Hep ağlayacak mıyız?

Nejat TAŞKIN/ İstanbul

Hep ağlayacak mıyız?

Gün geçmiyor ki, Doğudan gelen bir haber içimizi kan ağlatıyor ve şehit haberleriyle sarsılıyoruz. Al işte sana yeni bir haber ve yeni bir gözyaşı. Bir Yüzbaşı ve iki er şehit, bir kaymakam adayı ile bir er kaçırıldı, yirmi gün önce kaçırılanlardan henüz haber yok. Peki, nedir bu yaşadığımız olayların içinde ki bitmeyen bu terör havasını kim nasıl dindirecek. Artık bir sonu gelsin, diye yalvarıyor ve yakarıyoruz, bu sözü kullandığımız gün daha şiddetli patlamalarla yuvalarda kan ve gözyaşı bütün ülkeyi mateme boğuyor.Tank bizde, top bizde, uçakların daniskası bizde ve eğitimin en üst düzeyde yapıldığı askerlik hizmeti bizde; peki bu dağdan atılan kurşunlara nasıl ve neden hedef oluyoruz da bu kurşunları susturamıyoruz.

         Üstelik kendi vatandaşına sıkılan bu kurşunlarla ülkenin geldiği bu noktayı lütfen iyice düşünelim, Suriye, Lübnan ve Filistin demektense, ne olur kendi ülkemizin sorunlarına eğilelim. Tam otuz yıldır bu ülkede yaşanan savaş görüntülerini kale anlıyoruz ama şehit mezarlarına her gün taşınan onlarca Türk Bayrağına sarılı tabutların arkasında ki gözyaşını unutmak mümkün değil.Yirmi yaşında ki delikanlıyı eline kına yakarak askere gönderiyorsunuz ve daha sonrada Türk Bayrağına sarılı tabutunu karşılıyorsunuz.

         EVET; VATAN SAĞ OLSUN; diyoruz demesine de bu sel gibi akan gözyaşlarını evlat ve sevgili duygularında ki acı sonu nasıl noktalayacağız. Kuvvetli ve kudretli hükümetimiz ve devletimiz halktan aldığı yüzde elli gibi büyük bir oy oranı ile bu işe artık çözüm bulmalıdır. Kendi vatandaşına kurşun sıkan bir zihniyetin varlığını kabul etmek asla mümkün değildir. Ne olur her işinizi gücünüzü ve iftar sofralarında ki o hamasi nutuklarınızı bir tarafa bırakarak, bu şehit cenazelerinin geldiği yollara bir gidiniz ve görünüz ve kurşun sıkanları tanıyınız.

        Bir yüzbaşı ve iki er daha şehit verdik. Peki, nasıl meydana geliyor bu durum ve bir Yüzbaşımız pırıl pırıl heyecanları içinde yanında iki Mehmetçikle birlikte şehit oluyor, kanı dökülüyor ve biz bütün bunların üstesinden gelecek güce sahip insanlar ve ülke olarak ağlıyoruz, gözyaşlarımızı içimize akıtıyoruz ve diyoruz ki:
        



EY ŞEHİT POĞLU ŞEHİT; İSTEME BENDEN MAKBER,
SANA AĞUŞUNU ACMIŞ DURUYOR PEYGAMBER…


      Biri yüzbaşı ve diğer ikisi Mehmetçik…


     Yollarını gözleyen küçücük sevgili çocukları eşleri ve yakınları var. Tabutları başında sel olan gözyaşının ardından musalla taşına konan tabutları önünde hoca sesleniyor.

  NASIL BİLİRDİNİZ?     EYİ BİLİRDİK… Evet, eyi bilirdik amma, onları iyi koruyamadık ve bu gün onlar, yarın daha başkaları yine bu musalla taşında öbür alenin huzur dünyasına geride gözyaşları bırakarak gidecekler.
     Ne olur durdurun bu gözyaşlarını.

      Top bizde;     Askerin daniska eğitimlisi bizde,     Savaş uçaklarımızın en büyük gösteri ekibi bizde, tank bizde, akıl bizde, heyecan bizde, Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi bizde, ne olur dindirin bu gözyaşlarını yuvalara artık ateş düşmesin ve lütfen gereğini yapınız. Çünkü bu ülke teröre öğle kolay kolay papuc bırakmaz. Elinizde ki gücü artık sahaya indirin ve akmasın kan yıkılmasın yuvalar ve şehit cenazeleri artık son bulsun lütfen!

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2011, 11:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568