Kültür Sanat:
banner291
Mimar Sinan
banner245

    

    Mimar Sinan:


Günümüzde Mimar Sinan adıyla anılan Sinan bin Abdülmennan, on yedi yıl yeniçeri olarak çalıştıktan sonra 1538 yılında baş mimarlığa atanmış  ve ölünceye kadar elli yıl kesintisiz bu makamda kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim  ve III. Murad'ın saltanat dönemlerinde hakim olan Osmanlı klasik mimari üslubu ile adi özdeşleşmiş olan Sinan, dünya yapı sanatının en büyük ustalarından biridir. Çağdaşları ona saygı ile "Koca Sinan" diyorlardı. Avrupa'dan esen Barok rüzgârları onun bıraktığı izleri dağıtıncaya kadar yüzlerce Osmanlı mimarı, gösterdiği yolda yürüdü. Günümüzde, Mimar Sinan Türk kültürünün başlıca simgelerinden biri sayılmaktadır.
   
Sinan, çocukluğunda  Ağırnas'tan devşirme olarak yeniçeri ocağına alınmıştır. Devşirme çocuklar kafileler halinde İstanbul'a varınca, bunların bir bölümü iç oğlan olarak saraya ayrılır, ötekiler taşra hizmetlerini yerine getirmek üzere bir iki altın karşılığında Türk çiftliklerine kiralanırdı. Fatih Sultan Mehmet'in başlattığı bu uygulamanın amacı, devşirme çocuklara Türkçe'yi, Türk gelenek ve göreneklerini. İslam'ın gereklerini öğretmektir. Taşra hizmeti genellikle üç yıl olmakla birlikte, devşirme oğlan yetiştirinceye kadar sürer, sonra yoklama yapılır, sınavda başarılı olan çocuğun bu kez acemi ocağında askeri eğitim başlardı. Yeniçeri ocağında yer açılınca Divan-ı Hümayun'a bildirilir, boşalan yerlere padişah fermanı ile acemi oğlanlardan atama yapılır, acemi ocağında açılan yerler de taşra görevindeki devşirmelerden alınarak doldurulurdu.
 




Sinan'ın taşra hizmeti ile acemi oğlanlık dönemi 1512 ile 1521 yılları arasında olmak üzere en fazla dokuz yıl sürmüştür. Yavuz Sultan Selim'in saltanatına rastlayan bu yıllarda, İran ve Mısır seferleri, Çaldıran (1514), Merc-i Dabık (1516), Han Yunus (1516), Reydaniye (1517) meydan savaşları yer alır. Bu savaşlarda yeniçeri kaybı fazla olduğundan acemi oğlanların yeniçeri ocağına, taşra hizmetindeki devşirme çocukların da acemi ocağına geçişleri hızlanmış, bu arada Sinan da Kapıya çıkarak (1521) Belgrad Sefer-i Hümayununa yeniçeri unvanıyla katılmıştır.
Belgrad seferinden sonra, Sinan sırası ile Rodos (1522), Mohaç (1526), Viyana(1529), Irakeyn(1534), Korfu ve Pulya (1537) ve Boğdan (1538) Seferi-i Hümayunlarına katılmış; Rodos ile Mohaç arasında atlı sekbanlığa atanmış; Mohaç'tan sonra yayabaşı, Viyana seferinde zemberekçibaşı  yapılmış; Irakeyn seferi dönüşünde de Hasekiliğe yükselmiştir.
 
Sinan'ın katıldığı askeri  seferler, bir yandan onun yeniçeri ocağı içerisinde ilerlemesini sağlarken, bir yandan da geleceğin mimarına çağının önemli kentlerini görme ve tanıma olanağını veriyordu. Sinan'ın sefer yolları üzerindeki mimari anıtları incelediğine  ve gördüklerini ileride yararlanmak amacıyla  değerlendirdiğine şüphe yoktur. Çünkü askerlik yaşamının son aşamasında onun Hassa baş mimarlığına atanması rastlantıya bağlanmaz. Sinan, mimarlığı  çok önceden aklına koymuş, acemi oğlanlık döneminden başlayarak kendini yapı sanatına hazırlamıştır.



