Rümeysa Akdağ: "Mükemmele doğru "

Rümeysa Akdağ/ İZMİR - Severiz başarı hikayelerini.

Rümeysa Akdağ: "Mükemmele doğru "

Gençlerin motivasyonlarını arttırmak, onlara yol göstermek için özel günler düzenlenir, kariyer günleri yapılır, başarılı iş insanlarının,  hayat hikâyeleri anlatılır ve heyecanla dinleriz. 

Birlerinin yoktan vara nasıl ulaştıklarını görerek içimizde bir kıvılcım yakmaya ihtiyacımız vardır. 

Bu şekilde harekete geçmek isteriz.

Tabii bir alışveriştir bu. Konuşmacılar da izleyiciden aldıkları alkışlarla kendi içlerindeki bir ihtiyacı giderirler ki bu çok doğaldır. 

Çünkü insandır neticede oradaki herkes gibi o şık giyimli konuşmacı da.. 

Bu özel günlerde ana konu iki kritik üzerinden işlenir.

1. Ne yaptım?

2. Nasıl yaptım?

Herkes anlık ihtiyaçlarını gidererek, o anı bitirdiğinde eksik kalan bir şeyler vardır hep. Bu yüzden dinleyiciler çoğu zaman kendi hayatlarında uygulayabilecekleri, kendilerine yön verecekleri bir fikirden ve idealden çok anlık duygularla yollarına devam ederler. Yani kendi hikayelerinde işlevsel bir kazanımları olmaz.

Çünkü kimse onlara bir vakitler neler yapamadığını, hangi hataları yaptığını, bu hatalardan sonra nasıl hissettiğini, tüm hepsiyle nasıl baş ettiğini anlatmamıştır.

Üniversite 3. sınıfta gençler paniklemeye başlar.

Eyvah özgeçmiş!

Hangi sertifikam var?

Hangi eğitimim eksik?

Ah bir ödüllü projem de olmadı ki!

Stajda ne yapmıştım ben, kaç saatti?

Yaptıklarımız, başarılarımız bir kâğıt üzerinde ne kadar da kıymetlidir bu zamanlarda. 

Sistem kendimizle ilgili olumlu yönleri göstermeye nasıl da teşvik eder sanki sadece bundan ibaretmiş gibi.

Hal böyle olunca durmadan yokmuş gibi davrandığımız hatalar birikir bir çantada.Hiç açmayız. Aman yüzleşmeyelim, aman kimse görmesin!

Tıpkı konuşmacıların kürsüde kendi ihtiyaçlarını da gidermesinin ‘kötü’  algılanması gibi olumsuz olan hiçbir şeye bireyde izin verilmez.

Bizden hep mükemmel olmamız beklenir. Kişisel gelişim kitaplarında, koçluk bloglarında ne çok görürüz

Olumlu ol. 

Pozitif düşün. Evrene iyi dileklerini ilet.

Kötüyü içine barındırma. Sevgi pıtırcığı olup dünyaya ışıklar saç. 

Ama ya varsa. 

Ya olumsuz duygularım varsa içimde. 

Hani insansam ben.

Bazen geliyorsa içime ‘kötü’ dediğiniz şeyler. 

Melek olamamışsam sizin beklediğiniz gibi. 

İşte tüm bunlarla nasıl baş edeceğimiz konusunda yapayalnız bırakır bu kaynaklar bizi. Bir anda son bölüme gelmemizi ister bizden.  İnsani olarak doğal süreçlerimizi yaşamayı, baş etmeyi, kendimizi önce kabul edip sonra iyi etmeyi öğretmez. Üstüne yargılarız kendimizi nasıl böyle hissederim ben? 

Bunu nasıl düşündüm böyle? 

Farkında bile olmadan mükemmel olamadığımız için suçlarız kendimizi. Terapi ya da psikolojik danışma içimizde bastırdığımız olumsuz duygu ve düşüncelerle yüzleştiğimiz için iyileştirici süreçlerdir.  

Kabul etmeyi ve baş etmeyi öğreniriz. Olumsuz deneyimleri, hataları çantada yük gibi taşımaktansa çıkarıp başarı öykülerimize ekleriz. 

İşletme yönetimleri, insan kaynakları stratejileri gelişmelerle birlikte hep dinamiktir.  Süreçlere ayak uydurur. Ülke dışında ‘kurum terapisi’, ülkemizde ‘kurumsal danışmanlık’ adı altında ruh sağlığı alanından beslenerek uzmanlaşmış kişiler tarafından verilen hizmetler, bireyin insani özelliklerini göz önünde bulundurduğundan gerçekçi zeminde ilerliyor. 

Bu şekilde mesafe kat edildiğinde doping etkisi verilen sonuçların değil uzun vadede değişimlerin yaşandığı gözlenmekte. 

Deneyimler ve gerçekler üzerine bir yaşam dileğiyle..

Rümeysa Akdağ

Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2018, 22:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568