Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner ile söyleşi

Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner - Belgin Turan

Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner - Belgin Turan



Okunma 03 Kasım 2017, 11:40

Belgin Turan / ANKARA - UNESCO Kuzey Doğu Atlantik ve Akdeniz Tsunami Uyarı Simi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner ile Söyleşi…
  
Hayata dokunabilmek, bir renk katabilmek, bir ses verebilmek, en önemlisi de yaptığı işe gönül vererek işini aşkla yapabilmek, herkesin arzu ettiği fakat uygulamada her zaman başarılı olamadığı bir durumdur. 

O bir Tsunami uzmanı, ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm başkanlığı yapmış, okyanusal mühendislik konusundaki makaleleri, akademik çalışmaları, araştırmaları ile oldukça rağbet gören hocalarımızdan biridir. Mühendisliğin sadece sayılar ve analitik alanına hapsolmayan; bilimsellikten uzaklaşmayan; aynı zamanda, doğayı, denizi, suyu, insanı seven, işbirliği yapma bilinci olan, hayata yaşam coşkusu katan değerli bir hocamızdır. Yalçıner, bunu nasıl gerçekleştiriyor tabi ki söyleyerek değil bizzat yaşayarak, yaşatarak hayatla dans etmesini bilen bir hocamız. Bu dans etme işi sadece mecazi anlamda olmayıp Yunan sahilinde “Zorba” filminin çekildiği aynı yerde (filimde Anthony Quinn ve Alan Bate’in döktürdüğü efsane sahneyi) hocamız bir arkadaşı ile birlikte bu filmdeki dans sahnesini aratmayacak kadar güzel oynayan hayat dolu bir insandır.


Kendisi öğrencinin, personelin, dahası insanın halinden anlayan, dinleyen, empati yapan, en önemlisi de çözüm bulmaya çalışan kişiliği ile tanınır. UNESCO Kuzey Doğu Atlantik ve Akdeniz Tsunami Uyarı Sistemi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner hocamızla teknik konuların dışında çok içten bir söyleşi yaptık. 


Siz hem işini profesyonel bir şekilde yapan hem de hayatın tüm güzelliklerini etrafınızla paylaşan ve yaşatan hocalarımızdan birisiniz. Önemli olan sizin gibi değerlerin farkına siz hayattayken varabilmek bunun için neler söylemek istersiniz?
 
Atatürk’ün bir sözü vardır. Merak etme çocuk her insan ölümlüdür. Kimi toprağa kimi yüreklere gömülür. Bu dünyada da insanın değerinin bilinmesi önemlidir.
İnsan sadece takdir edilmek için değil tabi insanlara faydalı olmak, tekâmülünü tamamlamak için de bir şeyler yapar. İnsanın bu dünyada da onure edilmesi çok güzel bir şey tabi ki, değer verilmesi gereken birçok yazar, müzisyen var. Ancak bazı insanlar vardır onlar dehadır, ancak onları kaybedince anlıyoruz.
 
Sizin bir de tıpkı size benzeyen bir ikiz kardeşiniz var. Kendisi büyük kuruluşların danışmanlıklarını yapıyor. Biraz ondan bahseder misiniz?
 

İkiz kardeşimle bir araya gelince az konuşarak 15-20 dk. Konuşarak sanki 2 saat konuşmuş gibi konu anlatırız.
Herhalde aramızda telepati var, kafamız birbirine çok uyuyor. Farklı bir şey düşünüyorsak söyleriz. Sonunda uzatmadan anlaşırız. İkiz kardeşim de kendi alanında başarılı bir insan kendisi “Ulusal, uluslararası Patent” danışmanıdır. 
 
Bir mühendissiniz fakat hayata farklı bir bakış açınız var. Dinamik, insancıl, aktif bir kişiliğiniz var. Başınızdan geçen ilginç bir olayı bizlerle paylaşır mısınız?
 
Bir arkadaşımla 85 yılında tanışmıştım. Su altı dalış, her türlü zor işleri yapmak kafasında vardı. Benim de kafama yattı. Su altında fotoğraf çekme yarışması düzenleyeli mi? Dedi. Ben de kabul ettim. Bozcaada’da bir otobüs dolusu öğrenciyle beraber bu yarışmayı düzenledik.  Amacımız; kuzey ege suları çok önemli değerlere sahip oranın korunması, kirlenmemesi, genlerinin korunmasıydı.  Gökçeda Dikili, Foça, Ayvalık beş ayrı yerde bu yarışmayı yaptık.