 
Askeri eğitimin yanı sıra acemi oğlanlardan bir bölümü tersane, mahzen, kapan, gibi miri tesislerde, bir bölümü İstanbul'a İzmit'ten odun, Mudanya'dan buz getiren gemilerde, bir bölümü Boğazın iki yakası arasında taşıyan kayıklarda, bir bölümü de Saray, Yeniçeri Ağası ve vezirlerce yaptırılan inşaatlarda çalıştırılırdı. Sinan'ın daha çok yapı işlerinde görevlendirildiği tahmin edilmektedir. Acemi Ocağı'nda edindiği dülgerlik sanatı, giderek yapı ustalığına dönüşmüş, inşaat işlerinde çalışırken mimarlığı ustalardan görerek öğrenmiş, katıldığı seferlerde köprü, kale gibi askeri amaçlı tesislerin yapımında ve ele geçirilen kentlerdeki önemli anıtların onarımında çalışarak bilgi ve deneyimini artırmıştır.

Mimar Sinan ve Eserleri ile İlgili Kaynakça

Mimarlar hakkında İslam dünyasındaki genel bilgi eksikliğinin aksine, Mimar Sinan'ın resmi yaşamı ve eserleri ile ilgili, yazmalardan, vakfiyelerden, devlet kayıtlarından sınırlı da olsa bilgi edinilebiliyor. Bu konudaki en önemli ve birincil kaynakları Tezkiretü'l-Bünyan, Tezkiret-ül Ebniye, Tuhfet-ül-Mi'mârin, Risâlet-ül Mi'mâriyye ve Adsız Risâle oluşturuyor. 16. ve 17. yüzyıl arasında yazılmış olan bu (Osmanlıca) beş yazma içerik olarak çoğunlukla birbirlerini tekrar ederek, Mimar Sinan'in resmi hayatının önemli basamaklarını, belli başlı yapılarının yapım serüvenini ve yaptığı yapıların listesini aktarırlar. 1 Tezkiretü'l-Bünyan ve Tezkiret-ül Ebniye, Mimar Sinan'ın ağzından arkadaşı Sâî Çelebi tarafından yazıldığı için, Mimar Sinan'ın mimarlık anlayışına ve yaşamına sınırlı bir çerçeveden de olsa, onun gözüyle bakabilmeyi sağlar. Beş yazmanın hepsi 19. yüzyıldan beri pek çok kez yayımlanmıştır. Son yıllardaki baskılarda günümüz Türkçesine çevirileri bulmak mümkündür. ''Mimar Sinan ile ilgili Tarihi Yazmalar Belgeler'' (Zeki Sönmez, 1988) adlı kitapta Mimar Sinan ile ilgili 6 yazmanın bibliyografik kimlikleri yer alır. Bu çalışmada düzyazılar günümüz Türkçesine manzum kısımların ise Latin alfabesine çevirileri yer alır. Tezkiret-ül Bünyan'ın tıpkıbasımı en son olarak 1989 yılında "Mimar Sinan ve Tezkiret-ül Bünyan" (editör Metin Sözen, derleyen Suphi Saatçi, 1989) adı altında, 2002 yılında ise "Mustafa Sâî Çelebi Yapılar Kitabı (çeviri: Samih Fırat, Sinan'ın Tezkireleri, 2002)" adı altında, orijinal metnin akıcı bir Türkçe çevirisi ile birlikte yapılmıştır. Aynı yıl Suha Arın tarafından çekilen, "Mimar Sinan'ın Anıları: Tezkiret-ül Bünyan'' adlı Mimar Sinan ve Tezkiret-ül Bünyan'ı alıntılarla ve eserlerine göndermeler yaparak anlatan bir belgesel de bulunuyor.

