25 Bin kişi organ nakli bekliyor

Ajans Press / İSTANBUL - Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press, organ nakli haftası kapsamında bir medya araştırması gerçekleştirdi.

25 Bin kişi organ nakli bekliyor

Ajans Press’in medyadan edindiği bilgilere göre Türkiye’de 24 bin 876 kişinin organ nakli beklediği belirlendi. Organ nakli konusu yıl içerisinde 6 bin 33 yazılı basın haberine konu oldu.

Organ bağışı konusu, Türkiye’de yeterli önem ve ilginin verilmediği başlıklar arasında yer alıyor.Uzun yıllardır süren bilinçlendirme çalışmaları, kamu spotları vb. birçok çalışma yapılmasına rağmen birçok hastanın yaşam umudunu yitirmesine neden oluyor.Ülkemizde yaklaşık 25 bin kişinin kronik hastalıklar,travmatik kazalar ve farklı hastalıklardan ötürü gelişen organ yetmezliği sorunuyla baş ediyor.Öte yandan bekleme listesindeki hasta sayısı ile organ bağışçı sayısı arasındaki uçurum dikkat çeken bir ayrıntı oldu.

BÖBREK YETMEZLİĞİ İLK SIRADA YER ALDI

PRNet’in medyadan edindiği bilgilere göre, 2016 yılında ülkemizde canlı verici ve kadavradan olmak üzere toplam 4922 organ nakli yapılırken buna rağmen bekleme listesinde bulunan yaklaşık 2000 kişinin organ bulunamaması nedeniyle yaşamını kaybettiği belirlendi. Yüzde 90’ını canlı vericilerin oluşturduğu organ nakillerinde ilk sırayı 3423 adetle böbrek nakli alıyor.Organ Bağışı ve Nakil için Uluslararası Kayıt(IRODAT) verilerine göre, dünya genelinde canlı vericiden organ bağışında, milyonda 45,4 ile Türkiye ilk sırada yer alıyor,

Türkiye’yi ise sırasıyla milyonda 38,4 ile Güney Kore, 33,9 ile Hollanda,27,3 ile Suudi Arabistan ve milyonda 27 ile İsrail takip etti.

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2017, 13:34
YORUM EKLE
YORUMLAR
mehmet ercan erarslan
mehmet ercan erarslan - 2 ay Önce

