Stuffat Tal - Fenek / Tavşan Güveç

Malta mutfağından...

Stuffat Tal - Fenek / Tavşan Güveç

Adalardan oluşan Avrupa’nın en güneyindeki bu küçük ülke harika! Malta adının nereden geldiği tartışmalı olsa da Fenikeliler’in kullandığı Malat (güvenli liman)  adı bana yakın geliyor nedense. Belki de İÖ. 5200 gibi erken bir dönemde inşa edilen ve  tarihinin her döneminde ilgi çekmiş olan şaşırtıcı doğallıktaki limanları ile yakınlık kuruyorum.

Kim bilir?

Adaların en büyüğü bilindiği gibi Malta Adası. İkinci büyük adası Gozo (Ghaedex). Yerleşim olan bu iki ada dışında bir de Comino adası var. 

Ülkeyi tanımaya 1980 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı ilan edilmiş olan başkent Valetta’dan başlıyorum. Adını orduları zafere taşıyan büyük üstat La Valetta’dan alan kentte Ulusal Arkeoloji  Müzesi, St Jean Katedrali, Triq Ir-Repebblika, Misrah Ir-Repebblika, Aziz Elmo Kalesi, Marsamxett Limanı, Karmel dağı Meryem Ana Kilisesi, Auberge de Castille (Kastilya Hanı), Aşağı ve yukarı Barrakka bahçeleri gezilecek yerler arasında ilk aklıma gelenler.. 

Şehrin tüm sokakları birbirine paralel, heykellerle, tarihsel zenginlik ve mimari şaheserler arasında saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan günü tamamlamak üzerinde olduğunuzun ayrımına varabilirsiniz. Daracık mis gibi sabun ve deterjan kokan sokaklar, uzayıp giden merdivenler, rengarenk çiçekler ve her sokağın sonunda size göz kırpan mavi sular..

Binaların bezemelerine, kapı tokmaklarına dalıp gitmişken sizi daldığınız rüyadan koparan güzel bir kedinin gözleriyle karşılaşabilirsiniz.. Siesta zamanının keyfine kendini bırakmış Maltalılara gıpta edebilirsiniz veya telaşla sağa sola koşturan turist gruplarının telaşına kendinize kaptırabilirsiniz. 

Ana caddelerin çekiciliğiyle yarışan ara sokaklar.. Kulağınıza geçmişten öyküler fısıldayan birbirinden güzel evler..Kafelerden taşan kahve kokuları ile kol havada uçuşan notalar ve bahar.. 

Valetta’dan başka sessiz şehir olarak tanımlanan tipik bir Ortaçağ şehri olan Mdina, balıkçı köyü Marsaxlokk, tipik bir Avrupa kenti olan Slima, St. Julians ve cana yakın insanlarıyla Mosla’da var tabii. Hele Gozo Adası..Hangisi anlatsam, diğeri eksik kalacak.. 

Ben en iyisi biraz Malta Mutfağından söz edeyim.  Malta mutfağının en çok hoşuma giden özelliği derin donduruculara başvurmayıp sebze ve meyveleri mevsimde tüketmeleri. Bunu bize övünerek anlatıyorlar ama övünmekte de çok haklılar. 

Malta Mutfağı biraz ilginç. Harmanlanmış bir mutfak. Başka mutfakların etkisinde kalmış ama kimliğini asla yitirmemiş. Tahmin ettiğiniz gibi temelde Akdeniz Mutfağı.. Ve Akdeniz mutfağı - geleneksel mutfak cümlelerini duyunca gözlerinizin önüne elbette deniz ürünleri geliyor.  Öyle değil mi? Hepsi var burada.. Balıklar, ahtapotlar, midyeler.. Sebzeler ve meyveler bol. Su az olmasına rağmen bilinçli sulama sayesinde bu sorunu aşmışlar..Mevsim ilkbahar olduğu bol bol kabak, karnabahar, patates ve soğan gördüm tablalarda.bir de kocaman kocaman baklalar.. Çerez niyetine çok tüketiliyor. Marsaxlokk’da durakta beklerken bir gezici satıcı tablasındaki nohut ve baklaları göz açıp kapayıncaya kadar staıp, bitiriverdi. Yeşillikler tüm yıl boyu sofralarda.  Kavun, erik, incir, üzüm gözde ürünlerinden. Zeytinyağı, sebzeler, meyveler, tatlılar, atıştırmalıklar, içecekler..İçecekler deyince elbette şarap ve likörler..

