Haziranda Ölmek (Cahit Külebi)

Gonca Tokuz yazdı...

 Haziranda Ölmek (Cahit Külebi)
30 Haziran 2013 Pazar 19:10

    
Her akşam bulutlar
Bilmez telaşımı
Her akşam bulutlar

Belki de Haziran
Bulacak naşımı
Belki de Haziran

Bir gün geleceğim
Alıp şu başımı
Bir gün geleceğim.

Şiirimizin büyük ustalarından Cahit Külebi 1938 yılında yazmış bu şiiri. Bir haziran ayında da alıp başını gitti şairimiz.

1997 yılının altıncı ayının yirminci gününde.

Ardında yüzlerce şiir bırakarak.

Silinmez izler bırakarak.. Haziran ayında Cahit Külebi ile ilgili bir yazı yazmak geliyordu içimden. Bir aydır gündemimizde olan Gezi olaylarında bazı polislerin şiddete eğilimini görünce yıllar öncesinin anıları canlandı gözlerimin önünde. Cahit Külebi’nin şiirlerini okuyan polisleri anımsadım.   

1994 yılının Mart ayı Cahit Külebi Üniversitenin konuğu olarak Gaziantep’e geliyor. Rektörümüz Uğur Büget çok istemesine rağmen Cahit Külebi’yi karşılamak için havaalanına gidemeyecek. Onun yerine ben ve arkadaşım Hülya karşılayacağız sevgili şairimizi. O zaman ben Üniversitenin Kültür İşlerine bakıyorum, arkadaşım Hülya Akkaya’da Basın Yayın ve Halkla İlişkilere.

Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra soluğu o zaman Gaziantep’in en iyi çiçekçisinde alıyoruz. Soluğu çiçekçide aldık ama çiçekçiden bir türlü çıkamıyoruz. Çünkü çiçekçinin hazırladığı hiçbir buketi beğenmiyoruz. Adamcağız sonunda patlıyor? “ Hanımefendiler, siz bu çiçeği kime vereceksiniz? “ Sonra devam ediyor   “Bacım, altı üstü bir çiçek. Nesini beğenmiyorsunuz? Beğenmediğimiz buketi masanın üzerine itiyor. “İsterseniz siz hazırlayın.”  Biz ikimiz gayet sakin, “Olur mu hiç öyle şey, biz çiçekçi miyiz?  Profesyonel olan sizsiniz. Biz bu çiçeği şair Cahit Külebi’ye vereceğiz.” Üzerine basa basa tekrar ediyoruz. “Cahit Külebi’ye.” Adam yüzümüze bakıyor. “O da kim?” demesinden korkuyorum. Hemen atılıyorum. “Herhalde bilirsiniz şair Cahit Külebi’yi.” Adam başını sallarken, biz iki kafadar şair Cahit Külebi’ye layık bir buket hazırlayamayacağımıza inanıyor, çiçekçinin hazırladığı son bukete birkaç dokunuş yaptıktan sonra havaalanına doğru yola koyuluyoruz.

Uçağın inmesine çok var.  İki saatten daha çok.  Ama olsun. Ne olur ne olmaz. Gecikmeyelim. Bugün bizim için çok önemli.  Soluğu havaalanında alıyoruz. VIP salonundayız.  Uçağın inmesine bir saatten çok var. Yerimizde duramıyoruz. Gözlerimiz kollarımızdaki saatlerde ve gökyüzünde.  

Polislerle, görevlilerle sohbet etmeye başlıyoruz.  Hepsine ilk sorumuz şu: “Cahit Külebi’yi tanıyorsunuz değil mi? Siz de tanıyorsunuz mutlaka? Siz de..  İşte biz O’nu karşılamaya geldik. “ Görevliler,   “ Tanımaz olur muyuz? Tabii tanıyoruz. Biz okulda O’nun şiirlerini okuduk, ezberledik. ” diyorlar. Polislerden birisi “Senin dudakların pembe/Ellerin beyaz/Tut ellerimi bebek/Tut biraz.” diye Cahit Külebi’nin çok bilinen şiirini okumaya başlıyor. Öyle mutluyuz ki. Onlar da biz de. “ Şiir seven polislerimizin olması ne güzel” diyorum Hülya’nın kulağına. Biz polislerimizle gururlanırken, bizim sevincimiz, neşemiz, heyecanımız ve telaşımız onlara da bulaşıyor. Bizi aprona geçiriyorlar. O da ne? Onlar da peşimizden geliyorlar.

Nihayet beklenen an geliyor. Uçağın tekerlekleri yere değiyor.. Hülya ile ben Cahit Külebi’yi doğru yürürken -  kanatlanmış uçarken- uçağın merdivenlerinde önce O’nun rüzgârda uçuşan bembeyaz saçlarını görüyorum. Pırıl pırıl.  Yavaş yavaş iniyor merdivenlerden. Şık,  bakımlı  ve oldukça dinç.. Arkamızdan koşan görevlilerin ayak seslerini duyuyorum. Ne oluyor demeye kalmadan, polislerin Cahit Külebi’nin ellerine sarıldığını görüyoruz. O sevgiyle bakıyor hepsine, elini öptürmüyor, hepsiyle tokalaşıyor. Elimizdeki kocaman çiçeği alıyor, bize ve polislere güzel bir şiirle teşekkür ediyor.
 
“Artık ne pencerem var seni koyacak
Ne masam
Sevgilim de yok bu şehirde
Çiçek seni alıp ne yapsam?”

Eeee,  şairin teşekkürü de böyle olacak elbet. Ama ya polislerin şiirlerine ne demeli? Tüm şiir ve şair dostlarına yürek dolusu selam olsun diyorum. İyi ki varlar.

İyi ki yazıyorlar.

banner442

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.