Kimsenin bilmediği o çınarın yaprağıyım


Beyaz kâğıt kurşun kalemle sevişince,
Arka yüzünde beliriyordu düşünceler aşkla.
Oysa Güneşin yerden yüksekliği gibi uzaktı kâğıtlar artık ağaçlara,
Bir hiç olduğunu nereden bilecekti,
Bilmiyordu ki? Neler gelecekti başına.

Ay yavaşça çekerken ellerini geceden,
Sahip çıkamıyordu gündüz çınar dallarına,
Baltalar vuruluyordu kalbine sevdanın.
Savruluyordu yapraklar acıdan.
Aşk bunu söylesene yazmadan nereden bilecekti?

Otların çalıların üstünden geçerek giderdi O her gece korkusuz.
Sırtından sarılırdı gökyüzüne dalları,
Nefesi boynunda,
Loş ay ışığında kalbi koynunda.
Gözleri ise kapalı omzundan öperken rüzgârı.
Söylesene beyaz kâğıt bunu anlatmasa kalem nereden bilecekti?

Özler misin beni dedi kâğıt
Okunmamış mektuplar da anlatılanlar gibi?
Buruşturup atar mısın beni?
Yakar mısın? 
Şimdi' dedi.
Natürmortta üzüm çalışması gibiyim, 
bir ders için zoraki çizilen türden ve de basit.
Oysa ağaçken,
Koklayabiliyordum yağmuru,
Sarılabiliyordum fesleğenlere.
Şimdi sen yazarken canımı acıtıyorsun.
Sis denizinin üstünden sevişmeden kalkar gibi kalkıyorsun bazen.
Arka yüzümdeki düşünceler 
Kimi zaman Çaresizlikten.
İnsanlar söylesene bana bunu neden yaptı?
Kendi aşklarını yazabilmek için mi harcadılar bedenimi?
Oysa dedi kâğıt
Topraktan gelen topraktan gelene yapar mıydı bu ihaneti?
Konuştu kalem 
Söylesene dedi sence ben kimim?
Şaşırdı kâğıt 
Sahi dedi kimsin sen?
Konuştu kalem 
Ben Çınar yaprağıyım 
Aşkı yazabilmek için tenine.
Asırlardan beri.
Kimsenin bilmediği o çınarın yaprağıyım.

YORUM EKLE
banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568