Sadece yazmalara ve diğer tarihi kaynaklara dayanarak Mimar Sinan'ın yaşamını tam ve objektif olarak kurgulamak mümkün değil, dolayısıyla hayatının pek çok kısmı, örneğin mimari kişiliğinin nasıl oluştuğu ya da özel yaşamı, muhtemelen hep belirsiz kalacak. Mimar Sinan'ın özel yaşamını, mimarlık serüvenini kurgulayan biyografik romanlar bu noktadaki boşluğu doldurmaya çalışıyorlar. Son otuz yılda bu türde bir dizi kitap yazılmış durumda. Bu alanda ilk biyografik roman Arthur Stratton'un ''Sinan" (Arthur Stratton, 1972, i) adlı, hem Mimar Sinan'ın biyografik romanını hem yazarın 1940'lı yıllardaki İstanbul izlenimlerini içeren kitaptır. Verónica de Osa'nın "Sinan, the Turkish Michelangelo: A Biographical Novel" (Verónica de Osa, 1982, i) adlı biyografik romanı Mimar Sinan'ın hayatını daha yüzeysel ve kolay okunur biçimde aktarır. Romanda, Mimar Sinan'ın 20 yaşından ölümüne kadarki hayat hikâyesi aracığıyla, 16. yüzyılda Osmanlı saray yaşamını, öne çıkan karakterlerinin ilişkilerinin oluşturduğu bir oryantalist dekor önünde anlatılıyor. 2001 yılında basılan "Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım" (Mehmet Coral, 2001) adlı roman da günümüz Türkiyesi'nde yaşayan ana karakterin, Mimar Sinan'ın eserlerindeki simgesel dünyayı kavramaya çalışırken, iç dünyasında yaşadığı değişimleri, Mimar Sinan'ın mimari arayışlarını, abartılı tasvirlerle ve dönüşümlü olarak yansıtır. "Çanlar Sustu" (İsmail Yılmaz, 1994) adlı roman ise Mimar Sinan'ın yaşamöyküsünü kurgulamak yerine, politik bir tavırla şekillenmiş klişe bir hayat hikayesi içine Mimar Sinan'ı yerleştirmeye çalışıyor. Mimar Sinan'ın en son basılmış yaşamöyküsü, Abidin Dino'un daha önce yazdığı ama son yıllara kadar basılmamış olan "Sinan" (Abidin Dino, 2002) adlı kitabıdır. Mimar Sinan'ın çocukluğundan yeniçeriliğinin ilk dönemlerine kadar hayatının bir kesitini belli olaylar üzerinden, şiirsel ve duru bir dille anlatılır. Mimar Sinan biyografileri tarihi gerçeklere sıkı sıkıya bağlı çalışmalar değildir, daha çok, öznel ve bazen klişelere de dayanan simgeleşmiş bir Mimar Sinan karakterinin düşsel yaşamöyküleridir. Bu noktada biyografilerin Mimar Sinan gerçek tarihi kimliğinden çok, toplu olarak, birbirinden farklı Mimar Sinan mitoslarını yansıttıkları söylenebilir. Mimar Sinan'ın yaşamöyküsü daha gerçekçi, dolayısıyla daha akademik bir formatta, okuyabilmek için Mimar Sinan monografilerine göz atılabilir. Tüm Mimar Sinan monografilerinde Mimar Sinan'ın en azından kısa ve bilgilendirici bir hayat hikâyesi yer alır. Ernst Egli'nin "Sinan" adlı monografisinde yer alan yaşamöyküsü en kapsamlı olanıdır, Mimar Sinan'ın ayrıntılı hayat hikayesi içinde mimari kişiliğinin oluşumu kurgulanmaya çalışılır.


 


Hem İslam coğrafyasının hem de rönesans döneminin mimari değerlerini içinde barındırabilen klasik Osmanlı mimarisini ve Mimar Sinan'ı, varolan sanat tarihi kalıpları içinde değerlendirebilmek çok zor. Bu yüzden Mimar Sinan'ın klasik Osmanlı mimarisinde bir mimar olarak oynadığı rolü doğru olarak kavrayabilmek için bu kalıpların dışına çıkmak gerekiyor. Gülru Necipoğlu'nun bu konudaki "The Age of Sinan: Architectural Culture in the Ottoman Empire" (Gülru Necipoğlu, 2005, i) adlı akademik çalışması ayrıntılı ve kapsamlı bir biçimde Mimar Sinan dönemi mimarlık kültürünü ve Mimar Sinan'ın yaptığı Cuma camilerini ele alıyor. Deneme niteliğindeki "Ters Lale, Osmanlı Mimarisinde Sinan Çağı ve Süleymaniye" (Selçuk Mülayim, 2001) adlı kitapta da Osmanlı klasik dönem üslubu irdelenirken, mimari tarih ile Osmanlı sosyal-siyasi tarihini çakıştırılıyor ve Mimar Sinan kendi kültürel ortamında değerlendirilmeye çalışılıyor. Mimar Sinan biyografileri Mimar Sinan'ı çoğunlukla bir deha mimar olarak tasvir etme eğilimdeyken, birbirinden format olarak çok farklı bu iki çalışmada Mimar Sinan'ın kişisel yaratıcılığı ile birlikte, Osmanlı mimarlık kültürünün eserlerindeki ağırlığı görülebilir.

