Heyecanım işgal

Heyecanlı günler yaşıyorum şu günlerde.
Kabıma sığmıyorum. 
Kimi an esrikçe akan ırmak gibiyim.
 Kimi an çok yükseklerden köpük küpük dökülen su gibiyim.
 Kimi an meraya yeni salınmış zıp zıp zıplayan yeni doğmuş kuzu gibiyim. 
Kimi an elinde gülle vuslatı bekleyen âşık gibi bir oyana bir buyana gidenim. 
Kimi zaman da anne olmaya sayılı dakikaları kalmış kadın gibi sancılıyım.
Ama tatlı bir sancı bu.
Beni heyecanlandıran şeyi anladınız, biliyorum.
İnsan ne için yazar?
Daha doğrusu bir yazar ne için yazar?
Bu arada farkındaysanız kendimi fırsat bu fırsat diyerek yazarların safına kattım.
E fırsatlar değerlendirilmeli, her zaman ele geçmez fırsatlar.
Bu sorunun yanıtı basit:
Okunsun diye yazar.
Uzun bir emek sonucunda romanı tamamladım.
Yazarken ayrı bir sancı, ayrı bir meşakkat, bitirince ayrı bir mutluluk.
Derin bir oh.
Bu oh mutluluğun ve huzurun ohu!
İş bununla bitmiyor, keşke bununla bitse.
Çok tanınmış, çok okunan bir yazar değilseniz sıkıntı, huzursuzluk, kaygı ve belirsizlik devam eder.
Nerde yayınlatacaksınız?
Hangi yayınevi size kapılarını açacak, sizi sahiplenecek?
Dosyanızı ister iletişime geçtiğiniz yayınevi. Bekletir de bekletir. Sonra bu bizim yayın politikamıza, bu bizim damak zevkimize, bu bizim ilkemize uygun değil, biz çıtası daha yüksek eserler basıyoruz der, bol şanslar diler.
Önceki çalıştığın yayınevi ekonomik kriz var, çok satılacağından emin olmadığımız eserleri bu aralar basamıyoruz der.
Parayı verince eserinizi yayınlayan yayınevlerinin çoğaldığını da söylemek gerek.
Kitaba yapacağı masrafı, vereceği emeğin karşılığını yazardan ister, yoksa yayınlamaz.
Çaresiz yazar bunu kabul eder.
Kitabın yazılım sürecinde verdiği emeği bir an da unutur, para kazanmayı da unutur, yeter ki yayınlansın der.
En karlısı kim?
Yazar mı, yayınevi mi?
Geçelim bunları.
Yazar için kitabın yayınlanma süreci müthiş bir heyecandır.
Eseri gün yüzüne çıkacak.
Okuyucuyla buluşacak.
Doğumdan sonra annenin çocuğu kucağına alması gibi…
İşte ben şu an bu duygular içindeyim.
Sevinçliyim!
Yedinci kitabım çıkıyor.
Daha ne olsun!
Adı: ‘İşgal’.
Türü roman.
Kurgu Yayınlarından çıkıyor.
Bir döneme tanıklık eden bir roman.
Bir dönemi geleceğe akıtan bir eser.
Liseli gençlerin öyküsü aynı zaman da, hayata karşı duyarlılıkları, sorumlulukları, acıları, çileleri, sevdaları, aşkları…
Gerici, yobaz, faşist eğitim sistemini istemeyen gençlerin okullarını işgal etmesi.
Yani ‘İşgal’ senin öykün.
Benim öyküm.
Bizim öykümüz.
Yani ‘İşgal’ senin heyecanın!
Benim heyecanım.
Bizim heyecanımız.
Hayat işgalle başlıyor.
Ee aşkta işgalle başlıyor.
İşgal hayatın bitimi değildir.
 
 

 
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zülfi Zorba Aras
Zülfi Zorba Aras - 6 ay Önce

Tebrikler, arkadaşım.kutlarim sizi.yeni kitabın sana ve okurlarına hayırlı uğurlu olsun.umarim her şey yolunda gider.düsüncelerinde çok haklısın.Ama bu sefer daha iyi gideceğine eminim.seni bilenler elit kesim.az olsun öz olsun temiz olsun.bişver takma kafana..tekrar kutlarım.başarilarinin devamını dilerim.

Zeynep Karakas
Zeynep Karakas - 6 ay Önce

Bu mutlulugunuz, heyecaniniz daimi olsun.
ÌSGAL'in okuru bol olsun.
Hersey gonlunuzce olsun.

Hatice Taltekin
Hatice Taltekin - 6 ay Önce

Hayırlı uğurlu olsun Muhittin bey . Diğer kitplarınız gibi severek okuyacağımdan eminim. kaleminize emeğinize sağlık.

banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568