Zihin, beden ve ruh

Yaşadığımız dünyada hepimiz teknolojinin getirdiği yaşam koşullarından mıdır nedir,akıl oyunları, para hırsı ve görselliğe olan maymun iştahlı yüzeyselliğimizden ruhlarımızı beslemeyi unuttuk.

Günümüzde psikolojik ilaçların ve psikologların pirim yapması(moda haline gelmesi) bunu kanıtlıyor.

Şimdi düşünün,paranın,görsel estetiğin hükmü olmadığı bir dünyada ne yapardınız..Amaları bırakın, sadece  aynadaki gerçek ,maskesiz kendinizi hayal edin!.Bu dünyada amacınız gerçek istediğiniz nedir,niçin yaşıyorsunuz!

İnsanlar genellikle kendilerine iyi gelen şeylerden kaçma eğilimindedirler.galiba kendilerine iyi gelen  ne varsa onları ruhlarına götürdükleri için.Onları bütünün parçasına ‘’BİR’’ e götürdükleri için..Bu düşünce hiç hoşumuza gitmez,egolarımız özümüze izin vermez.

Bunca sanatçının geceler boyu obsesif bir şekilde evrene, kendisine has melodisini sunmaya çalışması nedir sizce!

Yaşamdaki kayboluşlarımız,ruhlarımıza kulak vermememizin nedenidir,.bu yüzden ,onca yaratıcılığı olan beyin hayat koşturmacası içinde yitip gidiyor..

Mitolojik bir hikâye vardır;
Tanrılar toplanmış yeryüzündeki canlıları seyrediyorlarmış. Bu fanilerin varoluş nedenlerine aldırmadan, üstelik de yeryüzünde bu kadar kısıtlı zamanları varken, yaptıkları manasız şeyleri hayretle izliyorlarmış. Sonra da oturup günlerce nedenini niçinini tartışıyorlarmış aralarında. Mesela şu domuzları. Domuz denen şu yaratıkların çamurda debelenmelerine bir türlü akıl sır erdiremiyorlarmış Bu domuzlar neden durmadan çamur denen pis ıslak toprak parçasına batıp çıkıyorlar sanki

Sonunda Tanrılar domuzların çamurda neden debelenip durduklarını anlayabilmek için içlerinden bir tanrıyı yeryüzüne domuz olarak yollamışlar.

Görevlendirilen Tanrı domuz bir annenin karnından doğacak ve bir süre domuz olarak yeryüzünde yaşayacaktı. Sonra da kendisi gibi Tanrı olanların yanlarına gelip domuzların çamurda yuvarlanma amaçlarını anlatacaktı.

Ve öyle de oldu. Seçtikleri Tanrı yeryüzüne domuz bir anneden doğarak dünyaya geldi, Biraz büyüyünce diğerleriyle birlikte çamur göletlinin yanına gittiler. Önce çamuru kokladı biraz tiksindi, sonra da alıştı. Günlerce diğer domuzlarla birlikte balçık çamurun içinde yuvarlanıp durdu.

Diğer Tanrılar merak ve sabırsızlık içinde onu beklerken domuz kılığında yeryüzüne inen Tanrı görevini unuttu balçıklarda yuvarlanıp oynamaya devam etti,Öyle ki diğer Tanrıların yukarıdan seslenip çağırdıklarını duymadı bile..Verilen süreyi çoktan aşmıştı üstelik.

Domuz şeklinde yeryüzüne inen Tanrı amacını umutmuş olmalı ki, Tanrılar onun yaşamına son verip yeryüzünden ayırmak zorunda kalmışlar. Görevi biten Tanrı diğerlerinin yanlarına geldiğinde ise cevabı BİLMİYORUM olmuş!

İnsanoğlu da böyle.

Bilmiyoruz!

Doğduğumuz ilk halimizdeki saflığımızı zekâmızı, yaratıcılığımızı kısaca Tanrısallığımızı duyumsayıp üretmek, hissetmek yerine, diğer ölümlülerle birlikte kıyaslamalar, egolar, kıskançlıklar, kinler, savaşlar, tatminsizliklerle yuvarlanıp duruyoruz.

Bilmiyoruz! 

Varoluş amacımızı ve gerçek mutluluğumuzu.

Tanrısal gücümüzü unutup yeryüzü denen bu çamur aleminde kayboluyoruz.

*****************************

1974 İzmir doğumluyum. 
Dokuz Eylül Ünv. İşletme Bölümünü bitirdikten sonra çeşitli yöneticilikler yaptım.( teker teker yazmıyorum yaş kırk olunca epey bir çalışma hayatı oluyor insanın :)  

Çocukluk yıllarımdan günlük tutma sevdası beni anlayamadığım şekilde yazmaya yöneltti. 

Çok okudum okudukça yazdım yazdıkça okudum. Ve ilk şiir kitabım DELİ ZAMANLAR ı 2014 yılında basıldı. Daha SEBEBİM OLMA adlı kitabım şiir ve deneme olarak yayınlandı.

Bu arada on bir yaşında bir kız çocuğu yetiştirdim.

On yıl önce pilates ile tanıştım. Dört yıldır profesyonel olarak bu alanda öğretmenlik yapıyorum.

Şu an LETS PİLATES stüdyosunda eğitim veriyorum.

Üç yıldır amatör olarak Tiyatro oyunlarında yer almaktayım.

Evliyim ve bir çocuk annesiyim


 

YORUM EKLE
banner441

banner566

banner554

banner558

banner141

banner557

banner568