Mimar Sinan'ın eserlerinin ve oluşturdukları üslubun açılımının yapılması, bu alandaki birincil kaynakların sınırlılığı nedeniyle ağırlıklı olarak mimari analizlere ve yorumlara dayanır. Analizlerde yer etmiş belli yaklaşımlardan bahsedilebilir: Mantıksal bir çerçeveden strüktürel değerlendirmeler getiren karşılaştırmalı incelemeler ve buna alternatif dönemin dini, sembolik ya da sosyal değerlerine de gönderme yapan çalışmalar. Mimar Sinan üzerine yazılmış yirmiden fazla monografi bugüne kadar oluşturulmuş akademik birikimi, özellikle camiler konusunda güçlü biçimde yansıtır. Belirli bir Mimar Sinan eserini kapsamlı biçimde ele alan bir monografi ise henüz yayınlanmadı. Dolayısıyla, özgül bir eser ya da konular için makalelere yönlenmek gerekiyor. 3 Bu kaynaklara başvurmadan önce, Osmanlı klasik mimarlığında örtü sisteminin temel birimini oluşturan ve Mimar Sinan üzerine araştırmalarda sürekli gönderme yapılan kubbe taşıyıcı sistemini strüktürel açıdan kavramak, teknik içerikli kaynaklardan yararlanmayı kolaylaştıracaktır. Bunun yanında mimarı olduğu yapıların çoğunluğunun İstanbul'da yer almasıyla ve kentin tarihi kimliğinin şekillenmesinde oynadığı rol ile Mimar Sinan bir "İstanbul" mimarıdır. Mimar Sinan eserlerinin inşa edildikleri 16. yüzyıl Osmanlı İstanbul'unun kendine özgü kent dokusunu tanımak, eserlerin tasarlandıkları tarihi İstanbul resmi içine yerleştirilebilmesine yardımcı olacaktır.
 



Mimar Sinan üzerine yazılmış filolojik monografiler, Mimar Sinan yapılarının büyük bir kısmını kapsayarak mimari tasvirlerini, çizimlerini ve Mimar Sinan'ın mimarindeki yerlerini aktarırlar. Değerlendirmeler ise çoğunlukla strüktürel ve mekansal açıdan yapılmıştır. Bu anlamda Mimar Sinan yapıları hakkında en önde gelen filolojik monografi Aptullah Kuran'ın "Sinan" (Kuran, 1988) adlı yapıtıdır. "Türk Mimarisinin Gelişimi ve Mimar Sinan" (Metin Sözen, 1975), "Sinan: Der Baumeister Osmanischer Glanzzeit" (Ernst Egli, ilk basım 1954,1976, a) ve "Mimar Sinan'ın Hayatı ve Eserleri" (Oktay Aslanapa, 1988) adlı geniş monografiler de bu yönde çalışmalardır. Üslup analizine odaklanmış ancak kapsamı daha dar olan eserler Mimar Sinan'ı farklı açılardan okuyabilmeyi sağlıyor. Doğan Kuban'ın çalışmaları (Sinan'ın Sanatı ve Selimiye, Doğan Kuban, 1998; ve kısmen diğer kitabı "İstanbul Yazıları" Doğan Kuban, 1998) Mimar Sinan'ın mimarlığını ussal bir gözle, evrensel mimarlık tarihi içine yerleştirerek değerlendirir. Ulya Vogt-Göknil'in de benzer bir yaklaşımla sadece belli başlı camilere odaklandığı bir monografisi (Ulya Vogt-Göknil, 1993, a) bulunuyor. Mimar Sinan'ın mimari üslubunu evrensel mimarlık prensipleri kadar çağının dini ve sembolik değerleri ile açıklamaya çalışan çalışmalar da var. Jale Erzen "Mimar Sinan Estetik Bir Analiz" (1996) adlı monografisinde cephe estetiğini, Mimar Sinan'ı değerlendirirken temel bir veri olarak alıyor. "Sinan an Interpretation" (Hans Egli, 1997, i) adlı kitapta ise Hans Egli Mimar Sinan'ın külliye ve camileri açılımını, yapıların süsleme ve planlamasının ardında yatan dini sembolizm üzerinden yapıyor. Yazın ağırlıklı kitaplara ek olarak Mimar Sinan eserlerini görsel olarak tanıtan yayınlar da var.