Fakat durmak bilmeyen bir yapısı vardı. Bir gün dedi ki: -mağara dalışı yapalım, Ahmet abi. Ben mağara dalışı yapmayı bilmiyorum, nedir diyorum, okuyor gelip anlatıyor. Mağaraya gitmek için malzemelerinizi katırlarla taşıyorsunuz Nasuh Mahruki de oraya gelmişti. Orada 10 gün kamp kurduk.  Suyu oradan alıyoruz. Yanımızda fazla bir şey yok işte makarna, çay, kahve elimizde ne varsa onunla karnımızı doyuruyoruz. Mağara dalışı ile Sifonla başka bir mağara bulmak çok tehlikelidir. Buzun altına beraber daldık. Biz Eymir gölünün daha berrak olacağını düşündük. Gökhan Avrupa’yı kanoyla geçti. 3500 km. kürek çektik. Köstence’den kanoyla 1 ay kürek çektik. Karada akşam yiyecek ihtiyacımızı karşılıyorduk. 


 
Yani macera dolu hiç kimsenin yaşayamayacağı anılarmış. Muhteşem bir duygu olmalı, insan kafasında ne kadar gereksiz düşünce, duygu varsa hepsini unutuyor olmalı? Sanırım denizin altı tam bir terapi olmalı ne dersiniz? 
 
Mağarada birçok sıkıntıdan, üzüntüden, günlük kederlerimizden uzaklaşıyorsunuz. 
Bilirsiniz akvaryuma bakmak bile insanın kafasındaki sorunlarını giderir. O balık oraya gitti, buraya gitti. Kafanızdaki sorunlar boşalır. Dalmak da öyledir. Basınç değişikliğinden vücudun etkilenmemesi lazım. Deniz canlılarının da tehlikelisi vardır, hepsi çok güzeldir.

Dalmak da öyle güvenlik ve kuralara tam uymanız, huzur ve sessizlik vardır. Dalgıçlıkta dalıncaya kadar o ana kadar çok zorlu bir süreçtir. Olağan üstü yorucudur. Fakat atlayınca büyük bir rahatlama hissedersiniz.

Doğru kurallara göre davranmanız hayati öneme sahiptir. Mağara dalışında su bulanıktır. Mağarada iki kişi giderler. İpi bir yere bağlarlar. O ipi bıraktığınızda “ölümün” hiçbir kurtuluşu yoktur. O ipi keşif için gidecekseniz tekrar döşemeniz gerekir.
 
Hayati tehlike atlatınız mı?
 
Hayati tehlike hiç atlamadım. Kuralara uyulmalı ve kafana göre değişiklik yapılmaması gerektiğini öğrendim. Fakat bu öğrenmede bir deneyimden sonra oldu.
Kurallara uymayı bir dalışta öğrenmiştim. Biz inişe geçtik. Bir de teknenin çapasını takip etmek gerekir. Kalma süremiz 10 dk.  60 km ineceğiz. İki kişi body olarak giderler. O arada büyük bir sinarit gördüm, çekimler yapınca biz çıktık fakat çapayı unutmuşuz. Akıntı bizi Melis adasına attı. Sonra bir tekne bizi görüp aldı. O iyi bir ders olmuştu. Kafanıza göre, kuralı daha iyidir diye değiştirmeyeceksiniz.

Benim için güvenlik çok önemlidir. Güvenlikli değilse o işi yapmayız.

İnsan hayatında da ne yapmak istiyorsa imagine yapıp bazı hedeflere varmak, buna rağmen bu hedefe ulaşmak için uğraşmak hem mental hem de güç verir. Moral verir. Farklılaşama iyidir daha iyisine en iyisine değil.
 
Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Denizler tarih boyunca insanlara hem yardım etmiş hem de dersler vermiştir. Alınan derslerden dolayı insanlar bunu bir meslek dalında geliştirmiş bunun adı kıyı ve deniz mühendisliği olmuştur. Bizler denizin her türlü halini derinden incelerken denizin sakin, güneşli ve huzur veren tarafının yanında yapılan, yapıların sağlamlığını ve denizin hırçınlığını, her türlü halini de unutmayız. Ve tabi görevimiz onunla nasıl başa çıkılacağını biliyor olmamızdır. Sizler de hayatınızı yönetirken bazen durgun, huzurlu, bazen karmaşık ve coşkulu bazen de sarsıcı etkileri ile baş ettiğinizde hayat daha bir güzel ve anlamlı olacaktır. 


Çok teşekkür ediyoruz.

Yaşam bize verilmiş olan en güzel armağandır.

Bunu nasıl yönettiğimiz hayat kalitemizi belirler ve bizden sonraki nesillere de bir küçük tebessüm, bir farkındalık, bir iz bırakabilmektir belki de yaşam.

Peki, o halde daha güzel ve yaşanılır bir dünya için daha başka neler mümkün.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.