Dön baba dön!

Gonca Tokuz/ İZMİR-İğnelik otu mu desem? Turna gagası mı, Saat Otu mu desem?

Dön baba dön!

Ben iğnelik otu dedim ama siz hangi adını tercih edersiniz acaba? 

İnnelik, İğnecik/İnnecik/İstangoza/Koca iğnecik/Dambaş iğneciği. 

Durun acele etmeyin, adlar henüz bitmedi * Dönbaba(Datça), Tarakotu (Erzincan), Çoban iğnesi, Leylek ayağı, Turna gagası, Yelkovan otu, Leylek gagası/Ebe iğnesi (Buldan-Denizli)..  

Ben adların hepsini de sevdim. Sonra ilk kez Dikili pazarında gördüğüm -veya dikkatimi çektiği -için tezgahtaki ilk adını kullanmaya karar verdim. Gerçi etiketinde iğnelik adının altında turna gagası ve saat otu adları da yazılıydı ama. 

Arkadaşımın ısrarına dayanamadım ve yazılarımı olduğu gibi bırakıp bir günlüğüne Dikili’ye kadar uzandım. İyi ki arkadaşım ısrar etmiş de gitmişim. Hava çok güzeldi. Pırıl pırıl, insanın hem tenini, hem yüreğini ısıtan güneş vardı. Masmavi gökyüzünün, masmavi sularla yarışını biraz izleyip kendimi

Dikili pazarına attım. Çok mutluydum. İçim kıpır kıpırdı. Çünkü pazardan sonra sevgili dostum yazar Lütfüye Aydın’ı ziyarete gidecektim. Yanımda sevdiğim arkadaşlarım var, Dikili pazarındayım ve pazardan sonra sevgili dostumu ziyarete gideceğim. 

Pazarı dolaşırken iğnelik otu yazısını görünce zınk diye durdum. Satın almaz olur muyum? Hemen aldım tabii. Ardından her zaman olduğu gibi aynı soruyu sordum satıcıya? “Nasıl tüketiyorsunuz?” “Yiyoruz abla!” dedi satıcı. “Onu biliyorum da nasıl yiyiyorsunuz? Nasıl pişiriyorsunuz?” “Haaa..Ben onu bilmem. Eşim bilir abla” Aman ne kadar zor bir soru sormuşum. Satıcı bilmiyor mu gerçekten? Konuşmaya istekli mi değil? Benden başka müşteride yok. O’nun yerine konuşmamıza kulak misafiri olan bir kadın anlatmaya başladı nasıl pişirildiğini.  “Otlar iyice yıkanır, haşlanır, suyu süzülür.

Yemeklik doğranan kuru soğan zeytinyağında sarartıldıktan sonra otlar eklenir, kendi suyunda pişirilir.”  O sırada tezgâha yanaşan kadın söze karıştı. “Ben öyle yapmam, bütün vitamini gidiyor. Soğanı zeytinyağında sararttıktan sonra otları eklerim” dedi. Ben de ekleme yaptım. “Ilık iken üzerine limon sıkılarak veya sarımsaklı yoğurt dökülerek yenir herhalde, İstersek yumurta kırabiliriz, değil mi?” diye sordum. Çünkü hemen hemen bütün otların hazırlanması birbirinin aynı. Ufak tefek püf noktaları oluyor bazen. “İsterseniz siz öyle de yiyebilirsiniz. Ben sade yemeği seviyorum” dedi söze karışan kadın.  Eve dönünce hemen Sevgili Tijen İnaltong’un kitabını elime alacağım nasıl olsa. Sonra da diğer Ege yemekleri kitaplarımı karıştıracağım.  

Teşekkür edip balık tezgahlarının bulunduğu tarafa yöneldim. Öğreneceğim sadece otlar değil, balıklarda var sırada. Balıkların fotoğraflarını çekerken balık tezgâhının arkasındaki balıkçı  “Deminden beri balıkları çekiyorsun? Beni de çeksene abla!” dedi. Balıkçımızı mı kıracağım? Çektim tabii. O gülerek poz verdi, bende tuşlarına dokundum telefonun. 

