Sonrasız tutkular

“hiçbir şey senden eski değil”
seni sevdiğimde yoktu

RENGİNAR! -

“Bu saatten sonra kimseye senin bana verdiğin değeri veremem!” diye düşündü ve sonrasız tutkuların acılarını sığdırdı gülümseyişlerine. Kanat çırpışlarıyla tüketip karanlıkları, beyaz bir güvercin gibi uzandı sonsuza… 
bir duygu yüreğe bu kadar mı yakışır? 

Alabildiğince disiplinsiz, yalnızlığın sıkıntısıyla daralan, ele geçirilen, reddedilmiş bir yüreği hangi acıların beklediğini bilmeden uzağa düştü kaybedilmek istenmeyen bir varlık. Hiçbir şey ondan eski değildi.
özlenmek mi güzel, özleyen olmak mı?

Bin ateş, bin kurşun ve ardından sular ötesinden gelen bir yorgunluk. Satırların gölgesine güneşin gölgesini gizlemiş bir kadeh dolusu söndürülmüş, silik bir şehvet sindi varla yok arasına. Acı çekişin tecrübesi savruldu dört bir yanımdan. Ötelendi iki değirmentaşı arasında sıkışmış duyguların çığlığı. İki nehrin birbirine karıştığı yer gibi nereye akacağını şaşıran sular, ıslattı geceyi.
karanlık basar mı güzelliği bağrına?

Yazılardaki her kelime, ateş nakışlı bir servet kokusu düşüncelerle yüz göz olan sanal dansın izdüşümüydü. Gözü değene ait cümleler savruldu dört duvar arasına, yalnız yaşandı karaltılar. Körlük ve sağırlığın gölgesinde tükendi hayat. İçinde sadece sözcükler…
ömrü bu dünyada biter mi sevdaların?

gönder hırçınlığını deniz
bilmediğim coğrafyanın 
aşina olduğum sesine 
yeşilin her tonunu bulayarak

Bir gün “Merhaba” diye birbirine uzandığında ellerimiz; birbirine değdiğinde bakışlarımız, ilhama maya olan bir sıcaklık olduğunuzu duyumsayacağım. Kendim için de öyle olduğumu bilmek istediğimi bir de…

öğrendim ki
sözcüklerden başka paylaşacak bir şeyi olmayan
ve yine her bir halkasını o sözcüklerin oluşturduğu 
bir zincirle bağlanan dostluklar
mesafelere yenilip kopmayacaklar

vazgeçmeyenin

YORUM EKLE
banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568