Savaşın gerçek yüzünü yansıtan sempozyumdan

Savaş Cerrahisi ve Acil Tıp Yaklaşımı

Savaşın gerçek yüzünü yansıtan sempozyumdan

29 Kasım 2014 Cumartesi Kilis Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin ev sahipliğinde Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi ve ATUDER (Acil Tıp Uzmanları Derneği) işbirliği ile oluşturulan Savaş Cerrahisi ve Acil Tıp Yaklaşımı sempozyumuna,

Kilis Valisi Süleyman Tapsız, Vali Yardımcısı Tolga TOĞAN, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Halil İbrahim TOPATAN, ATUDER Başkanı Prof. Dr. Başar CANDER, Acil Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Muhammed BAYRAM ve Prof. Dr. Özge UZUN’la birlikte TKHK Sağlık Tesisleri Acil Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Muhammed BAYRAM, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bektaş TEPE, İl Müftüsü Mahmut KARATEPE
ile çok sayıda davetli katılmıştı..

“Savaş Cerrahisi ve Acil Tıp Yaklaşımı Sempozyumu’nun sunumu “

‘‘Siz savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz. Savaş sizinle ilgilenmektedir.’’
Leon Trotsky

Sağlık hizmeti, onu sunan personel için, kutsal bir hizmettir. Hizmetin niteliği, sorunun ciddiyeti yanı sıra, hizmeti sunan bireyin bilgi, birikim ve yeteneklerine göre önemli değişim gösterir. Bu nedenle cerrahi sanatının çatışma, savaş ve afet gibi olağandışı koşullarda icrası; oldukça zor, meşakkatli ve yüksek risklidir.
Tarihte yaşanılan acı deneyimlerden tıbbi dersler çıkartmak; insanlığın yaralanma ve ölüm oranlarını kabul edilebilir düzeylere indirmek; savaş cerrahlarının temel uğraşı alanıdır.

Hepimizin ortak amacı silahlı çatışma mağdurlarını korumak, onlara yardımcı olmak ve her birinin saygınlıklarını sürdürmektir

Savaş cerrahisinin prensipleri yüzyıllardır bilinmektedir ancak her yeni nesil cerrah tarafından yeniden kavranmalı ve her yeni savaşta hatırlanmalıdır.
Sadece kısıtlı kaynakların mevcut olduğu yerlerde cerrah, kapasitesinin ve tecrübesinin tamamını kullanamayacağını kabullenmek zorundadır.

Savaş cerrahisinin prensipleri yüzyıllardır bilinmektedir ancak her yeni nesil cerrah tarafından yeniden kavranmalı ve her yeni savaşta hatırlanmalıdır.

Sadece kısıtlı kaynakların mevcut olduğu yerlerde cerrah, kapasitesinin ve tecrübesinin tamamını kullanamayacağını kabullenmek zorundadır.
Triyaj prensipleri uygulandığında; mümkün olan en az zaman ve kaynak harcanarak, en çok sayıda “hayatın ve uzvun” korunması, çoğu kez önceliği alır. 

Savaş yaraları farklıdır. Savaş yaralanmalarında görülen geniş doku hasarları ve kontaminasyonu, her gün görülen travma pratiğindeki gibi bir şey değildir. Savaş süresince çalışma koşulları, barış şartlarındakinden çok farklılık gösterir. Kaynaklar sınırlıdır ve cerrahlar çözüm bulmak ve tedavi kararlarında uzlaşmak zorundadırlar. 

Savaş cerrahisi, kitle yaralanmalarının cerrahisidir. Savaş triyajının mantığı, büyük sivil travma merkezlerinin rutin acil servis triyajıyla yapacağının çok küçük bir kısmına sahiptir;

“Savaş cerrahisinin tüm şartları, travma cerrahisinin sivil konseptleriyle çatışır.”
Michael E. DeBakey1

“Savaş cerrahisi, bir seri halinde “travma epidemisi” tedavisidir: Echelon”
Savaş cerrahisi aşamalı yara bakımını gerektirir. Tedavi, genellikle beş farklı yerde beş aşamalı olacaktır. Bu askeri planlamada klasik yapılanmadır. Bunun bedeli yüksektir, transportu da içeren, her bir organizasyonda disiplin gerektirir. Modern konseptler bu yaklaşımın içine entegre edilmelidir, örneğin hasar kontrol cerrahisi yapan ileri cerrahi timleri. Beş aşama aşağıdaki gibidir:

1. Yaralanma noktasında ilk yardım; kendi kendine ya da “sıkı arkadaş (buddy)” yardımı ile, ilk yardım görevlisi ya da sağlık subayı tarafından yapılan ilk yardım.
2. İlk tıbbi tedavi; resüstasyon başlangıcı, genellikle ilk yardım ve pansuman veya kolleksiyon alanının temizlenmesi gibi acil vital girişimler.
3. İlk cerrahi tedavi; ilk basamak hastanede primer kapama yapmadan yara debritmanı ve eksizyonu.
4. Definitif tedavi; sevk edilen hastanenin uyguladığı prensiplere göre cerrahi tedavi ya da gecikmiş yara kapatılması.
5. Rekonstrüktif cerrahi ve rehabilitasyon; multipl rekonstrüktif cerrahi ve gereğinde protezlerin uygulanmasını gerektiren özelleşmiş cerrahi.
Savaş yaraları göreceli olarak sivil pratikte görülen travmadan farklıdır; hepsi kirli ve kontaminedir. Mermiler, önemli organların, kemik ve yumuşak dokuların masif yaralanmasına sebep olabilirler. İnfeksiyon büyük bir tehlikedir ve septik cerrahi kuralları uygulanır
Savaş yaraları yaralanma anından itibaren kirli ve 
kontaminedir. Septik cerrahi kuralları uygulanmalıdır.