Mimar Sinan eserlerinin çizimleri  Türk Tarih Kurumu tarafından 50x70 levhalar halinde (Ali Saim Ülgen, 1989) basılmıştır. Burelli'nin "Sinan's Mosques" (Augusto Burelli, 1988, i) adlı kitabında, önde gelen Mimar Sinan camilerini geometrik kurguları açısından inceleyen içeriğe, renklendirilmiş plan, kesit ve üç boyutlu çizimler eşlik ediyor. "Sinan: Architect of Suleyman the Magnificent and the Ottoman Golden Age" (Augusto Burelli & John Freely 1988, i); "Sinan Architect of Ages" (yazı içeriği Metin Sözen; fotoğraflar Sami Güner, 1992, i); "Arts in the Age of Sinan" (yazı içeriği Metin Sözen; fotoğraflar Sami Güner, 1992, i) ve "Mimar Sinan ve Eserleri" (Reha Günay, 2002) adlı monografiler Mimar Sinan'ın eserlerini etkileyici fotoğraflar aracığıyla yansıtıyorlar. Yazılı kaynaklara ek olarak, Mimar Sinan'ın mimari kişiliğini ve eserlerini belgeseller aracılığıyla da tanımak mümkün. Bu konuda önde gelen iki çalışma: "Ölümünün 400. yılında Mimar Sinan" (Tolgay Ziyal, TRT, 1988) ve "Dünya Durdukça", (Suha Arın, MTV, 1988) adlı yapımlardır. 30'ar dakikalık 6 bölümden oluşan "Dünya Durdukça" Mimar Sinan'ın hayatını ve eserlerini yansıtan en kapsamlı belgeseldir.

 


1. Yazıda adı geçen kaynaklar aksi belirtilmedikçe türkçe yayınlanmıştır. İngilizce yayınlar i harfi, almanca yayınlar a harfi ile belirtiliyor.
2.  Zeki Sönmez, Mimar Sinan ile ilgili Tarihi Yazmalar Belgeler, Mimar Sinan  Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 1988
3.  Bu yazı sadece Mimar Sinan üzerine belli başlı ve seçilmiş kitapları tanıtıyor. Mimar Sinan hakkında onlarca kitap ve binin üzerinde makale de mevcut, monografilerin bibliyografyalarına ya da bağımsız biblografya çalışmalarına başvurulabilir: (editör) Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Mimar Sinan ve Yapılarıyla İlgili Eserler Bibliyografyası, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1988; Mimar Sinan Bibliyografyası, Milli Kütüphane Başkanlığı, Ankara, 1987.
Sinan'a Saygı Projesi
Sinan’a saygı bu topraklara bizi bağlayan değerlerin en önemlilerinden biri; ancak bizler Sinan’a saygıda yıllardır kusur ediyoruz. ÇEKÜL Vakfı, 1990 yılında yoğun birikiminin ışığında, Sinan’ın adının ve eserlerinin çevresindeki sorunlar sarmalını aşmak, Sinan’ın mirasına saygıyı egemen kılmak için, Ağırnas’tan başlayan onun yaşamının izlerini ürettikleriyle buluşturan uzun bir yürüyüşe çıktı. Ortak duyarlılıklar, ÇEKÜL Vakfı çatısı altında eyleme dönüştü ve bu uzun yürüyüşte atılan tüm adımlarda, Sinan’ın simge değerinden yararlanarak, mimarlık mirası başta olmak üzere tüm kültürel değerlere duyarlılığı arttırmak amaçlandı.


Sinan’a Saygı Gezileri ve Sinan Eserleri Envanteri

Sinan’a Saygı’nın ilk adımlarından biri, Sinan eserlerini saracak toplumsal bilinç ve sahiplilik duygusunu yaratmaya çalışmak oldu. ÇEKÜL Gençlik Birimi, temsilciliklerin desteği ile envanter ve toplumsal bilinç oluşturulması sorumluluğunu üstlendi. Bu amaca yönelik olarak, 1998 yılında başlayan Sinan’a Saygı Gezileri, bizi İstanbul’da ve Trakya’da Sinan eserlerine taşıdı. 
1998 yılından düzenlenen Sinan'a Saygı Gezileri için ÇEKÜL YDK Üyesi Y. Metin Keskin'in tasarladığı harita
Yazmalarda adı geçen 400’den fazla eserin yer aldığı Mimar Sinan Envanteri girişimi ise, Gençlik Birimi’nin coşkuyla başlayan uzun soluklu çabalarıyla boyutlandı. Bunu, Sinan’ın eserlerini tanıma, fotoğraflama, günümüzdeki durumlarını belgeleme çalışmaları izledi. ÇEKÜL Bölge Temsilcileri’nin desteğiyle envanterin kapsamı İstanbul’dan Anadolu’ya, Trakya’ya ve ulusal sınırlar dışına taşındı. Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş coğrafyasında Sinan’ın çağları aşan mirası kağıda döküldü.

