Kokoreç'in ana vatanı Göbel'de küçük bir mola

Sarışın sabah güneşi artık yerini kızıl bir atlasa bırakırken biz Susurluk’tan Katrancı Mehmet Pehlivan’ın toprağına Göbel’e doğru yol alıyorduk.   Susurluk İlçesinin şirin bir nahiyesi iken şimdi mahallesi olan Göbel’de sizler için küçük bir mola vermek istedim.  Susurluk’a 14 Km uzakta olan bereketli topraklara sahip Göbel için besiciliğin anavatanı da diyebilirim. Yeri sapa. Susurluk’tan Bandırma yoluna girdiğinizde solda Göbel tabelasıyla karşılaşacaksınız kavşaktan dönüp devam edeceksiniz. Yol üstü bir yerleşke olmayan Göbel’de Kavşaktan 200-300 metre içeriye girdiğinizde sağ tarafınızda palmiyelerin ve çiçeklerin arasında şirin bir et lokantası göreceksiniz. Burada etin ve sakatatın her türlüsünü tadabilirsiniz.

Leziz bir kokoreç için Gizli Bahçe  et lokantasındayız. İki katlı olan bu lokanta leziz yemekleri ile Balıkesir, Susurluk, Bursa ve çevre ilçelerden gelen müşterileri ile dolup taşıyor. Lezzeti kulaktan kulağa yayılan ve İzmir’den Bandırma üzeri İstanbul’a gidip dönen yolcuların uğrak yeri olmuş.

Eti muhteşem lezzetli, ustalar da işin erbabı olunca Köfte çeşitleri, kokoreç, uykuluk, dalak, böbrek,  Ciğer sarma, parça ciğer, işkembe söğüşü harika oluyor. Tüm et ve sakatat çeşitlerini burada kendi yöntemleri ile pişirerek müşterilerine sunan iyi bir ekip var.

İçkili bir lokanta olan Gizli Bahçe de neyin meşhur olduğu değil, sizin ne istediğiniz çok daha önemli. Alternatif içeceklerin yanında kırmızı et yemeyenlere de incik ve şiş bulunduran müesseseden herkes memnun ayrılıyor. Öğlen 12.00 gece 23.00 e kadar müşteri alan lokanta ramazan aylarında hizmet vermiyor. 

Kısacası yiyeceğiniz en leziz kokoreç ve ızgara ürünlerini burada tadabilirsiniz. Her şey günlük ve taze. Yanında tüketeceğiniz yoğurtlar bir harika. Mükemmel et çeşitleri yanında nefis salatalar sofranızda görsel bir şölen gibi. Kış tatlılarından kaymaklı kabak ve tahinli Cevizli Ayva tatlısı ayrı bir lezzet. Yaz tatlıları ise daha hafif olan Kemalpaşa, peynir tatlısı, höşmerim. Bu sofrada önce gözünüz sonra da karnınız doyuyor.

Et çeşitleri porsiyon değil kilo hesabı satıldığından dilediğiniz et çeşidinden adet olarak sipariş verebiliyorsunuz. Fabrikasyon olmadığı için damak tadınıza hitap ediyor.

Gizli bir bahçenin içinde yer alan bu lokantadan çıkıp soluğu İtina Kokoreçte alıyoruz. 

Göbel de faaliyet gösteren İtina Kokoreç şirketinin sahibi Ramazan Kalçi ile yaptığımız sohbette Türkiye’nin sakatat ve kokoreç ihtiyacının büyük bir bölümünün Göbel’den karşılandığını öğreniyoruz. Büyük ve küçükbaş hayvan sayısının az olmasından dolayı yurtdışından gemiyle hayvan ithal edildiği halde siparişlere cevap veremediklerini anlatırken; İzmir, İstanbul, Bursa’ya sakatat, Türkiye’nin hemen her şehrine ise kokoreç gönderdiklerini ifade ediyordu Ramazan Kalçi.  Kokoreç olarak Ülkenin yüzde 40 civarındaki talebini kendi firmalarının karşıladığını, yan firmalar olan Şampiyon Kokoreç’ in özellikle İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde  veteriner kontrollerinden geçtikten sonra  haşlanmış, kıyılmış ve paketlenmiş şekilde satışa sunulduğunu ancak talebin fazla olmasından dolayı siparişlere cevap vermekte zorlandıklarını öğreniyorduk. 

Aslen Bingöl’lü olan Ramazan Kalçi çok küçük yaşlarda bu işe başladığını 16 yaşında Göbel’e geldiğini burada da bu işi yapıp daha sonra ortağı  Şerafettin Polat ile kendi işyerlerini kurduğunu anlatırken bu işin sabır gerektirdiğini de ifade etmişti.  Türkiye’de 54 şubelerinin bulunduğunu, Merkezlerinin Diyarbakır’da ,kesimde  500 civarında çalışanın olduğunu, Göbel’de 150 personel istihdam ettiklerini söyledi.  2 ay içinde Göbel’de sadece kendi firmalarının  160 bin hayvan kestiklerini anlatırken Göbel’in et piyasasında ne kadar büyük  paya sahibi olduğunu hayretle öğreniyoruz.

Kalçi Diyarbakır’da ki fabrikalarında bağırsak üzerine çalıştıklarını  yurt dışına;  Almanya, Fransa ve  İsviçre’ye  Tekstilde ve tıpta kullanılan bağırsakları ihraç ettiklerini anlatırken bizler çaylarımızı yudumluyorduk. Ramazan Kalçi meşakkatli bir

meslek olan mezbaha ve besiciliğin disiplinli ve programlı çalıştıktan sonra getirisinin çok iyi olduğunu anlatıyordu. 

Marmara ve Ege Bölgesinin  et ve sakatat ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan şirin beldemiz Göbel’e yolunuzu düşürüp bu nefis lezzetleri tatmadan geçmeyin derim. Bu  lezzetin  uzun süre tadı damağınızda kalacak.

YORUM EKLE
banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568