Söze önce ekmeklerden başlasam diye düşünüyordum. Ama ekmekler çok çeşitli. Anlatacak şeyler bir yazıdan daha çok.  Her yerde taze ve güzel ekmekler.. Genelde dışı çıtır, içi yumuşak oluyor Malta ekmeklerinin. Yumuşak ve lavaş türünde olanlar da var tabii. Odun fırınında pişirilen içi yumuşak dışı çıtır ekmeklerine bayıldım. 

Şoförümüz domates sosuna batırılmış zeytinyağlı sıcak ekmeğin en sevdiği yiyecek olduğunu söylüyor. “Elbette üzerine biraz kapari koyup, tuz ve karabiber serperek yiyeceksiniz” diye ekliyor. Yağlı ekmek (hıbız bi zeyt/hobz biz-jeit çiftçi ve balıkçıların en önemli azığıymış. “Ben çok severim” diyor ve hemen soruyor “Yediniz mi?” “Yedik” dediğimizi duyunca gülümsüyor. “Nereden geliyorsunuz? Malta’yı beğendiniz mi?” diye sorularını peş peşe sıralıyor.  Sonra da ekliyor cana yakın şoförümüz.  “Ama tavşan yemeklerimizi tatmadan adadan ayrılmayın sakın!” 

Tavşan eti (fenek) gördüğüm kadarı ile Malta’da en çok tüketilen et çeşidi. Çeşitli şekillerde pişiriliyor. Kısık ateşte şarap ve sarımsakla pişirilmesi de yaygın, yağda kızartılmış hali de..Halk arasında güveç daha çok tercih ediliyor. Yemek spagetti ile servis ediliyor. 

Peynir, şarap, ekmek pişirildiği diğer sebzeler eşlikçileri elbette..Ben çok beğendim..

TAVŞAN GÜVEÇ – STUFFAD TAL- FENEK

Malzemeler:

1 tavşan
200 gr soğan 200 gr domates
200 gr bezelye
3 dal taze sarımsak
2  yemek kaşığı domates salçası
2 bardak  kırmızı şarap
½ çay kaşığı baharat karışımı
Adaçayı
Defneyaprakları
Zeytin 
Zeytinyağı
Hazırlanışı: Domates, soğan ve sarımsağı soyun ve küçük parçalara keserek ayrı ayrı kâselere koyun.  Şarabı büyük bir kaseye boşaltın. Adaçayı ve defneyapraklarını ve baharatı ekleyin.  İyice karıştırın. Kestiğiniz tavşan parçalarını kaseye koyun ve en az bir saat marine edin. Bu arada tavada  biraz zeytinyağı ile soğan ve sarımsağı  sarartın. Domates ve domates salçasını ve baharatı ekleyin. Bezelye ve su malzemelerin üzerini basacak kadar su koyun. Karışım iyice kaynayınca ocağın altını kapatıp bir kenara alın. 

Marine edilmiş tavşan etini çıkarıp kağıt havlu ile kurulayın, sote edin ve daha önce hazırlanan karışıma koyarak kısık ateşte 90 dakika pişirin.    
Not: Arzu ederseniz malzemelerde değişiklik yapabilirsiniz.

Kaynaklar: 
Anton B. Dougall, Taste of Malta, A Collection of Maltese and Traditional Recipes. Gutenberg Pres, Hal Tarxien, 2015, s. 96. 
Jonathan Farrugia, Executive Chef, db san Antonio Hotel+Spa, Quuawra, St. Paul’s Bay, Malta. 


Gonca TOKUZ Gaziantep'ten yazdı..



 

Güncelleme Tarihi: 26 Nisan 2016, 23:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568