   
 
Ağırnas’da Kültürel Mirasın Korunması Süreci

Anadolu’da taş mimarisinin köy ölçeğinde özgün örneklerinin bulunduğu Ağırnas’ın  korunması ve tanıtılması için ilk adımlar 2000 yılında atıldı. Öncelikle, çalışmaları boyutlandırması amacıyla, Ağırnas’ın “koruma amaçlı” imar planı Erciyes Üniversitesi, Ağırnas Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı işbirliği ile oluşturulmaya başlandı. Simge yapıların korunarak yaşatılması, sürecinin önemli aşamalarını oluşturdu. İlkokul olarak kullanılmakta olan, 1911 yılında inşa edilmiş tarihi yapı onarılarak, Ağırnas’a yakışır bir Belediye Başkanlığı ve Kapadokya’daki doğal-tarihsel-kültürel mirasın araştırmaları için merkez olarak yeniden düzenlendi. ÇEKÜL Vakfı, Kapadokya Bölge Koordinatörlüğü’nü Ağırnas’ta, bu yapı içinde kurdu. Ağırnas Belediyesi, Ağırnas’ın en önemli tarihi yapılarından biri olan “Agios Prokopios Kilisesi”ni çatısını onarıp sağlıksız ortamından arındırarak, çevrede bulunan tarihi malzemelerin güvenlik altına alındığı, altında çıkan yeni buluntularla birlikte çok farklı bir mekân haline dönüştürdü. Bugün gelinen noktada,  ÇEKÜL Vakfı, Ağırnas’ın özgün mimarisinin korunabilmesi için Erciyes Üniversitesi, Ağırnas Belediyesi, Kayseri Valiliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve en önemlisi Ağırnaslılar’ın katılımlarıyla birbirini takip eden projeler yürütüyor.



 

Mimar Sinan Müze Ev



Bu koruma sürecinin odağında, sembolik olarak Mimar Sinan Evi kabul edilen Müze Ev yer aldı. “Müze Ev”, Ağırnas’ta bugüne özgün biçimde gelebilmiş mimari kimliğinin korunması ve yaşatılmasında bir simge değer oldu. Ağırnas’ın bütüncül bir anlayışla korunmasında Sinan’ın ‘destekleyici kimliği’, hemşerilerinin yanında günümüzde de yaşamaya devam etti. 2000’li yıllara kadar boş, etrafı yer yer yıkılmış, toprakla dolu olan  ev, Mimar Sinan’ın torunlarından  alındıktan sonra kamu-sivil-yerel-özel birlikteliğinin özenli-özverili çabalarıyla müzeye dönüştürüldü. Yapının çevresinin yeniden düzenlenmesi ve anlamlı bir bütünlüğe kavuşturulmasının ardından, 9 Nisan 2007 Sinan’ı anma gününde müze resmi olarak açıldı. “Müze Ev” içindeki yaşam kültürü, üretim kültürü, bunun için kullanılmış birimler, çok farklı bir yaklaşımla gezenlere sunuluyor. Müze içinde  “düz müze anlayışını” aşan farklı bir ortam ortaya çıkarılıyor. Kitaplık, arşiv, sergi, dinlenme, toplantı mekânları ve açık,  yarı açık alanlarıyla devingen bir etkinlikler merkezi hedefleniyor.


ÇEKÜL Vakfı’nın, Sinan’a Saygı Projesi kapsamında düzenlediği  toplumsal bilinç oluşturma çabaları, Sinan’a Saygı Gezileri’nin ardından, Mimar Sinan Eserleri Eskiz Yarışması ile boyutlandı. Yarışma ve ardından gerçekleşen sergiler, Sinan’ın eserlerini görünür kılmayı, toplumla buluşturmayı ve Sinan’ın simge değerinden yararlanarak tarihi miras için yurt genelinde kamu bilinci oluşturmayı amaçladı. 15 Haziran-30 Eylül 2003 tarihleri arasında düzenlenen yarışmaya yetmiş beş eskiz katıldı. Yarışmaya katılan tüm eserler, ilk önce Mimar Sinan’ın yaptığı İstanbul’daki  Tophane-i Amire binasında, ardından Harbiye’deki Yapı-Endüstri Merkezi’nde, Antalya Mimarlar Odası’nda, Ağırnas’ta, Kayseri’de ve Ankara Mimarlar Odası’nda sergilendi.


