Biz Mektup Yazardık!

Emel Koşar / İSTANBUL - Biz Mektup Yazardık!-Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar  adıyla derlendi.

Biz Mektup Yazardık!
06 Ekim 2017 Cuma 10:35

Geçtiğimiz yıllarda Bedri Rahmi’nin eşi Eren ve ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu’yla mektuplaşmaları kitaplaştırıldı. Söz konusu mektuplar, Eyüboğullarının biyografilerini, sanat anlayışlarını aydınlatan ve üslûp özelliklerini yansıtan metinler.

Aynı zamanda onların yaşadıkları dönemin inceliklerini gösteren örnekler. 

Ölümünün 40. yıldönümünde Bedri Rahmi Eyüboğlu ve çağdaşlarından mektuplar da Hughette Eyüboğlu tarafından Biz Mektup Yazardık!-Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar  adıyla derlendi. Çeşitli başlıklar altında sınıflandırılarak okura sunulan mektuplarda, adı geçen kişilerin soyadları dipnotlarda yer almakta. Kitabın sonunda yer alan “Yaşamöyküleri” bölümünde de mektup yazarları hakkında bilgi verilmekte.

Kronolojik olarak sıralanan mektuplar eşliğinde Bedri Rahmi’nin biyografisi (1938-1945 Yurt Gezileri, 1954-1959 Amerika’da açtığı sergiler...) ortaya çıkıyor. Kitapta Fikret Muallâ, Fahrünisa Zeid, Cemal Tollu, Arif Kaptan gibi ressamların, Yahya Kemal Beyatlı, Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli Kanık, Cahit Külebi, Halikarnas Balıkçısı gibi şair ve yazarların, Bedri Rahmi’nin Nedim Günsür, Turan Erol ve İbrahim Örs gibi öğrencilerinin mektupları yer almakta.

Bedri Rahmi’nin şiir ve resimlerine konu olan “Karadut”un (Mari Gerekmezyan Akademi’nin heykel bölümünde asistan. Onların aşkına Gerekmezyan ailesi karşı çıkar ve Mari’yi zorla evlendirirler. Mari 1947’de tüberkülozdan ölür.) mektupları şiir gibi. Mektuplarda, birbirlerine “Çebişim” (Anadolu’da “keçi”ye söylenir.) diye seslenmeleri, yasak aşkın şefkatli ve fırtınalı atmosferi göze çarpıyor. Toplum baskısı, aşkın insanı aptallaştıran coşkusu ve özlem mektuplara damga vuruyor.

Mektuplardaki “Hani nar çiçekleri?

Hani benim Bedir’im?

Her gölgeyi sana benzettim, her sesi senin sandım. Gözlerim istasyon yollarında dondu kaldı.” (s. 40) ve “Gel gör, senin çebiş tam bir çingene kızı oldu?” (s. 42) gibi ifadeler Bedri Rahmi’nin “Karadut” şiirini hatırlatıyor. İki sanatçının aşklarını tabiata ve eserlerine yansıttıklarına da tanıklık ediyoruz.

Nâzım Hikmet’in Sabahattin Eyüboğlu’na mektupları ise, şiir odaklı. Nâzım, Sabahattin Eyüboğlu’nun ısrarı üzerine Bedri Rahmi’nin Karadut adlı kitabını değerlendirir. Daha önce tek tek okuduğu şiirleri kitap hâlinde okuyunca monotonluk ve muhteva fakirliği sebebiyle hayal kırıklığı yaşadığını söyler. “Halk şiiri” stilizasyonunun bütün kitaba teknik aksaklıklarla beraber hâkim olduğunu çeşitli örneklerle açıklar. Mektuplar aracılığıyla Nâzım’ın Karadut kitabı üzerinden şiirde imaj, teknik ve mısra kuruluşu  hakkındaki fikirlerini öğreniriz.

Nâzım göre “Şiir dediğin nesne yılan gibi olmalı, hem her parçası ayrı ayrı yaşayabilmeli, hem de bütünü bir kat daha kuvvetle hayatiyet kazanmalı”dır. (s. 120) O, tembel bulduğu Bedri Rahmi’ye konuştuğu Türkçeyle ve büyük bir öfkeyle güzel şiirler yazmasını tavsiye eder. Ona göre şiir disiplin işi olduğu için hangi vezinle yazılırsa yazılsın mısra hâlinde okunur. Şiirin ritmine, sesine, temposuna ve mısralar arasındaki münasebete de önem verir. 

Nâzım’a göre kafiye uçsuz bucaksız bir imkândır. O, kafiyesizliğin kafiyesine de değinir. Muhtevaya en uygun teknik için vezin, kafiye, dil ve eda üzerinde çalışır. Yahya Kemal’in “Endülüs’te Raks” şiirini kafiyesi, muhtevası ve kelime seçimi açısından beceriksiz ve özensiz bulur.

Nâzım’ın Karadut’tan yola çıkarak genel olarak şiir hakkındaki düşünce ve yorumlarını kapsayan Sabahattin Eyüboğlu’na mektupları, Kemal Tahir’e Mapusaneden Mektuplar’ı gibi onun poetikası olarak da kabul edilebilir.

Kitaptaki mektuplar, 1930’lardan 1970’lere Türkiye’nin siyasal, sanatsal ve sosyal panoramasını sanatçıların kalemleriyle yansıtıyor. Aynı zamanda mektup yazarlarının biyografilerini, eserlerini, edebiyat ve sanat tarihini de aydınlatıyor. Mektupların coğrafyası, Akademi ve D Grubu’dan başlayarak Amerika ve Brüksel’e kadar genişliyor.

Yrd. Doç. Dr. Emel KOŞAR
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
 

______________________________

1-Kâğıdı, zarfı ve kalemi özenle seçilen ve yıllarca saklanan mektubun yerini günümüzde hızla yazdığımız, saklama gereği duymadığımız e-posta almakta. E-postanın ne kadar kalıcı olacağını zaman gösterecek. Yaşadığımız iletişim çağının hızına uygun bir şekilde konuşma dili de giderek kısırlaşıyor.

2-Biz Mektup Yazardık!-Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar, Haz: Hughette Eyüboğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2015.

banner442

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.