Sivil pratikteki hiçbir şey, multipl şarapnel parçalarının oluşturduğu politravma, anti-personel mayına bağlı travmatik amputasyon ya da yüksek kinetik enerji transferi oluşturan askeri tüfek mermisinin yıkıcı etkisi ile benzer değildir. 

Tekrar söylemek gerekirse, modern bir travma merkezinde, silahlı çatışma anında oluşan bir yaralanmayı tedavi etmek için profesyonel düşünceyi getirmek şeklindeki bir değişim şarttır

Olumsuz şartlarda, farklı merkezlerde, farklı cerrahlar tarafından tedavi edilen çok sayıda hastanın bakımı basit müdahale, güvenlik ve hızlı cerrahi müdahaleyi gerektirir. Yetersiz sayıda çalışanın bulunduğu kitlesel yaralanmalarda ihtiyaç olan şey hızdır ve çalışanlar karmaşa ve bozukluğa yol açmamalıdırlar. 
Yaraların çoğu ekstremitelerde olacaktır ve amaç; infekte olmasınlar diye mümkün olan en kısa süre içinde tedavilerini yapmak olmalıdır. Potansiyel fatal olan sepsis (tetanoz, gazlı gangren, hemolitik septisemi), hayatta kalan yaralılar için en büyük tehlikedir. Daha ince de bahsedildiği gibi septik cerrahi kuralları uygulanmalıdır. 

Savaş yaralarının temel tedavi prensipleri aşağıdaki basamakları içermektedir:

1. Erken ve tam yara eksizyon ve irrigasyonu. 
2. Yeterli yara drenajı 
3. Gereksiz pansuman değişimlerinden kaçınmak.
4. Gecikmiş primer kapatma.
5. Destekleyici olarak antibiyotik
6. Gerekliyse immünglobülin ve tetanoz aşısı.
7. İnternal kemik fiksasyonundan kaçınmak4
8. Erken fizyoterapi.

En iyi antibiyotik “iyi bir cerrahi”dir

Endemik hastalıkların artan prevalansı Birinci Dünya Savaşı’na kadar, askerlerin hastalık sebebiyle ölmeleri, savaş yarası sebebiyle ölümlerinden daha çok olmuştur. Savaş yarası zayiatları %20 civarındaydı, hastalık ise askerler arasında yaklaşık dört kat daha fazlaydı. 

Savaş dışı yaralanmalara bağlı zayiatlar günümüzde bile yüksek oranlardadır. İnfeksiyöz ve bulaşıcı hastalıklar coğrafya ve iklime göre değişiklik göstermektedir. Fakat fizyolojik bozukluklar ve araç yaralanmaları evrenseldir.

Uluslararası insancıl hukuk - savaş hukuku- silahlı çatışma veya diğer şiddet ortamlarındaki tıbbi etiği tamamlar.
Savaşta yaralananlar ile onların bakım ve tedavisini üstlenenlerin özelliklerinden biri, esas olarak Cenevre sözleşmesi ve ek protokollerle belirlenen uluslararası insancıl hukukla bağlantılarıdır.

Uluslararası insancıl hukuku tanımlayan çeşitli anlaşmalar giderek karmaşık hale gelmiş olabilir, fakat altta yatan mesaj basittir. Bütün şahısların insanlık onuruna hiçbir ayrım gözetmeksizin saygı gösterilmelidir. Savaş dışı olan insanların; yani çatışmalarda doğrudan yer almamış olanların veya hastalık, yaralanma ya da esaret nedenleriyle çatışma dışı kalanların ızdıraplarını azaltmak için yapılabilecek olan her şey yapılmalıdır.
Bunun da ötesinde, silahlı çatışmanın olduğu yerde görev yapan tıbbi personelin işi standart tıbbi etiğe ek olarak Uluslararası insancıl hukuk veya savaş hukuku gibi bir dizi özel kuralla idare edilir. Bu da bu tarz cerrahi hizmeti tanımlayan başka bir özelliktir ve tehlikeli şartlar altında yaşayan ve çalışan hasta ve tıbbi personelin güvenliği için önemlidir.


Diğer fotoğrafalar FOTO GALERİ'de
Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2014, 21:02
YORUM EKLE
YORUMLAR
kadriye aydın
kadriye aydın - 4 yıl Önce

Bu fotoğrafları gördüğümde ilk refleks hemen kapatmak oldu. Bir kez görmüş olmam yetti ve bütün gücümü toplayıp tekrar tekrar baktım. Ne anneyim nede bir eş. Sadece dehşetin vahşiliğin ve acımasızlığın yok edilemez çaresizliğini en berbat haliyle anlamsızlaştıran ezik bir duygu oluşturdu. İnsanlık yaşadıkça bu vahşet hep devam edecek. Ölsün dünya......

SIRADAKİ HABER

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568