2006 yılı Temmuz ayında Ağırnas’ta, MSGSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü ve ÇEKÜL Vakfı Gençlik Birimi’nin işbirliğiyle, Heykel Bölümü öğrencilerinin yöresel mimari değerleri incelediği ve bu değerleri kendi özgün çalışmaları ile yeniden yorumladıkları, Sinan’a Saygı Projesi’ne kalıcı eserler oluşturarak katkıda bulundukları bir yaz çalışması gerçekleştirildi. Ağırnas Yaz Çalışması öncesinde, projeye katılacak öğrenciler için ÇEKÜL Vakfı’nın düzenlediği Mimar Sinan’ın mimarisinin tanıtıldığı sunumlara ve  İstanbul ve Trakya’da Mimar Sinan Eserleri Gezileri’ne katıldılar.
İstanbul’daki hazırlıkların ardından, on heykel bölümü öğrencisinden oluşan grup  Ağırnas’ta metal ve taş heykeller ile Mimar Sinan’ı ve mimarlık anlayışını yorumladılar. On beş günlük çalışmanın ardından bitirilen heykeller Ağırnas Belediyesi’nin bahçesine yerleştirildi. Heykel bölümü öğrencilerinin çalışmalarına paralel olarak, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden şehir bölge planlama bölümü öğrencileri Ağırnas Yaz Çalıştayı’nı gerçekleştirdiler. Bu çalışmalar, Ağırnas Koruma Amaçlı İmar Planı’na altlık oluşturuyor. “Ağırnas’ta Yaz Çalışması”, Sinan’a Saygı Projesi süresince ÇEKÜL Vakfı tarafından sürekli vurgulanan “her seviyede toplumsal bilinç ve işbirliği” prensibinin hayata geçirildiği önemli bir kilometre taşı oldu. Türkiye’nin farklı coğrafyalarındaki üniversitelerin öözellikle mimarlık, şehircilik, tarih, sanat tarihi, arkeoloji gibi bölümlerinin, gezi, yaz okulları ve farklı programlarla yerleşmeyi araştırma istekleri, daha şimdiden Ağırnas’ı bir kültür-tarih-sanat merkezi haline dönüştürmeyi başladı.


 



Sinan’a Saygı Projesi’nin ilk adımı olarak başlayan Sinan’a Saygı Gezileri, 2006 yılı içinde yeni bir boyut kazandı. ÇEKÜL Bölge Temsilcileri’nin desteğiyle Mimar Sinan Envanteri’nin ölçeğini İstanbul’dan Anadolu’ya, Trakya’ya, ve ulusal sınırlar dışına taşındı. Sinan’ın eserlerini sistemli olarak fotoğraflanmaya, günümüzdeki durumlarını belgelenmeye devam ederken, on beş yıllık Mimar Sinan Envanteri birikimi de gezi haritalarına dönüşmeye başladı. İlk olarak, Mimar Sinan Eserleri İstanbul Gezi Haritası ve Mimar Sinan Eserleri Trakya Gezi Haritası 2007 yılı başında yayımlandı.
ÇEKÜL Vakfı’nın Mimar Sinan Envanteri birikimi bilimsel yayınlara da dönüştürülerek, akademik platforma taşınıyor. ÇEKÜL Vakfı Sinan’a Saygı Projesi ekibi, 2007 Eylül ayında gerçekleşecek Tarihsel Miras Üzerine Çalışmalar Uluslararası Sempozyumu’nda  (International Symposium Studies on Historical Heritage) İstanbul’daki Mimar Sinan Eserleri’nin günümüzdeki durumunu inceleyen bir makale (Current Conditions of Sinan’s Architectural Heritage in İstanbulİstanbul) ile katılacak. Projenin gelinen aşamasında Mimar Sinan Gezi Haritaları serisi Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu ile sürdürülerek, Osmanlı’nın Sinan sınırlarını çizilecek.


Sinan’a Saygı Kitaplığı

Proje kapsamında yürütülen envanter çalışmaları için gerekli bilimsel kaynakların toplanması ile başlayan süreç, ÇEKÜL Vakfı Bilgi Belge Merkezi’nin içinde yer alan Sinan’a Saygı Kitaplığı’nın da çekirdeği oldu. 2007 yılına kadar ve bu yıl içinde yapılan satın alımlarla, Mimar Sinan ve eserleri üzerine mevcut literatürün büyük bir kısmını oluşturan 100 den fazla kitap ve Sinan özel sayısı dergiler Sinan’a Saygı Kitaplığı’nda toplandı. Sinan’a Saygı Kitaplığı akademisyenlerin, ilgili fakülte öğrencilerinin ve amatörce konuyla ilgilenenlerin kullanımına haftaiçi hergün açık. Sinan’a Saygı Kitaplığı’nda eksik olan nadir kitapların alımı için desteklerinizi bekliyor.

