Sevilmiyorum

Siz sevilen biri misiniz?
Bilemem!
Nerden bileyim?
Ama ben sevilmeyen biriyim?
Bunu biliyorum!
Vallahi sevilmiyorum.
Tam doğru olmadı aslında bu tespitim ne yalan söyleyeyim.
Daha çok sevilmeyen biriyim.
Şimdi oldu, bu daha doğru oldu.
Yani seveni parmakla sayılacak kadar az biriyim.
Bu beni rahatsız ediyor mu?
Etmiyor!
Ama ettiği zamanlarda olur, doğruyu söyleyeyim!
Üzüyor beni.
Bazen kahrolduğumda oluyor.
Yalan mı söyleyeyim şimdi bunun için?
Buna anlaşılmamak demeyelim de, anlaşılmak için çabalamamak diyelim, bu daha doğru olur.
Çünkü anlamak başka şey, anlamak için çabalamak bambaşka şey.
Ben hep çabalamaktan yana oldum.
Anlamak için çabalamak daha anlamlı geliyor bana.
Çünkü anladım demenin içinde birazda savsaklamak var, birazda anlamamak var.
He he anladım der gibi!
Ben nasıl ki insanları anlamak için çabalıyorsam, insanlarda beni anlamasından ziyade anlamak için çabalamasını bekliyorum, bunu seviyorum.
Ama bunu göremiyorum.
Hemen anlıyorlar beni, hemen anladıkları içinde sevmiyorlar beni!
Demek oluyor ki ‘anlamanın’ içinde biraz ön yargı, birazda kalıplaşmış doğrular var.
Ve demek oluyor ki anlamak için çabalamanın içinde biraz samimiyet, birazda sevgi var.
Sevgi yoksa çabalama da yoktur.
Seven insan sevdiği insanı anlamak için iyimserlikle çabalar.
Neden sevilmiyorum biliyor musunuz?
Bunu merak ediyorsunuzdur şimdi.
Diyorsunuzdur nasıl olur, demokrat, ilerici, yazım emekçisi bir insan nasıl sevilmez?
Sevilmiyorum işte.
Hatta seviyor gibi görünen insanlar tarafından sevilmediğimi de hissediyorum.
Nedenini söyleyeyim:
“İnsanların çıkarlarına ters düşmediğiniz müddetçe sevilirsiniz.”
Bakın bu sözü kulak arkası yapmayın.
Yaparsanız bundan en çok siz zarar görürsünüz, sonra çevreniz.
Payınıza acılar düşer, yenilgiler düşer.
Kaybeden siz olursunuz.
Söylemedi demeyin!
Hatta bu sözü kulağımızda elmas küpe gibi taşıyalım.
Her aynaya baktığımızda görelim, anımsayalım.
Sık sık aynaya baktığımız için sık sık hatırlamış oluruz.
İnsanların çıkarına ters düştüğüm için sevilmiyorum.
Çünkü onların çıkarlarına hizmet etmiyorum.
Hatta düşmanı görüyorlar beni!
Eğer çıkarlarına göre davranmış olsam sevenim sevmeyenimden kat kat fazla olacak.
Oysa ben onların dostuyum biliyor musunuz, ama bunu bilmiyorlar.
Çünkü ben kendimim, kendim gibi davranmaya çabalıyorum.
Bu dostluğun en büyük ölçütüdür.
Şimdi ben onların çıkarlarına göre davransam, tekerlerine çomak sokmasam, yanlışlarını görmezden gelsem, yağcılık yapsam, kendi düşüncelerimi söylemesem, he he doğru söylüyorsunuz desem, tartışmasam, eleştirmesem…
İyilik yapmış mı olurum?
Onları sevmiş mi olurum?
En iyi dostları, en iyi arkadaşları mı olurum?
İnsanlar kendisi oldukları sürece birbirlerinin çıkarlarına ters düşerler.
Güzellikte işte burada başlar.
İnsan kendisi olduğu sürece güzeldir.
Güzel insandan düşman olmaz, dost olur.
Çıkarınıza ters düşmeyen, çıkarınıza hizmet eden insan bilin ki sizin dostunuz değildir.
Bilin ki asıl düşmanınız onlardır!
Seven görünen ama sevmeyendir.
Bilin ki bu tür insanların çıkarları değiştiğinde siz de değişeceksiniz.
Sizin yerinizi bir başkası alacak, onların çıkarına hizmet edecektir bu tür insanlar.
İşte o zaman anlayacaksınız dostluğun anlamını.
İşte o zaman anlayacaksınız kendisi olmanın anlamını.
İşte o zaman hoş görü şiddetin yerini alacak.
Çok geç kalmayız umarım!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şenay Ataş
Şenay Ataş - 7 ay Önce

Etrafında ne kadar insan çok, o kadar insanin en azından yaridan fazlası yalakadir. Bizi iyi tanıdığı için seven insanlar olsun hayatımızda.

Mehmet özgül
Mehmet özgül - 7 ay Önce

Kalemine saglık ,emegine saglık.

Zeynep Karakas
Zeynep Karakas - 7 ay Önce

Kendi ayaklari uzerinde dik duran insanlar pek sevilmezler. Yalaka ve iki yuzluluk revancta. Insanlar bizi sevsin diye degisemeyiz. Ama sunu iyi biliyorumki
Gizliden hayrandirlar.

banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568