Folklor Şiire Neden Düşman?

Şair ve yazar Yrd. Doç. Dr./Asst. Prof. Dr. Emel Koşar'ın yazısı...

banner486
Folklor Şiire Neden Düşman?
27 Aralık 2017 Çarşamba 12:01

banner498

Cemal Süreya ilk şiir kitabı Üvercinka’yla (1958) İkinci Yeni şairlerinin öncüleri arasında yer alır. O, şiirlerinde  kelimelerin türlü imkânlarını zorlayarak ve halk deyimlerinden yararlanarak kendine özgü bir dil ve imge dünyası oluşturmuştur: “Kırmızı bir kuştur soluğum” (s. 11), “Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene” (s. 12), “Sen çıkardın utancını duvara astın” (s. 13)

Cemal Süreya, ilk şiir kitabı Üvercinka’yı “güvercin kanadı” tamlamasının başından bir harf ve sonundan iki hece atarak ortaya çıkarmıştır. Şiirinin kelimeyi zorlayan yönünü şöyle belirtir: “Üvercinka anılması güvercinle karışık bir ad. Bir kadın adı. Barışa, aşka, dayatmaya dönük bir kavram. Kitaba ad olarak seçmeme gelince, bunun iki nedeni var. Birisi belli: Günümüz şiiri, bu arada benim şiirim kelimeyi zorlayan bir şiir. O adla şiirimi özetlemiş ya da bir parça belirtmiş oluyorum. Şiirimden ufak, ama anlamlı bir kesit vermiş oluyorum galiba. İşin ikinci nedeni son derece özel, salt günlük yaşam ilişkin bir şey.” 

Cemal Süreya’nın şiirlerinin anahtar sözcükleri kadına ait unsurlardır. Şair, söyleşilerinde şiirinin erotik olduğunu dile getirir. “San” şiirinde Cemal Süreya’nın şiiri hakkında söylediği her şeyi bulabiliriz. Şair, bu şiirde kumral saçlı, uzun bacaklı sevgilisiyle konuşur ve ona olan arzusunu dile getirir. Herhangi bir şeyi, neyse o yapan, değişmeyen nitelik anlamındaki “san”, onun değişmeyen arzusunun ifadesidir. “Kırmızı bir kuştur soluğum”, “Kumral göklerinde saçlarının” “Kırmızı bir at oluyor soluğum” (s. 11) gibi dizelerdeki alışılmamış imgeler, İkinci Yeni şiirinin en belirgin özelliklerindendir. Bunlar okuyucunun zihninde değişik, yeni görüntülerin ve duyguların oluşmasını sağlar:  “Kırmızı bir at oluyor soluğum/Yüzümün yanmasından anlıyorum/Yoksuluz gecelerimiz çok kısa/Dörtnala sevişmek lâzım.” (s. 11)

Kelimelerin hatta harflerin onun için önemini bir iddia sonucu soyadından “y”yi atması ve “üvercinka” kelimesini türetmesi de gösterir. O, eski kelimelerden çağrışım gücü yüksek, yeni kelimeler türeterek modern insanın yalnızlığını, aşkı, ölümü, cinselliği renkli imgelerle ve ironik bir dille anlatır. 

Cemal Süreya “Folklor Şiire Düşman”  adlı yazısında, “Çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı… Çağdaş şairler kelimeleri bile sarsıyorlar, yerlerinden, anlamlarından uğratıyorlar. Bu böyleyken bizde hâlâ folklora, halk deyimlerine şiirlerinde fazlasıyla yer veren şairlerin kısır bir yolda oldukları sanısındayım.” (s. 192) diyerek folklorda şiirin bugünkü entelektüel niteliğini taşıyacak yeti olmadığını ve halk deyimlerinin havasının şiirin kanat çırpmasına imkân vermeyecek kadar dar olduğunu belirtir.

