 Nisan Dünya Su Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, kömürlü termik santrallerin ve iklim değişikliğinin su kaynakları üzerinde yarattığı yıkıcı etkiye dikkat çekti.

banner477
Greenpeace; Öyle bir açıklama yaptı ki!
21 Mart 2015 Cumartesi 11:21

banner468
21 Mart 2015, İstanbul   Greenpeace Akdeniz, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, kömürlü termik santrallerin yaşam kaynağımız olan su varlığı için büyük bir tehlike oluşturan enerji üretim şekli olduğuna dikkat çekti.

Greenpeace ayrıca, Türkiye’deki kömürlü termik santrallerin su ve kuraklık üzerindeki etkilerini belgelediği fotoğrafları kamuoyu ile paylaştı.
 
Temiz su varlığımızın iklim değişikliği, kuraklık ve artan kömürlü termik santral ve maden projeleri gibi birçok insan faaliyeti nedeniyle her geçen gün daha da büyük bir tehdit altına girdiğini vurgulayan Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Araştırma Sorumlusu Buket Atlı, “Su kaynakları konusunda zaten sıkıntı yaşayan  ülkemizde, en fazla su kullanan enerji üretim şekli olmasına rağmen 80 kömürlü termik santral ve sayısız maden projesi planlanıyor. Bu kirli projeler, sadece bizlerin değil, tüm canlıların hayatını tehlikeye atacaktır”  dedi.

Kömür en fazla su kullanan enerji
ABD Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı’nın verilerine göre, kömürlü termik santraller 1 MW/saat başına 2600 litre su kullanımı ile, en fazla su kullanan enerji. Yani, ortalama bir Avrupalı’nın bir yıllık elektrik kullanımı için, 2600 litre su kullanıyor. Nükleer santraller de, aynı miktarda elektriği üretmek için 2550 litre su kullanıyor . Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgarın 1 MW/saat elektrik üretmek için 0 litre ve güneşin 100 litre suya ihtiyaç duyması, enerji üretirken su varlığımızı korumanın mümkün olduğunu çarpıcı bir şekilde gösteriyor. 


Türkiye’de de TÜİK tarafından açıklanan verilere göre 2012 yılında termik santraller tarafından 6,4 milyar metreküp su çekildi.

Bu miktar, Türkiye'de yıllık insan kullanımı için uygun olan su miktarının yaklaşık %6'sına karşılık geliyor. Yerli linyit ile yapılması planlanan diğer santraller de faaliyete geçerse bu rakamın katlanması bekleniyor. 

Atlı sözlerine şöyle devam etti “Türkiye’de iklim değişikliğinin etkilerini birebir yaşamamıza rağmen, değişikliğin büyük nedenlerinden biri olan kömürlü termik santrallere yatırım hızla devam ediyor. Türkiye’de şu anda 80 yeni kömürlü santral planı var. Güneş ve rüzgar gibi temiz enerjilere yönelmek yerine, kömürlü termik santrallerin yanında daha fazla HES yapılarak nehirler baskı altına alınıyor.

Oysa ki içme ve tarımsal sulama gibi amaçlarla kullanmak zorunda olduğumuz su kaynaklarımızı riske atmadan rüzgar, güneş ve enerji verimliliği ile bir gelecek kurmak mümkün. Yatırım planlamaları yapılırken yatırımların uzun vadeli çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri göz önünde bulundurulmalı ve havza ölçeğinde planlanmalı.”

Akdeniz Havzası, kuraklıktan en çok etkilenecek bölgeler arasında

[1] DSİ verileri Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık su miktarına göre su azlığı yaşayan bir ülke konumunda olduğunu gösteriyor. Şu anda 1.519 m3 civarında olan kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1.000 m3 altına düşmesi su fakiri olacağımız anlamına geliyor.

[1] Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı, 2011. Operasyonel Su Tüketimi ve Elektrik Üretim Teknolojilerinin Su Kullanma Faktörleri Raporu. h

Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim değişikliği ve dolayısıyla kuraklıktan en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor. 
2011 yılında yayımlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı, Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklığın gelecek yıllarda 2,5°-4°C artacağını, artışın Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde 4°C’yi, iç bölgelerinde ise 5˚C’yi bulacağını öngörüyor.


 Ne Yapabiliriz?

Kuraklıkla baş edebilmek için suyu çılgınca tüketmek yerine, suyu daha evde arıtarak tekrar ve tasarruf yaparak kullanmalı, endüstri ve tarımda da az ama verimli kullanmalı, arıtarak geri dönüştürmeliyiz.

Fosil yakıt bağımlılığını azaltarak; hem iklim değişikliğinin önüne geçebilir hem de çevresel baskıyı azaltarak su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunmalıyız.

Çatılara yağmur suyu toplama sistemleri ve güneş panelleri yerleştirmeli, bu sistemleri yaygınlaştırmalıyız.
Endüstri ve enerjide su tüketimini en aza indirmeli, bu sınırlı ama en önemli kaynağı doğru kullanmalıyız. Doğru bir su yönetimi iklim değişikliğinin yarattığı kuraklık ve afet koşullarına uyum sağlanmasında en önemli adım olacaktır.


www.yakamozyakut.com.tr İstanbul / Gülçin ŞAHİN

banner442
banner469

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.