Kalbi atan, solunumu devam eden bir kişiyi beyin ölümü gerçekleşti diye götürüp gömebiliyor muyuz.Tabi ki hayır. Peki bu durumdaki kişinin beyin ölümü gerçekleşti diye organlarını almanın hükmü nice ola ki. Dinen bir insanın ölümü ne demek ruhun bedenden çıkmış olması demektir.Beyin ölümü gerçekleşen fakat kalbi halen atan ve solunumu devam edenin ruhu daha henüz bedendedir.Halbuki bu olmadan kalp çalışmaya devam ederken vücut organları çalışmaya devam ederken BEYİN ÖLÜMÜ gerçekleşti doktor raporu kanaati ile kişinin organları kendisi daha ruhu bedende iken organı alınıyor. Çünkü ruh bedende olmasa yani dinen ölse solunum ve kalbi durmuş olsa organ işe yaramıyor.Görüldüğü gibi organ nakli neresinden bakarsanız bakın bir muamma.Beyin ölümü gerçekleşti denilip aylar ve seneler sonra tekrar normale dönen insanlar mevcuttur.Bazı Avrupalı doktorların "beyin ölümünün bir safsata olduğuna ilişkin makaleleri bile mevcut.Hukuken ölümle,tıbben ölüm ve fıkhen ölüm birbirinden çok farklıdır.
Görüldüğü üzere fıkhen ölmüş ölüden organ nakli zaten ölenin organı bir işe yaramadığından yapılmıyor.Organ nakli kimden yapılıyor tam ölmemiş sedece beyni öldü denilen canlı kişiden buda haramdır katilliktir çünki canlı olan organı alınınca bu işlemden dolayı ölüyor.Kimse Allah'ın verdiği canı, zor durumda olsa bile sona erdirme hakkına sahip değil. şer'i esas ve ölçülere uygun bir delillendirme budur.Dini inançlar sebebiyle değil, tamamen gerçekler ve gözlemlerden hareketle, solunumun devamını ve kalbin çalışır durumda olmasını, canlılık nişanı olarak kabul eden insanlara göre ölümünden sonra organlarını vasiyeti hiç şüphesiz ötenazidir. Burada hiçbir zaruretten söz edilemez. Yalnızca beyin ölümünden hareketle yaşayan organlar ameliyatla alındığında, -ha burası da beni ürküttü-, yalnızca beyin ölümünden hareketle yaşayan organları söküp çıkarmaya başladığınız zaman da organları alınan kişinin acı çektiğini İngiliz bilim adamları, anestezi uzmanları bilimsel olarak tespit etmiş."
Hukukta da bir insanın ölmesi için kalbinin durması ve nefes almaması gerekiyor, beyin ölümü gerçekleşen kişi halen kalbi atıyor ve nefes alıyor. kalbi attığı ve nefes aldığı için ölmemiştirYüce Allah yeryüzünü ve içindekileri insan için yaratmıştır.",
"İnsan Allah'ın eseridir. Onun üzerinde mutlak egemenlik hakkı Allah'ındır. Can da beden de Allah'ındır. İnsan yalnızca kendisine verilen ölçüler içinde tasarruf edebilir.",
"Onun içindir ki insan intihar edebilir mi? 'Can benimdir beden benimdir.' deyip intihar edebilir mi? Edemez. Cehennemlik suçtur. Hazret-i Peygamber intihar edenlerin namazını kılmadı. Amma kılın dedi. Kendisi bizzat kılmadı.
Ötenazi yapabilir mi? Yani duyduğu acılardan ötürü: 'Beni tıp kanalıyla, ilaçlar kanalıyla, iğneler kanalıyla öldürün!' diyebilir mi? Diyemez." ...
"Kur'an vasiyeti önemser. Yerine getirilmesini ister. Amma vücut üzerinde herhangi bir vasiyet yapılmasını onaylamaz. Bu konuda Kur'an'da bir ölçünün olmaması bu vadide vasiyet yapılır olmasının değil olamayacağının delilidir. Çünkü Allah vasiyet konusunu unutmamış. Malda vasiyeti bildirmiş ama vücutta tasarruf câiz olmadığı için orada yok."
... "Anlatmıyorlar, bildirmiyorlar, bir propagandadır gidiyor. Organ nakledilen kişinin daha fazla yaşayacağının hiçbir kanıtı yok. Bir kere söyledim organlar orjinaldir. Hiçbir organ bir başka insanla tam anlamıyla örtüşmez. Onun için dıştan destekle bu hastalar kontrol altında. ..."
... "Şimdi beyin ölüyor, amma, öyle tanı konuyor amma teneffüs devam ediyor. Kalbin dolaşımı, pompa basması devam ediyor. Şimdi yalnızca beyin ölümü ölüm olarak nitelendirilebilir mi, nitelendirilemez mi? Batılı ilim adamları ve İslâm ilahiyatçılarının bir bölümü 'Beyin ölümü insanın ölümüdür.' diyor. Amma bir bölüm batılı bilim adamı ve bir bölüm İslâm ilahiyatçısı ve de Japonya gibi ülkeler de 'Beyin ölümü ölüm değildir.' diyor.
