Yazar Ayça Öztorun'dan topluma çağrı

YAZAR AYÇA ÖZTORUN MEDYAYA ATEŞ PÜSKÜRDÜ. BAZI PROGRAMLARI ELEŞTİREN AYÇA ÖZTORUN, MEDYA KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİNİ DİLE GETİRİRKEN, TOPLUMA ÇAĞRIDA BULUNDU.

Yazar Ayça Öztorun'dan topluma çağrı


Yaşadığımız süreç yozlaşmaya doğru giderken, ne yazık ki toplumun muhakemesinin de hızla köreldiğini görmekteyiz. 

Tecavüzün bile mübah olduğu, sapıkların baş tacı yapıldığı şu dönemde, halkın sesinin daha gür çıkması, çocuklarımız ve kadınlarımız adına büyük bir sorumluluktur. Sessiz kalan her birey tecavüzü onaylıyor ve ardı arkası kesilmeyen sapkın kararlara omuz veriyor demektir. 

Bu konuda Medya ya çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Birçok medya grubu, yandaş ve satılmış olduğu için, toplum üzerinde oynanan oyunlara dair, yergiye ve hiç bir söyleme yer vermemektedir. Bu durum utanç vericidir.

Bu durum, kadınlarımızın, çocuklarımızın can güvenliğini, namusunu, onurunu, çakalın eline teslim etmekten, boyun eğmekten öteye gitmez. 

Kadına şiddetin, tecavüzün, pedofilinin olağanlaştırılmasıyla, izbelerde, çok daha cinayetlerin, tecavüzlerin, gerçekleşeceği yadsınamaz bir durumdur. 
Yobaz zihniyetlerin, kadını aşağılayan söylemlerine çanak tutan, kadını materyalleştirmeye yönelik yayınlar yapan medya kuruluşları da, bu sapkın yobazlar kadar suçludur. 
Sapkın insanların, kadına bakış açısını onaylamaktan öteye gitmeyen televizyon kanalları, topluma kadını yok sayma adına subliminal mesaj vermektedirler.

Sevgili okurlarım, duyarlı herkesi reyting adına, kadını pazarlamaya kalkan yayınları protesto etmeye davet ediyorum. 

İZLEMEYİN,İZLETMEYİN!

Uzun zamandır televizyon izlememekteyim. Bu benim akıl sağlığımı korumam için almış olduğum bir önlem! Hem kişiliğimi erozyona uğratmıyor, hem de dejenere olmuş medyaya ve insanlara tanık olmuyorum.

Sizlere tavsiyem, her gün kaliteli sinema filmleri seçip, ailenizi ve iç huzurunuzu şölene çevirirken, kaliteli programların, vermiş olduğu mesajlarla ufkunuzu genişletin.
Bugün bulunduğum bir ortamda televizyon izlemek zorunda kaldım. Bir televizyon kanalında,  "en iyi benim" adlı yarışma programına tanık oldum. Midem bulandı.  Bu bir bakıma yarışmaydı. En iyi olması gereken kadındı. Erkeğin iyi olup olmaması çok da mühim değildi yani!

Bu yarışmanın İçeriğinden bahsedeyim size. Birbirlerini hiç görmemiş dört kadın ve bir erkek, bir araya gelecek, Erkek, dört kadından en iyi olanını seçecekti.

Kadınlar, erkeğe kendini beğendirebilmek için, tüm el becerilerini erkeğe sunacak, görsel açıdan da seksi olup, kendilerini beğendirme yarışına gireceklerdi. 


Adam, her gün bir kadının evine gidecek, kadının özenle hazırladığı yemekleri yerken, kıskanç olduğundan söz edecek, diğer odadaki üç kadın, erkeğin söylediklerini duyup, “vaaav! Maço erkeğe bayılırım!” deyip, kendisi üzerinde uygulanabilecek şiddeti de onaylamış olacaktı.

Adamın yakışıklılığından söz edip, kim olduğunu, ne olduğunu irdelemeden, adamı paylaşma yarışına girecekti.

 Tavuk çiftliğine dalmış çil horoz gibi, ortalarda amaçsız dolanan bir adamın, üç aptal kadından birini seçmesi üzerine kurulmuş bir programdı. 

Bu neyin pazarıydı?
Eğer toplumun çoğunluğu, bu içi boş, erk egemen söylemlere dayalı programları izlemeye devam ederse, kadını, süslü vitrinlerde satılan bir materyalmiş gibi gören yobaz sayısı da, programın reyting derecesi kadar artacaktır. 

Erkek seçen, kadın seçilen mesajlarıyla dolu bu avam programları hazırlayan, sunan ve o programa katılan insanları esefle kınıyorum.

Kadının pazarlanması üzerine yayınlanan programlar desteklendikçe, ülkede daha çok tecavüzler, dört evlilikler, çocuk gelinler olacak. 

Ekranlarda kadınları bu kadar alaşağı eden programlar yerine, çok daha kaliteli yayınlar izlemeliyiz. 

“Belgeseller ve eğitici konulara dayalı programlar istiyoruz” demenin en kısa yolu bu içi boş programları izlememektir.

Sabahtan akşama kadar televizyonun başına kurulup, özellikle evlendirme programlarındaki düzmece taliplileri ve sanatsal yönü olmayan yayınlar izleyerek, üstelik hayatınızın kısalığının farkına varmadan, hayata dair üretkenliklerinizi, yeni nesile miras bırakmadan, kafatasınızın içindeki beyninizi, olmayan beyin haline getirmek, yaşarken ölmek demektir. Bu bir bakıma emperyalist sistemlerin toplumu uyutma taktiğidir.

Bedenimize, kişisel haklarımıza, kadınlarımıza, çocuklarımıza, şiddetin, tecavüzlerin artmasının önünü açacak olan bu programlar, ne yazık ki çobanın, koyunlarını otlatarak çaldığı kavaldır!

PROGRAMLARIN AĞINA DÜŞEN GENÇ KIZLARA SESLENİYORUM

 “ş” harfini “s” harfine çeviren ve bir ağdalı, bir cilveli konuşmalarla, fiziğini ön plana çıkaran, milyonların önünde evden bozma stüdyo içine kapatılıp, koca arayan genç kızlarımız, fazla dejenere olmayın yahu!..

Sanata ve kültüre dayalı eğitimden geçtiğiniz takdirde,  bu ucuz programların elinde pazar sektörü olmaktan kurtulacak, hem kaliteli hem de çok daha güzel kızlar olacaksınız.




 
banner380

İlgili Galeriler
banner379
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.