Umuda elveda demeyenlerin öyküsü

"Bazen kaybetmek de lazım kazanmanın tadına varmak için, hatta en dibi görmek lazım. Yanıp kül olmak ve küllerinden  kendini yeniden yaratmak için" diyordu bilge kadın. 

Yanmak, kül olmak tekrar küllerinden doğmak nasıl bir şeydi. "Bu masallarda olur" dedi genç kız… 

Yüzüne bir gölge düştü. Sorgulayan gözlerle baktı bilge kadına.
Zümrüt-ü Anka'yı bilir misin? Dedi bilge kadın.  Zümrüt-ü Anka mı diye tekrarladı. Tabiî ki de bilirim. Mitolojide  Simurg, diğer ismiyle  Anka Kuşu  Türk Mitolojisinde yani bizdeki karşılığı Huma kuşu  ama o bir efsane kuşudur dedi genç kız.
"Her birimiz bir Zümrüt-ü Anka Kuşu olmayı göze almalıyız. Kendi küllerimizden yeniden doğabilmek için yanmalıyız. Eğer bunu başaramazsak kafeslerimizden kurtulamayız" dedi bilge kadın. Cesaretin korkuyu alt edeceğini bunu ancak demir bir yürekle gerçekleştirebileceğinin sırlarını verdi genç kıza.

Yaşamı savaş alanı olarak gördüğümüzde, daha çok hırpalanır, daha çok yorulur, daha çok acı çeker, daha çok yıkılırız. Tüm bunların  asıl kaynağı korkudur. Korkunun kaynağı bilinmeyen karanlıktır ve çocukluğumuzda bize dayatılanlardır. Bilmediğimiz bir yer bizi korkutur. Çok karanlık bir gecenin sessizliği mesela. Hele çocukken bize bu bir şekilde öğretilmişse korkumuz katlanarak artar. Korkuyu besleyen biat kültürüdür. Bize daha önceden verilen korku toplumsal kaynaklı korkudan korkudur. Benim demediğiniz her şeyden korkarsınız. Yani sahip olduğunuz her hangi bir şeye yabancılaşmışsanız onları benimseyemezsiniz. O sizin bireysel korkunuzdur. 

Korkunun panzehiri ise bilinçtir. 
Bilinç bilgi sahibi olmaktır. Bilinç cesarettir. Bilgi ise evreni, insanı kendini bilmek tanımaktır.  Bilinç  çağdaş bilimsel  özgür  düşünceyle, çağdaş bilimsel eğitimle  ve örgütsel güçle kazanılır.

Korkudan beslenen diğer bir duyguda öfkedir. Öfke öğretilen duygu içinde yer alsa da bazen motivasyon sağlayan en güçlü araç dense de  kontrol edilmesi en güç duygudur.
Ama umut öylemi korkunun karşısına dikilen cesur yürektir umut. Bilinçtir, sizi ayakta tutan en güçlü yegâne  formüldür. 

Ayrık otu tarlasında direne çiçekler gibi umuda elveda demeyeceksin ve hiç umudunu kaybetmeden yaşama gülümseyeceksin.

Umutla, sevgiyle, direnerek yaşamı avucunda tutacaksın.  Tıpkı kayayı delip hayat bulmaya çalışan incire,  uçurumda açan çiçeğe, bir maratoncunun son hamlede ipi göğüslemesine tanık olabiliyorsan bu direnerek, umuda elveda demeyenlerin öyküsüdür." 

Genç kızın yüzünü avuçlarının içine alarak ona;
"Böyle insanların içinden umudu ve sevinci söküp almak kolay değildir. O bakımdan inadınla, direnişinle, umudunla, kahkahanla barikat kuracaksın. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek yaşama sıkıca sarılacak, yansan da küllerinden yeniden doğacaksın ve küllenen umutlarını ağlatmayacaksın. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek hep aşk ile seveceksin, umut edeceksin ve direneceksin. Umudun yüceliğini unutma bir kavganın içinde bile sevmeyi ihmal etme. Umutların tükendiği anda bir şiiri okumayı unutma!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Necla polat
Necla polat - 10 ay Önce

Çok doğru.umutsuz yaşanmaz.eline sağlık.

Ümran Öztürk
Ümran Öztürk @Necla polat - 9 ay Önce

Çok teşekkür ederim Necla Hanım

Mine Kılavuz Ongun
Mine Kılavuz Ongun - 10 ay Önce

"Korkunun kaynağı bilinmeyen karanlıktır." Ne güzel söylemiş bilge kadın. Ne güzel söylemiş Ümran Öztürk.

Korkut Alp
Korkut Alp - 10 ay Önce

Yüreğiniz kaleminiz hiç susmasın ümran hanım..
Böylesi güzel bir kalemle bizi buluşturduğunuz için sitenize çok teşekkür eder saygılar sunarım...

Ümran Öztürk
Ümran Öztürk - 9 ay Önce

Mine hanım yorumunuz için teşekkür ederim.

Ümran Öztürk
Ümran Öztürk - 9 ay Önce

Korkut Bey teşekkürler.Her zaman sitemize tüm yazar arkadaşlarımızın yazılarını okumaya bekleriz.

banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568