Ölüm defteri

...1990.15 Haziran  
Orada öylece uzanmış bir halde bana gülümsedi. Gözlerindeki masum ışıltı can sıkıcı dokunaklıydı. Garip görüşü dışında oldukça bitkin görünüyordu. Umursamalı mıydım başından geçenleri uzun uzun dinleye bilirmiydim bilemiyorum.
 
Karşımda duran adam tanıdığım adam değildi.  Bende aklıma gelen her yeri araştırdım hiç bir şey bulamadım; ama ben vahşi yaşam’dayken birisi gelip çekmeceleri kurcalamış gibiydi. Dün gece kapı aralığında cılız bir ışık sızıntısı olduğunu söyledi karşı komşu. Dazlak kafası bir füze başlığına benzeyen adamın sözüne ne kadar güvenebilirdim ki. Bir kaç defa bana yavşamaya çalışan iğrenç bir adam. Kapıyı suratına çarpar gibi kapattım. 
    
Mahmut’un tüm kâğıtları ibrahim’lerdeydi; bu yüzden bunun pek bir önemi yoktu. Eşyaları kenara yitip güzel bir yorgunluk çayına ihtiyacım olduğunu düşündüm. Mahmut’un benden daha çok ihtiyacı olduğu aşikârdı. Yüzü aydınlandı çözülen buzlar arasında canlanan bir balık gibiydi. Tanıdığım adama benzetme çabam o an başladı. İspirto ocağında çay demledim ve demlikte kalan sıcak suyla Mahmut’u yıkayıp tıraş ettim; kalın bir sakalı vardı ve kamp’tan getirdiği bitler yüzünden ondan kurtulmak istiyordum. Keyfi yerine gelince hafifledi  rahatını bozmadan gözlerimden bakışı yakalayıp gülümsedi, sanırım bende ona karşı boş değildim .Bir süre bakışlarımız sevişti. Bedenlerimiz birleşince kendimi bir terapist gibi hisettim. 
  
Başarılı olmak için hastası ile birlikte olacak kadar hırslı bir terapist. O sırada bana kampı anlattı. O an yaşadıkları yüzünde ekşitiyordu, tadımızı kaçırmamak için kısa kesti. Bende dinlemeye pek havesli değilim . Ellerimi sıkıca tuttu gözlerime dikkatlice baktı. Artık o benim Mahmut’umdu ben terapistlikten istifa ettim başını omuzuma koydu.  Aslında çok az şey anlattı ama fazlasına gerek yoktu zaten. Başı bedeninde değildi, lakin  ölürken mutluydu...

YORUM EKLE
banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568