Şair Ruhan Mavruk ile Şair Kazım Demir

Şair Kazım Demir

Şair Kazım Demir



Okunma 12 Eylül 2016, 07:01

Ruhan Mavruk: Okurlarınız için bize kendinizi tanıtır mısınız? Şiirle nasıl tanıştınız şiir nedir sizin için?

Kazım demir: Feodalizmin kıskacında güneydoğunun ücra bir köyünde doğdum çocukluğumda içine kapanık biriydim gök cisimlerine ilgim vardı evin damında yıldızları izlerken evreni kurguluyordum kendimce bazen de yıldızlarla dertleştiğim olurdu.  

Oradan göç ettik Mersin’e...

Çocukluğum Akdeniz bölgesinde geçti varoş bir semte yaşıyorum. Kürtlerin yoğun olduğu bir yerdi.. Kürt halkının acısına tanık oldum. Doksanlardaki hareketliliğin içindeydim. O zor günlerin fotoğrafı halen bilincim de şekilleniyor. Kürt halkının mücadelesi benim hayatımın değişiminde önemli bir yeri vardı.İlkokul üçüncü sınıfta çalışmaya başladım. Kundura boyacılığı yaptım ve simit sattım. İlk şiiri öykümü de bu dönemde yazdım .Artık sorguluyordum. Yaşamı öğreniyordum .Farkına varmadan sınıfsal çelişkileri kavuruyordum.Sürekli değişmek istiyordum. Kendimce deneyler yapıyordum . Bilime müthiş bir ilgim vardı. Varoşlarda bilim adamı çıkmaz diyenlere inat olacaktım ama ilkokulu bitirdiğimde babam siyasi nedenlerle tutuklandı. 

2 yaşında ailemi geçindirmek zorundaydım. bir kaynakçı atölyesinde çalışmaya başladım ama aldığım ücretle ev geçindirmek çok zordu. Sonra bir eksozcu atölyesinde çalıştım. Oradan da ayrıldım çünkü kardeşlerim henüz küçüktü ve bize destek olacak kimse yoktu.Uzak  bir akrabanın yardımıyla torna atölyesinde işe başladım. İlk aşk şiirimi işyerinde üzerinde yemek yediğim gazete parçasına yazdım. Artık düşüncelerimi içimde birikip taşanları şiirle ifade etme yolunu seçmiştim. Toplumsal olaylara duyarlıydım. Şiirlerime yansıdı  hayatım. Artık hayatımı tornacı olarak devam ettiriyordum. Bilim adamı olmayacağım ama dünyayı değişmek için değişip değiştirmek için çabalıyordum. İlk adımları ailemin feodal yapısından sıyrılmak oldu. sürekli kitap okuyordum.

1995 Antep’e taşındık.

1996da ilk şiir kitabımı çıkarmak istedim. Peri masalları olarak adlandırdığım kitap dosyam bana yardımcı olacağını söyleyen arkadaş yardımıyla tanıştığım kişinin birikiminden faydalanmak için ve yayın aşamasında yardımcı olacağını söyleyen kişinin ortadan kaybolmasıyla son buldu ... 96 çikolata fabrikasında bakımcı olarak çalışırken (bakımcı): makine tamircisi)eşimle tanıştım.

8mart 1998 dünya emekçi kadınlar gününde kaçarak evlendik. 

Eşimle tanışmamızda şiirlerimin etkisi büyüktü. Buluştuğumuzda cebelerindekileri çıkar derdi. Masanın üstüne bir yığın kâğıt tek tek düzeltip okurdu. Özenle katlayıp tekrar bana verirdi. Artık şiir benim hayatımın bir parçasıydı. Sevincim, üzüntüm, aşkım, dünya görüşüm…

İki çocuğum oldu. Kızım Ceren, Berfin ve oğlum Birhan.

2005 yıllında sanat merkeziyle tanıştım. Birçok yapıda sanatsal faaliyetlerde bulundum ama yapıtlarım sanat merkezinde hayat buldu. Düşüncelerim özgürlüğüne kavuştu. Tornanın başında cıvata kutularına yazdığım şiirlerle sanat merkezine gittim ve ilk kitabım “kirpikleri ıslak gri” ile insanlarla yazdıklarımı paylaştım.

Önsöz sanat edebiyat dergisinde bir işçinin günlüğü anı dizisini yayınlarken bire bir yaşanmışlıkları anlattım. Ekin şiir atölyesinin faaliyetlerini sürdürürken ileriki bir zamanda edebiyat atölyesi olarak alt yapısını oluşturma çabalarımız devam ediyor. 

Şu anda beş kitap çalışmam var. Yıllarca sürecek bu çalışmalar tiyatro, şiir, öykü, roman olarak çalışmalarım devam etmektedir. Yenilenme çabalarım sürerken halen fabrikada tornacı olarak çalışıyorum. İşçi ve şair olmanın zorluklarını bire bir yaşarken insanlığın kurtuluşundaki umutla güç alıyorum. Şiir benim için kavgadır. İnsanlığın kurtuluşundaki bilincin paylaşımıdır, yaşamdır yaşadığım her andır. Yaşananlar gölge şiir kendisidir.

