Merve Özcan: Yüreğini haramdan sakın!

Genç ve gelecek vadeden bir kalem Merve Özcan’dan, Whattpad’de dört milyon okunmaya erişen ve herkesin heyecanla devamını beklediği bir hikaye…

Merve Özcan: Yüreğini haramdan sakın!

Portakal Kitap’tan yayınlanan ve okuyan kişilerin, “İşte tam 21. yüzyıl gençliğinin Huzur Sokağı!” dedikleri Gözlerini Haramdan Sakın yolculuğunun okyanusvari rüzgarı Haziran ayında Yüreğini Haramdan Sakın ile esmeye devam ediyor…
Yurtdışından da büyük istek alan seri için Arap Dünyasının en büyük yayınevlerinden biriyle telif anlaşması yapıldı ve Arapça’ya çevrilecek.

YAZAR MERVE ÖZCAN
11 Ocak 1996’da İstanbul’da doğup ilk ve orta öğrenimini burada tamamlayan Merve Özcan, ardından Arel Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun olmuştur. Resim çizerek geçen çocukluğunun sonunda çizgilerin kelimelerle benzerliğini fark etmiş ve geç olmadan yazmaya başlamıştır. Gözlerini Haramdan Sakın’dan sonra Haziran’da raflarda yerini alacak Yüreğini Haramdan Sakın ise kendisinin ikinci eseri...
Peki başta Ahmed Günbay Yıldız olmak üzere pek çok kült yazarın da elinden tuttuğu ve Wattpad’de dört milyon okunmaya erişen kitabı Gözlerini Haramdan Sakın kısa sürede ikinci baskı yapan Merve Özcan’ın kaleminden dökülenlerin farkı ne?


YÜREĞİNİ HARAMDAN SAKIN
“Ve tüm hikayenin başlangıcı, sakınılan bir bakıştı.”
Bu hikâyede sınırlar var, bu hikâyede umut var, bu hikâyede imkânsızlıklar var ve en önemlisi bu hikâyede aşk ve polisiyenin yanı sıra elden düşürülmeyen eğlenceli bir anlatım var.

Bir adam, zihnine kazıdığı hükümle ruhunun duvarlarını güçlendiren... Bir kadın, merakının tetiklediği boşlukta adamın rüzgârıyla bilinçsizce savrulan... Ömer ve Betül, aynı gezegende farklı dünyalara ayrılmış iki kişi… İnanç ve değerlerine olan sadakatinin sınırlarına yaklaştırmayan Ömer ve sadakatle bağlanacağı tek şey elindeki dipsiz boşluk olan Betül...

Kesişen yolları bile çıkmaz sokakken; imkânsızlığa gözlerini kapatan Betül, bir çıkış ve bir cevap bulabilmek için önüne çıkan her şeyi sorguluyor. Ömer’i tanıdıkça değişen yaşam tarzı ve adım adım içselleştirdiği İslam’la aslında bu Betül’ün kendi yolculuğunun hikâyesi… Ömer’in, “Benden uzak dur!” ihtarlarını dikkate almayıp daha en başından sınırlarında kalakaldığı adama bir adım yaklaşırken; ona yaklaşan silahların farkına bile varamıyor. 

Betül’ü, Ömer’in sınırlarına itip kendi dünyasını onun dünyasına sığdırabilecek şey imkânsızlığa gözlerini kapatmak mı olacak, yoksa patlayan silahlar mı? Ve nihayet ömürleri kesiştiğinde, yani ulaşılmaz dediği adamın o çetin sınırlarının hemen dibinde soluklandığında… Aralarındaki onca mesafeden geriye kalan sınırları aşmanın neler getireceğinden ikisi de habersizdi. Fakat bir gerçek vardı; artık o rüzgârda savrulan yalnızca Betül olmayacak, Ömer de kendi rüzgârının tadına bakacaktı.

“O Ömer’di; bakışlarına kelimeler, gülüşüne akşamüstü esintisi sığdıran adam…

Gözlerini açıp bana döndüğünde montumu tutup beni kendine çekti ve başımı göğsüne yasladı. Kahkahalarım karnımı ağrıtacak boyuta ulaştığında yüzümü kazağına çevirdim. Kazağı gözyaşlarımla ıslanıyordu. Zor çıkan sesimle, ‘Şükür...’ dedim. ‘Çok şükür…’”



Esin ÖZGÜR

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2016, 07:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568