"Araştırmamızın her iki bölümünde ifade ettiğimiz veriler çerçevesinde günümüzde yapılan organ nakli;
1-Henüz ölmemiş bir insanın organlarının alınması demek olacağından,
2-Ölmemiş bir insanın organları alınmak suretiyle (önceki iznine yada yakınlarının iznine dayanarak bile olsa) öldürülmesi demek olacağından,
3-Allah'ın haklarına (izinsiz yada emirsiz) tecavüz olacağından,
4-Cevaz verenlerin delillerinin isbat edildiği üzere Şer'i geçerlilikleri olmadığından haramdır."
Organ nakli haramdır.' diyen ulema, esasta organların Allah'ın mülkü olduğu tezine dayanmaktadırlar. Dolayısıyla da: 'Organlar üzerindeki tasarruf yetkisi yalnızca Allah'a âittir. Organ nakli Allah'ın haklarından bir hakta onun izni ya da emri olmaksızın tasarrufta bulunmak olduğundan haramdır.' demişlerdir."
"Zaruret müessesesi bir insanın hesabına bir diğer insanın hayatına son verilebilmesi ya da uzuvlarından birisinin alınıp bir başka insana monte edilmesine meşruiyet delili olamaz."
"Diriden Yapılacak Bir Organ Nakli Organın Sahibine Eziyet Olduğu Gibi, Ölüden Yapılacak Organ Nakli de Ölüye Eziyettir. Kabir azabı hem bedene hem ruhadır."
Şafii Mezhebi'nin Görüşü: Bir insanın kendisinden bir parça koparıp zaruret hâlindeki diğer şahıslara vermesi kesinlikle haramdır."
Diri bir insanın uzuvlarından birisinin kesilmesinde asıl olan hüküm, bunun haram oluşudur. İslâm fukahası diri bir insanın vücudundan zarurete binaen bile olsa bir uzvun koparılmasının haram olduğunda ittifak etmişlerdir.
"Allah -celle celâluhu- insana, vücudunu sadece istifade edip onun içinde yaşaması için yaratmıştır. Onda insanın, ne satma ne de hile şekliyle hiçbir tasarruf hakkı yoktur. İnsan kendi tırnağına bile sahip değildir ve şayet tasarruf hakkı, insanların düşüncelerine bırakılırsa anarşi olur. Hürriyet, Allah'ın emirleriyle sınırlıdır. Bu nedenle hasta birisi için sağlam olan bir şahıstan organ almak caiz değildir."
"Şahsın ölümüne sebep olacak herhangi bir organın alınması câiz olmadığı gibi organı verecek kimsenin isteğine de bakılmaz. Çünkü burada, hukukullah vardır ve Allah hakkının sözkonusu olduğu yerde îsâr (fedakarlık) câiz değildir."
"... Organ naklini öneren her kimse farkında olmadan bir başkasını cinayete sevk ediyor, kendisi de bağış yaparken intihar ediyordur.
Tüm deliller göstermektedir ki, ölüm denilen vak'ada, yani ruh bedenden ayrıldığında canlı ve diridir. Ve gayp âlemine geçmeden evvel kendisine yapılanları aynen görmektedir. Bunun için biyolojik bir göze ihtiyaç yoktur.
'Ruh, bedene yapılan her hareketi görüyor, algılıyor, kendi bünyesinde yaşıyor.' dedik. Örneğin, biyolojik bedenin kalbini, bir başka yere nakletmek için alıyorsunuz. Ruh, bunu bütün açıklığıyla görüyor, hissediyor. Bir böbrek, karaciğer naklinde de böyle. ...
Kendi rızâsı ile organ bağışında bulunanlar ise, narkozsuz diri diri, bir kalbin, bir karaciğerinin kesilişindeki acıyı bütün dehşetiyle tadacaklarını bilseler aslâ böyle bir duyguya kapılamazlardı.
İlk Diyanet İşleri Başkanlarımızdan olan ve eserleri hemen hemen herkesin kütüphanesinde bulunan Ömer Nasuhi Bilmen, "Büyük İslâm İlmihali" isimli eserinde "İslâm'da İnsanların Hayat ve Organ Dokunulmazlığı" başlığı altında "İnsanların bedenleri ve organları hayatta olduğu gibi, öldükten sonra da hürmet edilmeye lâyıktır ve dokunulmazlığı vardır." hükmünü ortaya koymaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen Büyük İslâm İlmihali'nde konuyla ilgili şu hükümleri dercetmektedir:
"İnsan hürmete değer bir yaratık olduğundan onun organlarından hiçbiri ile koparılarak faydalanılamaz. Onun saç, tırnak ve çekilmiş diş gibi herhangi bir parçası satılamaz, bunları gömmek gerekir. Onun için bir kadının saçları alınıp başka bir kadının saçlarına katılamaz. Böyle bir davranış insanın şerefine bir tecavüzdür, bir nevi uydurmacılıktan ibarettir. İnsanoğlunun bir parçası ile faydalanmak demektir." (Büyük İslâm İlmihali, sayfa: 467)

SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568