İskarpin çocukları


Barış Erdoğan

Barış Erdoğan

Okunma 16 Mayıs 2017, 22:41

Ortaokulu bitirip liseye başlayacağım günlerde babam, "Sana bir iskarpin alma zamanı geldi." demişti. İlk kez duymuyordum ancak nasıl bir ayakkabı türüdür bu “iskarpin”, doğrusu heyecanlanmıştım.

Gel zaman git zaman dil üstüne araştırma yaptıkça sözcüklerin kökenlerini de araştırmaya başladım. Bunlardan birisi de, "iskarpin"di. İtalyanca "skarpin"den (skarpin + sabo - hafif tahta ayakkabı) geçiş yaptığını öğrendim.

Sahi, yaz kış insanın ayağında neler olur: ayakkabı, bot, çizme, spor ayakkabı, sandalet, çarık, mes, terlik, yemeni, kundura, rugan, postal, başmak, cimcime (üstü çok açık terlik ya da tabanı paçavradan ve koncu çorap gibi ip ile örülerek yapılan bir çeşit ayakkabı), çapilya (altı kösele, üstü meşinden yapılmış yumuşak ayakkabı), çedik (mesh üzerine giyilen sarı pabuç), nalın, potin, tomak, topuklu (Sadece topuklu çeşitlerine girsem şaşırırsınız: kedi, lita, makara, mantar, dolgu,kama, apartman, pompa, platform...) vs


Yahya Kemal'in şiirinde geçen "pabuç" sözcüğüne kırk yıl önce Farsça sözlükte rastladığım zaman, "Sen de mi Farsçaydın?" deyivermiştim. Evet, Farsçaymış. Ayak anlamına gelen "pa" aslında "pay" (payitaht sözcüğünü anımsayın) ile "örtmek" anlamına gelen "buş/puş" dilimizde bir zaman sonra karı-koca olurlar, bugünkü "pabuç" olur.

Ağzımıza çarşamba günleri neden pabuç çarpılırdı konusuna girsem Şamanist misiniz diyeceklerinden eminim.

Aldırmayın, siz ayağınızı sıcak tutun.

Şu iskarpin de ne ola ki?
.
Özdeyişlere düşkünlüğümü iki adama borçluyum:
1. Cenap Şahabettin
2. Rochefoucauld
“Nezaket, ister iskarpin giysin ister çarık, bastığı yeri çamurlamaz.” diyen Cenap'ı selamlıyorum.
.
"Sene 1140" şiirinde
"Nev-bahâr-ı vuslatun bassun deyu ilk ayına
Bûseden pâbûş giydirdim o nermin payına"
diyen Yahya Kemal'le sarhoş oluyorum.
.
"Kundurası vurmadığı zamanlarda"
diyen Orhan Veli'ye eşlik ediyorum.
.
Afife Jale'ye
"Al renkli elbise beyaz çorap
Beyaz iskarpin ve heyecan"
dizelerini döktüren Selim İleri'yi ince aşkların adamı olduğu için alkışlıyorum.
.
Fatih-Harbiye'nin bir yerinde
"...rugan iskarpini ve filizî mantosu dikkat çeker."
sözleri döken Peyami Safa'yı beni Sahaflar'a götürdüğü için saygıyla anıyorum.
.
"Cigaramı yaktım. Karşımda lapa lapa kar yağıyor. Birdenbire bir sevinç kuvvetli bir sevinç hissi kaplıyor beni. Nereden geldi bu sevinç bilmem? Sıkıntımın içinde nasıl belirdi? Sıkı bir iskarpin içinde yumu¬şak, mini mini latif bir kadın ayağına benzer, bu sevinci ne etmeli?" diyen Sait Faik'i döne döne okuyorum.
.
"Kunduracıdan ayakkabı beklediğimiz gibi şairden de şiir bekleyelim. Nasıl ki kunduracı hem iskarpin, hem terlik, hem potin, hem çizme yaparsa, şair de gününe ve koşullarına göre ıstırap şiiri, aşk şiiri, isyan şiiri, ölüm şiiri, kurtuluş şiiri yazar. Bütün sorun, sanatçının yaratma gücüne karışmamaktır." diyen, sanat ile zanaat sahibi olanları karşılaştıran Cahit Sıtkı'yı saygıyla anıyorum.
.
"Hacı, ayağından yemenisini çıkardı, arabadan uzattı." diyen M. Ş. Esendal beni buradan Otlakçı'ya götürüyor.
.
Saman Sarısı'nda, Vera'ya,
"bulvarlar karlı 
seninkiler yok ayak izleri arasında 
botlu iskarpinli çoraplı çıplak senin ayak izlerini birde tanırım"
diye hitap eden Nazım'ı aşkla anıyorum.

banner363
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Binboğa - 7 ay önce
Sâlâh Birsel Usta'nın vefat haberini alınca: "Ben şimdi kimlerden öğreneceğim eşyaların, sokakların, ağaçların tarihini?" diye üzülmüştüm.İyi ki tanıdık seni, iyi ki varsın Barış üstadım, hep yeni ufuklar açıyorsun bize, söz sende başka bir güzel duruyor, ömrüne bereket dostum...