Azat Yeman'ın ''Cul - De - Sac'' adlı sergisi Nişantaşı'nda !

Hasan Sarıtaş/İSTANBUL-Cihangir Art Project, sanatçı Azat Yeman'ın '' Cu-de-sac'' isimli sergisini Nişantaşı Art212'de 28 Aralık'ta sanatseverler ile buluşturuyor.

Azat Yeman'ın ''Cul - De - Sac''  adlı sergisi Nişantaşı'nda !

Sergi, sanatçının 2014 - 2017 yılları arasında ürettiği eserlerden oluşmaktadır.Sanatçının son dört yılına tanıklık edeceğiniz bu sergi ismini, ''Daha fazla ilerlemenin mümkün olmadığı nokta'' anlamına gelen '' Cul-de-sac'' kelimesinden alıyor.

Gözümü önümdekilerden ayırıp orada, o sokakta geçmekte olan herkesin üzerinde dolaştırıyor, hepsinin, peşinden gittiğim o bilinçsiz insanın sırtının bana verdiği soğuk ve saçma sevgiyle hepsini kucaklıyorum. Hepsi aynı bunların; atölyeden söz eden genç kızlar, işleriyle dalga eden delikanlılar, ellerinde sepetlerle alışverişten dönen iri memeli hizmetçi kadınlar, bıyığı henüz terlemiş, getir - götür işleri yapan çocuklar, hepsi aynı bilinçsizliğin farklı beden ve yüzlerdeki tezahürleri, aynı görünmez varlığın elinde toplanmış iplerle hareket eden kuklalardan farkları yok. Bilince işaret eden bütün tavırları sergiliyorlar, ama hiçbir şeyin farkında değiller. Çünkü bir bilince sahip olduklarının farkında değiller. Kimileri akıllı, kimileri akılsız - aslında hepsinde aynı akılsızlık. Kimileri daha yaşlı, kimileri daha genç - aslında hepsi aynı yaşta. Kimileri kadın, kimileri erkek - aslında hepsinin cinsiyeti aynı; varolmayan bir cinsiyet bu. 

Fernando Pessoa'nın Huzursuzluğun Kitabı'ndaki karakter gibi Azat Yeman da gözünü - fırçasını insanlardan ayıramıyor. Onların farkında olmadıklarını - bilinçsizliklerini fırçasıyla okumaya çalışıp rüyasını izleyiciye aktarıyor. Aslında Yeman ve izleyicinin bilinçaltı, bir çatışma içerisine girerek hissedilen ve duyulanlar her iki tarafı başka yönlere sürüklüyor. 

Çünkü gördüğüm şeylerin boyundayım ben, 
Kendi boyumda değil. 

Görünenden ve bilinenden yola çıkarak görünmeze işaret eden Azat Yeman, görün(ülemeyen)mez “gerçekliği” çölleşen hayatımızda yeşertmeye çalışıyor. Kimliklerimizi kaybedip içine düştüğümüz çukurdan bizi fırçası ile çıkartmaya çalışıp kulağımıza da: “ Ve ben ölü geçmişimin içinden geçerek kendimi yeniden eritiyor, kendi içimde kayboluyor, kendimi dünya işleriyle henüz kirlenmediğim, her gizeme, her geleceğe açık olduğum o uzak gecelerde unutuyorum.” diye fısıldıyor.
Sergi 10 Ocak 2018 tarihine kadar pazar günleri hariç Nişantaşı Art212'de gezilebilir.

AZAT YEMAN | CUL-DE-SAC
Açılış: 28 Aralık, Perşembe 18:00 - 20:00
SERGİ | 28.12.2017 - 10.01.2018

Text/Metin
Özgenur Geris

***
Azat Yeman’s latest exhibition “Cul-de-sac,” organized by the Cihangir Art Project, will be ready for you to visit at Nişantaşı Art212 starting from 28th December onwards. The exhibition will be on display for you to visit every day except Sundays, at Nişantaşı Art212'de.

There I lift my eyes up, gaze towards everybody who is passing by that street, everyone. I am hugging them with the feeling of cold and absurd love that I get from the back of unconscious humans that I follow. They are all the same: the girls who talk about art studios, the lads who joke about their work, busty cleaning ladies with their baskets on their way from shopping, young boys whose moustaches are just appearing, errand boys—they are the manifestation of the same unconsciousness in different body and faces, they are no different from puppets who move via strings held by an invisible creature. They display all the manners of consciousness, but they are not aware of anything, because they don’t know that they have consciousness. Some are clever, some are foolish, but in the end all have the same foolishness. Some are older, some are younger, but in the end they are all the same age. Some are female, and some are male, but in fact they all have the same gender—that is, nonexistent. 

Like the character in Fernando Pessoa’s The Book of Disquiet, Azat Yeman doesn’t move his eyes and his paint brush from people. He tries to read their unawareness and unconsciousness by brush, and transfers these dreams to his viewers. In fact, Yeman and the viewer’s subconsciousness conflict, in a way, then both sides drift to different places in terms of feeling and awareness. 

Because I am in the same height of things I see.
Not in my own height. 

Azat Yeman points to the unseen, setting out from the seen and known, and with unseen reality, he tries to green our lives, which are becoming deserts. He tries to rescue us from the hole we are in with our lost identities, and with his paint brush, he whispers into our ears: “And I pass through my dead past by re-dissolving in myself, disappearing in myself, still unaffected by worldly affairs, every mystery, and I remain open to the future by forgetting myself in the distant nights."

Çeviri/Translation
Derya Güzel


Adres:Art212 | Kadırgalar Caddesi No:8 Nişantaşı / İstanbul
İletişim:Hasan Sarıtaş | 0542 235 7856

Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2017, 16:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568