Baktım arkadaşım peynir vitrininin önünde.  Hemen seyirttim o tarafa. Arkadaşım hafif sitemli: “Nereye kayboluyorsun? Takip edemiyorum seni. Hemen takılıyorsun bir yerlere” Gülümsedim sadece. Haklı, takılıyorum hemen bir yerlere. Yeni okumayı söken çocuklar gibi etiketleri okumaya başladım. E

Eski Bergama tulum, İzmir tulum, Bergama az tuzlu tulum, Ödemiş tulum, özel keçi peyniri..Yine dağıldım ben. İğnelik otundan söz edecektim. Balıkçının fotoğrafını çektim şimdi de peynirlere daldım. Nerelere gittim yine ben? Dön baba dön! 

Efendim iğneliğin pek çok türü varmış. Uzun gagalı meyveleri yüzünden “turnagagası” , “leylek gagası” deniliyormuş.   Datçalı çocukların oyunlarına da girmiş otumuz. İğneleri çıkarıldığında bitki döndüğü için çocuklar “dön baba dön” diye tekerlemeler söylermiş. Ben iğnelerini göremedim. O başka bir tür olsa gerek.  Hangi hastalıklarda kullanılacağı türlerine göre değişiyormuş. Yapraklarından hazırlanan çay halk tıbbında kullanılıyormış. Romatizmadan, ağız içi ülserleri tedavi etmesine, kan şekerini düşürmekten gut hastalığına kadar pek çok alanda şifa verdiğine inanılıyor. Hatta Bulgarlar arasında afrodizyak olarak biliniyormuş. Bunları elbette sevgili Tijen İnaltong’un kitabından öğreniyorum. 

Geldik en önemli meseleye. Nasıl pişireceğim iğnelik otunu? Acaba kavursam mı? Börek mi yapsam? Bulgur pilavı mı? Bir de pırasalı tarifi vardı anımsadığım. En iyisi ben pazardaki kadının tarifini uygulayayım bu kez. Uyguladım. Hem kolay, hem hafif, hem risksiz. İşte tarifim;

Bir büyük soğanı yemeklik doğrayarak Samos Adası’ndan ’tan arkadaşımın getirdiği sızma zeytinyağında sararttım. İyice yıkayıp doğradığım otları ekleyerek kısık ateşte pişirdim. Az tuz ekledim kararınca. Çok güzel oldu. Aklım börekte kaldı ama pişirdiğim otumu üzerine iki yumurta kırıp “yumurtalı iğnelik kavurması” yaptım. 

O sırada telefonla arayan ve ne yaptığımı soran kardeşime “Dön baba dön pişiriyorum “deyince ne demek istediğimi anlayamadı. Açıkladım. Kardeşim “Bence sen Ege yemeklerini yazmayacaksın. Antep usulü Ege yemekleri” kitabını yayımlayacaksın bu gidişle” Dedi.  Haklıydı kardeşim. “Yok dedim bu kez salça, biber vs eklemedim.  Yani ‘Antepli Yumurtalı Dön Baba Dön” olmadı.  

Dikili pazarından dönüşte akşam mükellef bir sofra hazırladı arkadaşlarım. Zeytinyağlı enginar, , zeytinyağlı dolma, fasulye ve balık.  Arkadaşlarım tavuk balığı yapacaklardı ama program son anda değişti. Çipura ve sardalye yedik. Nefis olmuştu hepsi.  Bende naçizane salata hazırladım. 

Gecenin sürprizi sıcacık kestaneler oldu. Dalgaların sesini duyamıyordum ama hemen yakınımda olduklarını hissediyordum. Çok mutlu Değerli şairimiz Ahmet Hamdi Tanpınar’dan.

“Her şey yerli yerinde

Serpilen aydınlıkta dalların arasında
Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman
Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak..”
 

*İnaltong, Tijen. Mutfaktaki Yaban, Anadolu’nun Yenen Otları, YKY, İstanbul, 2008.s.145-147.

**“Her şey Yerli Yerinde” şiiri. 

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2018, 21:03
YORUM EKLE
YORUMLAR
İmge Dülger
İmge Dülger - 7 ay Önce

İğnelik adlı bir ot olduğunu bilmiyordum ufkumu açıp bir kelime daha ekledim darcığıma.Bunları yazan güzel ellerinize sağlık

SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568