Isırgan,dangan,sırgan,cızlagan

Gonca Tokuz yazdı...

Isırgan,dangan,sırgan,cızlagan
09 Nisan 2014 Çarşamba 21:12

Danganla (ısırgan) dağladı beni

Görenle ağladı beni
Zincir tumruk kar etmez
Sevile bağladı beni (1)

Dalan, dalagan, cızlagan, çızgan, dakırdak, gidişgen, cincar, ısırgan-dalakgezgeç, geznik, gezgezok, sırğan, ısırgan otu, bahçe ısırganı gibi adlarla bilinen bitkinin Latince adı;  Urtica dioica L. Yaprağı, filizi, tohumu ve kökleri kullanılan bu bitkinin anavatanı Avrasya’dır ayrıca Kuzey Yarıküre’nin ılıman bölgelerinde de yetişir.  

Geçmişine göz attığımızda arkeologların, Danimarka’da ki tunç çağına ait kazılarda ısırgan otundan yapılan kefenler bulduğu söylenebilir. Pek çok Amerikan yerlisi ağ ve ip yapımında ısırgan otu kullanmış. Makahlı avcılar, kötü hava koşullarından korunmak için vücutlarına, bir cesede dokunduklarında da ellerine ısırgan otu sürerlermiş. Ayrıca oltalara insan kokusunu gidermek için de ısırgan otu sürülürmüş. (2) Asırlardır halk hekimliğinde kullanılan bitki ile ilgili Apicius (MS. 25) “Güneş koç burcundayken dişi ısırganları kesin ve onları ilaç niyetine kullanın” demiştir. (3) Gut ve romatizma ağrılarını dindirmekte, egzama tedavisinde, kesik ve yaraları iyileştirmekte, hemoroit küçültmede, anne sütünü arttırmada kullanımı yaygındır. A ve C vitaminleri ile başta demir, potasyum ve silika olmak üzere mineral açısından da zengin bir bitkidir. 

Halk kültüründe kutlamalarda da karşımıza çıkar bu değerli bitki. Örneğin Giresun’da Hıdırellez gününde ısırganlı su muhallebisi pişirilmektedir. Sevgili dostum, araştırmacı yazar Tijen İnaltong muhallebi yapılırken içine bir de mısır tanesi atıldığını da ekliyor. Mısır tanesi kimin tabağından çıkarsa o şanlı kişiye “baş rençber” denirmiş. (4) İngiltere’de kutlanan Isırgan ve Meşe gününde meşe yaprağı taşıyanların geçmesine izin verilirken, taşımayanlara da ısırgan otu batırılırmış. (5)

Hafta sonu birkaç gün Akdeniz Bölgesine uzandım. Bizim buralarda da bahar kendisini belli ediyor ama Akdeniz Bölgesinde tam kıvamında.  Mersin, Erdemli ve Silifke’de bitkiler bahar sevincinden kendilerini yitirmiş sanki.  Hangi yöne, hangisine bakacağımı şaşırdım. Serhoş oldum çiçek kokularıyla. 

Ülkemizdeki siyasi havaya inat ılık, sakin ve güzel bir hâkimdi her yere. Deniz dingin, dalgalar da öyle..Deniz kenarında çaylar içiliyor,  oltalar  atılıyor,  paslanan korkuluklar boyanıyor, sahil kenarına sandalyeler, masalar diziliyor.. Yürüyüş yapanlar, koşanlar, yüzenler,  güneşlenenler,  yaşlı çiftler, el ele dolaşan genç sevgililer, kahvelerini yudumlarken seçim sonuçlarını tartışan emekliler.. Balıkçılar, peynirciler, çiçekçiler.. Enginarlar, fasulyeler,  domatesler, biberler, çilekler, limonlar, portakallar ve çeşitli otlar.. 

Otların bir kısmı biliyorum ama emin olmak için pazardaki satıcıya yine de soruyorum. Otlar çok güzel, satıcı teyzeler çok şirin. Ve onları mutlu etmek o kadar kolay ki. Hepsinden bir şeyler almak örneğin.  Bir ondan, bir şundan derken, ellerimdeki poşetleri taşıyamaz oldum. İşte ısırgan otunu o pazardan aldım ve alınca da pişirmek gerek. İşte yemeğimizin kısa öyküsü bu kadar. Tarif pazardaki satıcı teyzemden. 

“Birkaç kaşık zeytinyağında yemeklik doğradığın soğanları sarart, bir tatlı kaşığı domates-biber salçası ve bir kahve fincanı su ekle, doğranan ısırganları koy. Isırganlar elini dalar sakın korkma dalamasının faydası da var. Romatizma olmazsın, ninem öyle derdi.   15 dakika pişir. İstersen öyle ye, istersen yumurta kır, istersen börek yap.” 
 
Ben yumurta yaptım ama aklım Aktan teyzemin tarifini verdiği Kastamonu’nun ısırganlı çorbasında kaldı. Ha bir de Rize’nin Çayeli ilçesindeki sütlü ısırgan yemeğinde.  Isırgan otuyla hazırlanacak yiyecekler öyle çok ki.. Çorbalar, pideler, börekler, pilavlar, muhallebiler, salatalar.. Isırgan pilavı (Sivas), kıymalı ısırgan (Bilecik), soslu ısırgan (Bilecik), yumurtalı ısırgan(Kahramanmaraş), ısırganlı domates dolması (Niğde-Samsun), ısırgan salatası (Niğde-Samsun), sütlü ısırgan yemeği(Ankara), etli ısırgan yemeği (Tokat), ısırgan püresi (Tarsus-İçel), ısırgan çorbası (Adana, Ankara), ısırganlı pilav (Malatya), ısırganlı hitap (Malatya), ısırgan otu böreği (Ceyhan-Adana), ısırgan pidesi (Ankara), ısırgan yemeği (Tokat)   (6)  Hepsi bu kadar mı? Değil elbet.. Trabzon’un “ilista”  Divriğililerin  çöreği “pazik, Şebinkarahisar’ın “ısırgan yağlaşı”, Akçaabatlıların pırasalı soğanlı “sırgan sırambulası”..Onlar da başka bir yazıda belki..  


KAYNAKLAR
1) İnaltong, Tijen. Mutfaktaki Yaban, Anadolu’nun Yenen Otları, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2008, s.136.
2) Swerdlow, Joel L. Şifalı Bitkiler, National Geographic Türkiye,  İstanbul, 2007, s.44
3) İnaltong, a.g.e.s.136.
4) İnaltong, a.g.e.s.134.
5) Swerdlow, a.g.e.s.44.
6) Özer, Zeki; Tursun, Nihat; Önen, H. Yabancı Otlarla Sağlıklı Yaşam, 4 RENK Yayınları, Ankara, 2002, s. 236-239


banner442

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aktan Oktar - 3 yıl önce
kastamonu'da hem çorbasını yapardık hem de gözlemesini. eline sağlık..