Ruhan Mavruk: “El izlerim ”adlı ikinci şiir yapıtınızda ince duyarlılıklar emekçi kitlelere karşı sarsılmaz bir inanç görüyoruz, bu şiirlerde nelerden ilham aldınız?

Kazım Demir: Fabrikada çalışma koşuları kapitalizmin para hırsı insanları insani değerlerden yoksun bırakmış, sınıfsal çelişkileri derinleştirmiştir. İşçi sınıfını yaşamdan koparıp birer makine parçası gibi kulanınmış artık orta sınıf ortadan kalkmış en alt ve en üst tabaka olarak yapılanmıştır. Açlığın ve sefaletin, kirli ellerin cinayetleri sömürünün baskı aracı çaresiz kalırken; bütün sektörlerde grevler gerçekleşiyor. İşçi sınıfının onurlu kavgasına bütün benliğimle inanıyorum. Zaferin yakın olduğunu biliyorum. Sınıfımın içinde aynı sömürüye maruz kalan işçi - şair olarak yaşamdan soyutlanmış ifade güçlüğü çeken, sınıfımın sesi olmayı amaçlıyorum. Sesimi seslere katıp çığlığımızla kapitalizmi yıkıp o büyük güne doğru yürüyoruz.  Şiirlerim yaşamın canlı tanığıdır. İlham kaynağım, sınıfımın onurlu mücadelesidir

Ruhan Mavruk: Sizce şiir yaşamın neresinde olmalıdır? 

Kazım Demir :Birçok devrimci şairin şiirlerini inceldiğimizde çağına tanıklık ettiği gibi geleceği de kurgulamıştır.
Buna örnek olarak Nazım Hikmet.

Nazım’ın şiirindeki derin toplumsal bilincin aydınlık bir geleceğin inancı vardır. Şair yaşanmışlığı, yaşananı iyi algılayıp analiz eden yaşamın bütün renklerini imgelerinde işleyen ve yaşamın içinde yaşananlardan haberdar şair, şiirini grev alanına tarladaki çiftçiye ve fabrikadaki işçiye sıcak bir ekmek gibi götürmelidir.

Bence şiir yaşamın merkezindedir… 

Ruhan Mavruk: Bir emekçi şair olarak bize bir gününüzü anlatır mısınız?


Kazım Demir Ben bir şairim. İşçi şair. Sabah erken kalkıp fabrikaya giderim. Ne güneşin doğuşunu, ne de batışını görebilirim. En güçlü dizelerimi yazarım karanlık çöktüğünde. Çocuklarım var onlar için kurguladığım gelecek bütün çocuklar içindir…

Bilimle uğraşmalarını isterim.  Bilim adamı olmadım ama şairim. Sıcak şöminenin önünde puro tütülüp, ayak ayaküstüne atıp bugün kimi kime gammazlamalı, hangi para babasını poh pohlayıp yazmalı diyenlerden değilim. Yazdıklarından ne kadar para kazanırım hesapları yapanlardan tiksinirim. 

Bazen tornanın başında gizliden yazarım kara ellerimle. Kirli kağıt parçalarına şiirlerimi okurum. İşçilere adım unutuldu sadece şair derler bana. Patron yakınları sevmez beni. Çıkarlarına ters düştüğü için terörist ilan ettiler dizelerimi. 

12saat kapalı kapılar ardında kocaman fabrikada Antep’in soğuğunda bütün işçi arkadaşlarımla beraber çalışıyoruz. Ustabaşına üşürüz dedim çalışan adam üşümez dedi. Patron arada sıra dolaşır fabrikada. Tiksinerek bakar. Yüzüyle adam döver. İşçi arkadaşlara dolaylı yollardan anlatırım sömürüyü. Açıkça anlatmaktan korkmuyorum ama insanlar kuşatılmış modelini sistem belirlemiş farkına varsalar çabalarımı boşa çıkarırlar. Yavaş ve emin adımlarla yolun sonundaki ışığı görüyorum.  Akşam eve döndüğümde bir kum çuvalı gibi yıkılırım.  Yemek yedikten sonra çayımı içer, haberleri takip ederim saat 21’i bulduğunda ailece okuma saati 1saat kitap okuruz. Sonra ailemle zaman geçirip bilgisayarımın başına geçiyorum. Yazmam gereken çok şey var…

Yeni kitap çalışmalarım bir işçinin günlüğü.

Araştırmalarım “Ekin şiir atölyesi” çalışmaları yeni şiirlerimin düzenlenmesi saat ikiyi bulur.
Dört saat uykudan sonra tekrar yorucu bir gün.
İnanıyorum ki gelecek güzel günleri nasırlı ellerimizle şekillendireceğiz, o büyük umudu bilinçlere taşıyacağız
 
 
 
 - Ruhan Mavruk : Güzel bir buluşma oldu... İçtenliğine teşekkürler Kazım Demir.

- Kazım Demir : Ben teşekkür ederim.... Güzel yarınlara..






 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.