Cemal Süreya’ya göre bir halk deyimi içindeki kelimeler o deyimdeki anlam dizisinde kaynaşmışlardır. Donmuşlardır ve tek yönlüdürler. Bu sebeple folklorun şiir için kaçınılması gereken bir tehlike olduğunu vurgular.

Cemal Süreya, Orhan Veli kuşağı şairlerinin yenilikten sonra dilin görünür imkânlarını denediklerini, Oktay Rifat ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ise geniş ölçüde, halk deyimlerine, folklor temlerine yöneldiklerini, orada takılıp kaldıklarını, başka alanlara yönelmesini bilselerdi şiire daha faydalı ve verimli olacaklarını belirtir. Şairlerin şiirde kişiliklerini kazanmak için folklordan kaçınmaları gerektiğini ve anonim kalıpları kullanmanın buna engel olduğunu ifade eder. 

Cemal Süreya’nın adı geçen yazısında hedef aldığı Bedri Rahmi, ünlü “Türküler Dolusu”  şiirinde halk kültüründen özellikle köy türkülerinden beslenen bir ressam ve şair olduğunu vurgular. Söz konusu eserlerin kendi şiirlerinden üstün olduğunu da ifade eder.

Bedri Rahmi, Anadolu’ya içerden baktığı için sanat eserlerinde, halk kültüründen faydalanmak onun deyişiyle ekmekten sudan faydalanmak kadar doğal bir şeydir. O, şiirlerinde halk kültüründen faydalanırken taklit düzeyinde kakmaz ve geleneği yeniden üreterek ona eklemlenir.

Cemal Süreya ise Karacaoğlan ve Emrah’ı bile büyük şair olarak görmez. Derinliksiz ve sığ bir alan olarak gördüğü folklor ve halk deyimlerinin ancak bir şairi taşıyabileceğini söyler. Ona göre halk deyimleri, Oktay Rifat’ın şiirine bile zarar vermiştir. 

Cemal Süreya  “Aslan Heykelleri”nde, şiire daha geniş bir gökyüzünde soluk aldırmak için “Bir ben denemişim bütün kelimeleri” (s. 31) dizesindeki gibi kelimeleri yontarak, anlamlarından saptırarak ve onlara farklı yükler yükleyerek yeni imajlarla yeni mısralara varılabileceğini savunur. Halk deyimlerine ve temlerine yönelen şairlerin kişiliklerini yitirdiklerini ve yenilik yapamadıklarını savunan Cemal Süreya, halk söyleyişlerinin olduğu gibi kullanılmasına karşıdır. Folklorcu şiirle kişilik kazanmak güçtür. O, şiirlerinde halk söyleyişlerinin kalıplarını kırarak ve onları yeniden üreterek yaratıcı bir şekilde kullanır. Sonraki yıllarda ise, röportajlarında Karacaoğlan’ı Türkçenin büyük şairlerinden biri olarak gösterir.

Cemal Süreya poetikası niteliğindeki adı geçen yazısında, nasıl olması ve olmaması gerektiğinden yola çıkarak kendi şiir ve şair tanımını yapar. Ona göre şiir; anayasaya, kurum ve kurallara aykırıdır.

O, kurulu düzene -folklora- başkaldırır. Folklor, kuşaktan kuşağa aktarılan ve toplumun kültürel değerlerini yansıtan kalıplaşmış bir yapıdır.

Şiirlerinde kelimelere yeni anlamlar yükleyen Cemal Süreya, bu alışılmış kalıplara ve söz dizimine karşı olduğu için dilde hem yıkıcı hem de yapıcıdır. Şiirde kalıpları kıran kelime işçiliğini ve yaratıcılığı önemser.

Bu sebeple şiirlerinde, farklı imgeleri konuşma diliyle üretir. Kara kalem çizimler de yapan Cemal Süreya’nın şiirlerindeki renkli görselliğin kaynağının kelimelerdeki sapmalar (Bazı kelimelerin kurallara göre almaları gereken biçimlerden uzaklaşmasıdır.) olduğu da söylenebilir.

banner469

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.