Sinan’a Saygı Internet Sitesi

2006 yılında Sinan’a Saygı Projesi’nin önemli bir aşaması olarak hayata geçirilen www.sinanasaygi.org internet sitesi hem projenin sesi, hem sanal ortamda Sinan Gezi Haritaları’nın adresi haline geldi. Ziyaretçilerin katkılarıyla genişlemesi hedeflenen sitede, Mimar Sinan eserlerini yazılı anlatımlar, fotoğraflar ve eskizler ile tanımak mümkün. Mimar Sinan Eserleri Gezi Haritaları yayınlanmalarının ardından internet sitesi üstünden de ulaşılabilir hale getirildi.
 
Gezi haritaları bu internet sitesi üzerinden ücretsiz olarak sipariş edilebiliyor. Şubat 2007 tarihinde yayına geçmesinden itibaren www.sinanasaygi.org internet sitesi günlük 150 ziyaretçi  ortalamasına ve toplam 35.000 ziyaret sayısını geçti. Internet sitesine bağlı olarak kurulan e-posta grubu hem bir elektronik haberleşme kanalı hem de bir tartışma platformu oldu. Sinan’a Saygı İletişim Grubu içinde, güncel haberlerden yola çıkılarak Sinan’ın mimarlık mirası da tartışılıyor, Mimar Sinan eserleri ve kaynakçası ile ilgili bilgi alışverişi yapılıyor. Sinan’a Saygı Projesi’nin önemli bir aşaması olarak hayata geçirilen internet sitesi artık projenin gündem yaratan sesi haline geldi.



Sinan’a Saygı Fotoğraf Yarışması

Sinan, dünya durdukça, eserlerini gören aklı selim sahiplerinin, çabasının ciddiyetini göz önünde bulundurarak ona insaf ile bakacaklarını umuyor... Günümüzde ona insaftan daha çok hayranlıkla bakıldığını ve hayırlı duaların yanı sıra deklanşörlere dokunan parmaklarla da anıldığını göstermek amacıyla 15 Aralık – 28 Şubat tarihleri arasında bir fotoğraf yarışması düzenlendi.

İstanbul, Kayseri, Sofya, Edirne, Van ve Şam'ı içine alan çok geniş bir 'Sinan coğrafyası'ndan 210 katılımcının 419 farklı eserle hayat verdiği yarışmada, "Sinan ve Yaşam", "Korunamayan Sinan” ve "Kubbelerin Mimarı” başlıkları altında üç ayrı kategori bulunuyordu. 11-21 Mart 2008 tarihleri arasında internet üzerinden herkese açık oylamayla değerlendirilen yarışmanın ödül töreni 27 Mart 2008 tarihinde Ayasofya Müzesi’nde gerçekleştirildi. Katılımcıların eserlerinden oluşan bir seçki önce Ayasofya Müzesi’nde ardından Ağırnas ve Edirne’de sergilendi. Yarışmaya katılan 415 adet fotoğraf da halen dijital ortamda Sinan'a Saygı internet sitesinin fotoğraf galerilerinde görülebilmekte.



TEŞEKKÜR

Mimar Sinan eserlerine sahip çıkarak günümüze ulaşmasını sağlayan tüm duyarlı insanları ve çalışmalarıyla bu konuda önemli bir kaynakça ortaya çıkarmış sayısız araştırmacıyı saygıyla anıyoruz. Bilinmelidir ki onların geçmişteki özverili çabaları olmasa, “Sinan’a Saygı” başlığı altında yaptığımız çalışmalar bu noktaya gelemezdi.
Desteklerini esirgemeyen Tradesoft’a bizimle aynı heyecanı paylaşarak projeye katılan Sevil Albayrak, Tolga Balcı, Önder Boyacı, Y. Metin Keskin, Yalçın Korkmaz, Yusuf Örnek, Gökhan Tan ve ÇEKÜL ailesine  şükranları sunarım

Yakamoz Yakut

banner187
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner208

banner196

banner198

banner221

banner292

Harabe bir yerdi şimdi Kültür Merkezine dönüşüyor!
ALTAN ERKEKLİ SAHNESİ GENÇLİK VE SANAT KULÜBÜ, 10. YILINDA, MERSİN’İN İLK ÖZEL KÜLTÜR MERKEZİNİ...

Haberi Oku